Başörtülü ve şortlu kadınları yan yana koyup sizce kardeşlik mümkün mü diye soran Elif Şafak’a Cevap

Başörtülü ve şortlu kadınları yan yana koyup sizce kardeşlik mümkün mü diye soran Elif Şafak’a Cevap

Elif Şafak Yenikapı’da başörtülü, başı açık kadınların sevgiyle kenetlendiğini görmedi herhalde…


Elif Şafak dün twitter sayfasında bir türbanlı bir de şortlu voleybol maçı yapan iki kızı paylaşıp şöyle yazmış: “Plajvoleybolu: Biri Mısırlı, biri Alman 2 kadın sporcu. Bu resme bakınca ne görüyorsunuz? Sizce kardeşlik mümkün mü?”

Şimdi bu soruyu görünce insanlar arasında kutuplaşmanın, ötekileştirmenin, diğerini yok saymanın kim tarafından yapıldığı da açıkça görülüyor. Türkiye tam anlamıyla sevgiyle, dayanışma ile vatanı koruma ruhu ile birbirine kilitlenmişken araya nefret tohumları ekmeye çalışanlar ne kadar da kendilerini gariban duruma düşürüyorlar.

Elif Şafak’ın bu tweet’in altına halktan birçok tepki mesajı gelmiş. İnsanlar “türbanlı da insan, diğeri de. İkisi de kendi inancı, kendi özgürlükleri doğrultusunda yaşar, arada sevgi olduktan sonra” diye yazmışlar. Gerçekten de çok doğru. Zaten istediğimiz ve hep birlikte meydanları doldurduğumuz sevgi ve saygı üzerine kurulu bir demokrasi değil mi? Neden toplantı 5 milyon insan meydana? Sevgiyle demokrasiyle bir arada yaşamak için değil mi?

Şimdi Elif Şafak’ın gözünden kaçırdığı çok önemli bir nokta var: 15 Temmuz’da  tüm Türkiye bir gecede eğitildi. Sağcısı, solcusu, ateisti, Rumu, Lazı, Çerkezi, Kürdü, Ermenisi tam 80 milyon kardeşçe tek yürek oldu. 80 milyonun tek yürek olması Elif Şafak’ın bakış açısına göre mümkün değildi ama oldu ve bundan sonra da böyle olacak.  Türk milletinin içine artık kimse nifak tohumları ekemeyecek. Bu yüzden Elif Şafak da bu yazdığı tweet ile boşa kürek çekiyor, boşa çabalıyor.

Halka üsten bakan, Rumiliği ve homoseksüelliği öven, İngiliz derin devletine Türkiye aleyhine yazdıkları yazılarla yaranmayı uman yazarlar karşısında halk çok iyi uyanmış durumda.Elif Şafak’da böyle bir zamanda halkı birleştirici, sevgi köprülerini kuran, ötekileştirmeyen yazarlardan olsun. Çünkü artık bu noktadan sonra İngiliz derin devletinin oyunlarının hiçbiri tutmayacak. Artık eski kavgalı siyaset dönemi de bitti. Tüm partiler Türkiye’nin ortak menfaati için aynı yöne döndü. Elif Şafak’ın bakış açısına göre bu da mümkün değildi ama bu da oldu. Bu yüzden söylediğim gibi halk artık ötekileştirme istemiyor, nefret istemiyor, sevgisiz tek bir cümle bile duymak istemiyor. Elif Şafak da yazılarını bu yönde düzeltsin, zira bunu yapmayanlar artık gittikçe belirginleşiyor, bunu da çok iyi görsün…

Türk milleti Yenikapıda artık kimsenin araya nifak tohumu ekemeyeceğini tüm dünyaya anlı şanlı bir şekilde göstermiştir:

Kaynak: http://bilinmeyenmevlana.com/, http://lutizm.blogspot.com.tr/, A9TV

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Peygamberimiz Hz. Mehdi’ye nasıl hitap ediyordu?

Peygamberimiz Hz. Mehdi’ye nasıl hitap ediyordu?

Dünyada sel gibi Müslüman kanı akıyor. Muazzam olaylar oluyor. Ama bunlar Mehdi’nin zuhuruna vesile olacak.


Ahir zamanda olduğumuz bu dönemde göreceğimizHz. Mehdi’nin güzel ahlakını ve üstün vasıflarını anlatan çok güzel sıfatları var. Hz. Musa’ya korku içinde etrafı gözetlemesi, Hz. Yusuf’a hapsedilmesi, Hz. İsa’ya ölmediği halde öldü denilmesi, Hz. Muhammed’e kılıçla kuşanması yönüyle benzeyen Hz. Mehdi’nin vasıflarından bazıları şunlardır:

EL MEHDİ: Hidayet Olunmuş, Hidayete Ermiş
EL HÂDİ: Hidayete Sevk eden, Doğru Yola Ulaştıran
EL KAİM: Hak İçin Kıyam Eden, Ayakta Duran
EL HÜCCET: Reddi Mümkün Olmayan Kesin Delil
EL MUNTAZAR: Herkes Tarafından Beklenen
MEHDİ-Yİ MUNTAZAR: Beklenen Mehdi
İMAM-I MUNTAZAR: Beklenen İmam (manevi lider)
HALEF-İ SALİH: Allah Evliyalarının Liyakatli Halifesi (manevi lideri)
MANSUR: Allah Tarafından Yardım Edilen
SAHİBİ’L-EMR: İlahi Adaleti Uygulamakla Sorumlu Olan
SAHİBÜ’Z-ZAMAN: Zamanın Sahibi
VELİYİ ASR: Asrın Velisi, Zamanın Tek (manevi) Hakimi, Zamanın Tek Rehberi
MEHDİ-Yİ MEV’UD: Vadedilmiş Mehdi
İMAM-I ASR: Asrın İmamı (manevi lideri)
SAHİB’ÜD DAR: Yurdun Sahibi (manevi sahibi)
BAKİYYETULLAH: Allah’ın Yeryüzünde Geriye Kalan Tek Hücceti ve Son İlahi Manevi Lideri
KÂİM-İ AL-İ MUHAMMED (AS): Peygamberimiz (sav)’in Soyundan gelen, Kıyam Edecek Olan Mehdi
EL HATİM: Hatmeden, Sona Erdiren
NAHİYETÜ’L-MUKADDESE: Kutlanmış Yön, En Yüce ve Kudsi

Peygamberimizin Hz. Mehdi’ye nasıl hitap ettiğine değinirsek; Sahabe, Mehdi’yi çok seviyor ve merak ediyor, Resulullah’a onun hakkında sorular soruyordu. Peygamberimiz de onlara, Mehdi’yi çok detaylı anlatıyordu. Peygamber Efendimizin Hz. Mehdi’ye hitapları ise şu şekildeydi:

Hz. Mehdi Cennetin tavuskuşu (süsü) dur. (Bihar-ül Envar, Cilt 51, Sayfa:105)

Kıyamet yaklaştığı zaman ve müminlerin kalbi; ölüm, açlık, fitneler, sünnetlerin kaybolması, bid’atlerin (dine sonradan eklenmiş yanlış inançların) ortaya çıkması, emri bil maruf ve nehyi anıl münker (iyiliği emredip kötülükten menetme) imkanlarının kaybolması gibi sebeplerle zayıfladığı zaman benim evlatlarımdan Hz. Mehdi  ile Cenab-ı Hak sünnetleri ihya eder. Onun adalet ve bereketi ile müminlerin kalbi ferahlar, Acem (Arap olmayan) ve Arap milletleri arasında ülfet ve muhabbet yerleşir.” (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 66)

Hz. İmam Hüseyin’in şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur: “Hz. Mehdi kıyam ettiğinde halk onu tanımayacaktır. Zira O (HZ. MEHDİ) HALKA GÜZEL SİMALI BİRİ OLARAK GELECEKTİR… ” (Ikd-üd Dürer, s. 41)

HZ. MEHDİ’NİN BİR İSMİ DE “ARSLAN”DIR:

MAVERAÜNNEHİR’DEN BİR ŞAHIS (HZ. MEHDİ) ÇIKAR, ONA EL-HÂRİS (ARSLAN) DENİR. (Ebu Davud, Mehdi 1, (2452)) Ravi: Hz. Hilal İbnu Amr (ra) (Et-Tac, Ali Nâsıf el-Hüseynî, c. 5, s. 617) (Sünen-i  Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/410)

“Ey inananların Efendisi, bize senin Hz. Mehdi’nin hakkında haber ver.” İnananların Efendisi dedi ki: “… HZ. MEHDİ HAZIRLIKLI, ETKİ ALANI GENİŞ, MUZAFFER BİR ARSLANDIR… “ (Kitab-ül Gaybet, [Bihar-ul Envar, cilt 51], Ansariyan Yayıncılık, Derleyen: Muhammed Bakır el-Meclisi, İran-Kum, 2003, s. 184)

Kaynak: http://hzisavehzmehdiyibuyuzyildagorecegiz.blogspot.com.tr/, A9TV 

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Sıla 250 şehit vesilesiyle Nişantaşı’nda gezinebildiğinin farkında mı?

Sıla 250 şehit vesilesiyle Nişantaşı'nda gezinebildiğinin farkında mı?

Sıla Geziye katılırken en ön saflarda koşarken şov mu yapıyordu?


İstanbul Yenikapı’da 7 Ağustos’ta düzenlenen demokrasi mitingi içindarbeye karşıyım ama Yenikapı’daki şova katılmayacağım” demiş Sıla!

Acaba bir sanatçı hangi vicdanla, hangi ruhla, hangi akıllla böyle bir söz eder? Yenikapı’daki demokrasi mitinginde herkes vardı, sağcı, solcu, ateist, Laz, Kürt, Çerkez, Ermeni, herkes ama herkes oradaydı, tüm parti liderleri oradaydı.Yenikapı’daki demokrasi buluşmasına katılan 5 milyon kişi sadece Türkiye içinde demokrasiyi değil tüm dünyaya Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünü adeta haykırmak için oradaydı. Yine bu miting sadece İstanbul Yenikapı’da değil Türkiye’nin birçok ilinde Ankara’da, Diyarbakır’da, İzmir’de, Bursa’da gerçekleştirildi. Oralarda da tüm Türk milletinin tek bir ruh olması, vatan için, bayrak için, bu kutsal toprakların bölünmezliği için tek yürek olması, tek yumruk olması vardı. Orada Çanakkale ruhunun tekrar canlanması vardı. Tabii bu yüksek ruhu anlayabilmek için, gözünü kırpmadann iman dolu bir göğüsle canını verebilmek için aynı ruhta olmak gerek. 

Sıla Nişantaşı’nda mutlu mesut alışveriş yaparken “söylediklerimin arkasındayım” demiş. Acaba darbe gecesi 250 vatandaşımız göğüslerini siper ederek şehit düşmeseydi Sıla rahat rahat Nişantaşı sokaklarında dolaşabilecek miydi? Yoksa darbenin ardından evine kapanıp yüzlerce kişinin asılmasına mı şahit olacaktı? Nasıl olur da bu kahraman milletin demokrasi adına katıldığı bir mitinge lakaytça “şov” diyebilir! O millet değil mi Sıla’nın konserlerine gelen? O millet değil mi Sıla’nın rahatça yaşamını sürdürmesi için kendini tankların önüne atan? O şu anda rahat rahat güneyde tatiline gidip deniz kenarında güneşlenebilir, ama şehit düşen vatandaşlarımızın çoğunun çocukları yetim kaldı, kolu bacağı kopan gazilerimiz hala hastanede tedavi görüyorlar. Sıla gezmesinde tozmasında güneşlenmesindeyken bunların farkında mı acaba?

Sıla her ne amaçla olursa olsun “ben bu şova katılmayacağım” dememliydi… Hem bir sanatçı olarak hem de bu ülkenin bir vatandaşı olarak çok büyük ayıp etti. Tüm konserlerinin iptal edilmesini son derece yerinde buluyorum. Bir an önce özür dileyerek yaptığı bu ayıbı temizlemelidir. Bu tarz söylemler ancak Türkiye’nin parçalanması için yanıp tutuşanları sevindirir. Böyle hayati bir dönemde ayrımcılık yapmak, demokrasiye darbe vurmak ancak ve ancak kişinin kendisine zarar verir…

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Peygamberimiz diyor ki: İki köprü engellendiğinde Mehdimizin zuhur zamanıdır!

Peygamberimiz diyor ki: İki köprü engellendiğinde Mehdimizin zuhur zamanıdır!

15 Temmuz gecesi Hz. Hızır görevdeydi, insanlar bu gerçeği unutuyorlar…


Peygamberimizin ahir zamanda gerçekleşecek olayları adeta görmüş gibi tüm detayları ile hadislerde söylediğini sürekli anlatıyorum. Bakın peygamberimizin hadislerinden biri daha 15 Temmuz gecesi yaşananlar ile Mehdiyeti nasıl bağdaştırıyor:

İmam Sadık şöyle buyurdı: “İki köprü engellendiğinde işte bu Ehl Beytten Kaim Mehdimizin zuhur zamanıdır. (Melaim vel Fiten, İbni Tavus, 181)

Peygamberimiz ahir zamanın mühim bir olayı olarak yaşadığımız bu olayı detaylarıyla anlatmış, bu gerçekten de çok büyük mucize. Hadisin Arapçasında iki köprünün engellenmesi bağlanmak, insanlarca kapatılması ifadesi geçiyor.

Peygamberimizin 15 Temmuzda yaşadığımız darbe ile ilgili diğer hadisini de hatırlayalım:

“Köprü boydan boya tutulduğunda, doğudan gelen perçemli yıldızlar uçtuğunda, işte bu köprüde insanlar ölürler.” (Yevmul Halas, Kamil Süleyman, sayfa 515)

Hadisi incelersek peygamberimizin nasıl detay verdiğini çok net görüyoruz. Köprü boydan boya tutulduğunda (askerler köprüü kapattığında), doğudan gelen (Uçaklar Diyarnakırdan kalktı), perçemli yıldızlar ( F16’ların üzerinde kırmızı Türk bayrakları var, bomba attığında perçem görüntüsü oluşuyor), işte bu köprüde insanlar ölürler. (şehit düşen kahraman insanlarımız)

Gördüğünüz gibi peygamberimizin ahir zaman hadisleri işte böyle arka arkaya gerçekleşiyor. Daha olağanüstü olaylar yaşayacağız, hep harika olaylar olacak, Müslümanlara baskılar artacak ve hamiyet-i İslamiye feveran edecek. Ama bunun sonucunda da Allah’ın izniyle mehdi adeta güneş gibi tüm insanlığın üzerine doğacak…

Bediüzzaman’da halkın Müslümanlara olan baskı sonucunda hamiyet-i islamiye’nin feveran edeceğini ve ardından Mehdi’nin zuhur edeceğini şöyle müjdeliyor:

“Böyle bir cemaat-ı azime (Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in soyundan gelen büyük seyyidler cemaati) içindeki mukaddes kuvveti tehyic edecek (harekete geçirecek) ve uyandıracak HADİSAT-I AZİME (büyük olaylar) VÜCUDA GELİYOR (meydana geliyor). Elbette O KUVVET-İ AZİMEDEKİ (büyük kuvvetteki) BİR HAMİYET-İ ALİYE (büyük koruma hissi) FEVERAN EDECEK  ve  HAZRETİ MEHDİ BAŞINA GEÇİP, TARİK-I HAK (hak yola) VE HAKİKATE (gerçeğe) SEVK EDECEK.”  (Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, s. 473)

Kaynak: http://hzisavehzmehdiyibuyuzyildagorecegiz.blogspot.com.tr/ , A9TV

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

İşte 15 Temmuz darbe gecesi Türkiye’nin deprem haritası!

İşte 15 Temmuz darbe gecesi Türkiye’nin deprem haritası!

15 Temmuz gecesi Türkiye depremlerle sarsıldı… Ahir zamanın her günü Mehdiyetle bağlantılıdır.


Ahir zamanda olduğumuz bu dönemde tüm Türkiye 15 Temmuz gecesi yine olağanüstü bir olaya şahit oldu. Tam peygamberimizinhadislerde detaylarıyla bildirdiği gibi bir darbekalkışması yaşandı. Ahir zamanda her olayın bir harika olduğunu yazılarımda sürekli anlatıyorum. Darbeyi yapmaya kalkışanlar o gece Hz. Hızır’ın da görevli olduğunu hesaba katmadılar. Mehdiyet’in doğacağı İstanbul’un koruma altında olduğunu hesaba katmadılar. Allah’ın koruması altında olan bu şehri Allah’ın dilemesi dışında kimse ele geçiremez, ona da bir kez daha şahit oldular.

15 Temmuz darbe girişiminde yine peygamberimizin bildirdiği olağanüstü bir olay daha yaşandı. O gece Türkiye’nin dört bir yanı depremlerle sarsıldı. Resimde kavuniçi noktalarda Türkiye’de 15 Temmuz gecesi yaşanan depremleri görüyorsunuz. Bakın peygamberimiz bu durumu hadiste nasıl bildiriyor:

…Sonra MEDİNE (İSTANBUL) ŞEHRİ SAKİNLERİYLE BERABER ÜÇ DEFA SALLANACAK, BUNUN ÜZERİNE (MEDİNE’DE BULUNAN) MÜNAFIK ERKEKLER VE KADINLARDAN HİÇ KİMSE KALMAYIP HEPSİ ONUN YANINA GİDECEKLER ve böylece demirci körüğünün demirin kirini, pasını giderip attığı gibi Medine’de pisliği (yani habis insanları) dışına atacak ve O GÜNE KURTULUŞ GÜNÜ DENECEKTİR. (Mace Cilt 10, s. 331-335)

Bu hadisler daha olağanüstü olaylara, Hz. Mehdi’nin ve Hz. İsa’nin zuhuruna şahit olacağımızın işaretidir. Müslüman âlemini zor günlerin ardından apaydınlık günler bekliyor, müminler birbirlerine müjde versin…

Bu konuda yazdığım diğer yazım:

http://blog.milliyet.com.tr/sok-olacaksiniz–peygamberimiz-darbenin-yasanacagini-hadislerde-bildirmis—/Blog/?BlogNo=537315

Kaynak: http://hzisavehzmehdiyibuyuzyildagorecegiz.blogspot.com.tr/ , A9TV

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Milyonlarca insan sadece beyninin içinde yaşadığının farkında değil…

Milyonlarca insan sadece beyninin içinde yaşadığının farkında değil…

İnsanın var zannettiği malı, mülkü, evi, ailesi, hatta bedeni görüntü olarak beyinde yaratılır. Allah’ın sanatıdır bu…


Bu gerçekten de çok büyük bir sır ve bu sırrı çok az insan biliyor. İnsanlar sadecebeyinlerinin içinde yaratılan görüntülerle muhattaplar. Yani sadece beyinlerinin içinde oluşan görüntüleri izliyorlar. Dış dünya ile bağlantıları yok. Dışarıda madde var zannediyorlar. Dokundukları için, kokladıkları için, gördükleri için, duydukları için ve dışarıda gerçekten de capcanlı rengarenk bir dünya seyrettikleri için gördükleri görüntünün varlığından çok eminler. Halbuki gerçek hiç de öyle değil…

Dışarıda renk, ışık, ses yok. Beynin içinde, gözü olmayan ruh rengârenk dünya görüyor.Gözlerimiz sadece elektrik sinyallerini beynimize iletiyor. Beynin içinde karanlık bir yerde apaydınlık görüntüler oluşuyor. İşte bütün bu görüntüleri ruh algılıyor.

Dış dünya ve zaman ile ilgili algılarımız beynin ürettiği değil; beyne Allah tarafından verilen bilgidir. Beynin bir şey üretecek hali yok, lop ettir beyin. Beyne Allah tarafından ilka edilen, verilen bilgidir.Sürekli akıtılan bir bilgidir, an an. Kaderde verilen bilgiyi beyin okumuş oluyor.

Madde var. Ama insanların anladığı anlamda mutlak varlık değildir, gölge varlıktır. Biz o gölge varlığın hayalini görürüz. Mutlak varlık bir tek Allah’tır.

Sıhhatli bir beyinle, makul bir kafayla düşündüğümüzde hem metafizik bir ortamda olduğumuzu anlıyoruz, hem muazzam bir aklın ama çok çok muazzam bir aklın yani yüce Allah’ın her yeri kapladığını görüyoruz, her yere hakim olduğunu görüyoruz.

3 boyutlu derinlikten dolayı eşyaları uzakta zannediyoruz. Cisimlerin aslı ile asla muhattap olamayız. Dışardaki madde saydam ve renksizdir. Dalgalar normalde sessiz ve kapkaranlıktır. Bütün bunları ses ve renk olarak yorumlayan beynimizdir. Bizler yalnızca beynimizdeki bu görüntüleri seyredebiliriz.

Bunların hepsi sebep: Ne göze ihtiyaç var görmek için, ne kulağa ihtiyaç var duymak için, ne tatmak için dile ihtiyaç var. Doğrudan Allah’ın yaratmasına ihtiyaç var. Allah nasıl yaratıyorsa o, o şekilde olmuş oluyor.

Gözün kör olduğunu görüyoruz. Görme merkezinin de kör olduğunu görüyoruz. Gören kim? Beyinde o elektrik akımını gören kim? İşte asıl ‘ben’ denilen varlık, insan denilen varlık o işte, asıl gören varlık o.

Gözler sadece kameradır. Klasik kamera, iki tane kameradır. Kameralar elektrik akımını nasıl alıp götürüyor video kayıt yapılacak yere? O da alıp götürüp beyinde ilgili görme merkezine görüntüyü bırakır. Elektrik olarak bırakır. Ondan sonra işi biter.

Burunda koku alma diye bir şey yoktur. Burun kesinlikle koku almaz. Beyin de koku almaz. Beyindeki ruh, o elektrik akımını koku olarak algılıyor.

HİÇBİR KULAK DUYMAZ. BÜTÜN KULAKLAR SAĞIRDIR. Ses dalgasını elektrik akımına çevirir, beyine götürür bırakır o kadar. Görevi biter ondan sonra. Orada kulağı olmadan duyan ruh var. Gerçek insan odur.

Serbest uzayda, dış uzayda zaman da yok. Zaman, beyinde meydana gelen bir anı diğer bir anla kıyaslamaktan kaynaklanan bir algı ve inanç biçimi, beyninde oluşuyor. Beynin bir ürünü zaman, bir inanç. Dışarıda zaman var zannediyorlar. Hâlbuki bir an vardır, an içinde olup bitmiş olaylar vardır. Allah’ın yaratması bu şekildedir. Ama insanlar zamana bağımlı yaratılmışlar.

Zaman algı biçimidir. Beyindeki inancın adına zaman deniyor. Zaman diye bir şey yok. Beyin, bir şeyi bir şeye kıyaslıyor. O kıyastan bir inanç meydana geliyor. Bu inanca biz zaman diyoruz.

Sonuç olarak beyindeki yaratılma olayını tam kavrayan insan bütün elektronik aletlerin beyinde yaratıldığını da rahatlıkla görecektir. HİÇ KİMSE MADDENİN ORİJİNALİNİ ŞİMDİYE KADAR GÖRMÜŞ DEĞİLDİR. HERKES BEYNİNİN İÇİNDE YAŞAR.

DÜNYA ÇOK KALİTELİ BİR RÜYADIR. KESKİN, ŞUURU AÇIK BİR RÜYA GÖRÜYORUZ.Dikkatlice bakarsanız anlarsınız; beyninizin içindeki bir görüntüyü seyrediyorsunuz. İnsanlar bu gerçeği bir türlü fark edemiyorlar, zaten fark etseler çok korkarlar.

Kaynak: http://darwinizminacmaziruh.blogspot.com.tr/, A9TV

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Mevlana’nın kitabı Mesnevi’de ağaçların Mevlana’ya secde ettiği söyleniyor!

Mevlana’nın kitabı Mesnevi’de ağaçların Mevlana’ya secde ettiği söyleniyor!

Müslüman, Mevlana adına yapılmış anormal izahları kabul ederse dalalete düşer.


Mevlana’nın yazdığı söylenenMesnevi isimli eserde Kuran’a veİslam’a çok fazla mualif ifadenin geçtiğini daha önceki yazılarımda sürekli anlatıyorum. Mesnevi’de homoseksüellik övülüyor, Türkler barbar olarak görülüyor, kadının hayvan suretinde olduğu söyleniyor, Mevlana’da ilahlaştırılıyor. İngiliz derin devleti dört bir koldan Mevlevilik ve Rumilik adı altında İslam’la uzaktan yakından bağdaşmayan bu sapkın dini yaymaya çalışıyor. Müslüman kimliğindeki İngiliz ajanları sürekli Mevlana’yı ve homoseksüelliği övüyorlar, İslam’a göre sapkın olan davranışları Müslümanların kabul ettiği yönünde bir imaj oluşturmaya çalışıyorlar.

Mevlana adına yazılmış olan Mesnevi’yi inceleyen herkes Kuran’la tamamen zıt olan bu sapkın ifadeleri görecektir. Bakın Mevlana bu kitapta nasıl ilahlaştırılıyor:

Mevlana sabahleyin erkenden evden çıktı, bağın içine doğru yürüdü. Ben de nereye gidecek diye hep arkasından gidiyordum. O hangi ağaca rastlasa, selam veriyor ve bütün ağaçlar secde ediyorlardı ve bana Kuran’daki “Yıldız ve ağaç secde ederler” ayetinin sırrından bir hikmet gösteriyordu.

Ben bu hal karşısında feryat ve figan edip heyecanlar gösteriyordum. O bana “ Sus, bir şey söyleme “ diyerek mübarek yeni ile işaret etti. Ben bu heybetten üç gün üç gece kendimden geçmiş ve dili tutulmuş bir yerde düşüp kalmışım. (Ariflerin Menkıbeleri, Şark İslam Klasikleri 29, Ahmet Eflaki, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, 489)

Allah Kuran’da “Bitki ve ağaç (O’na) secde etmektedirler. (Rahman Suresi, 6)” ayetiyle bitki ve ağacın Kendisine secde ettiğini bildirir. Mevlana’nın kitabında iseMevlana ilahlaştırılarak ağaçların Mevlana’ya secde ettikleri söyleniyor.

Mevlana adına yazılan bu eserdeki sapkın ifadeleri sizlere anlatmaya devam edeceğim. Samimi Müslümanların Mevlana adı altında İngiliz derin devletinin bu sapkın dini yaymaya çalışmasına karşı çok dikkatli olmaları gerek.

Kaynak: http://bilinmeyenmevlana.com/, https://www.facebook.com/ingilizderindevleti/?fref=ts

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Aşağıda Mevlana’nın nasıl ilahlaştırıldığını görebilirsiniz: