Evrimciler neleri düşünmeden bu teoriyi savunurlar?

Evrimciler neleri düşünmeden bu teoriyi savunurlar?

Evrimciler neleri düşünmeden bu teoriyi savunurlar?

 

Evrimciler artık bu yüzyılda yaratılışçıların karşısına geçip teoriyi savunamıyorlar.


Evrimcilerin evrim teorisi hakkındaki itirafları aslında çok önemli bir gerçeği ortaya koyuyor. Evrimciler inanmadıkları bir teoriyi kendi kariyelerini, üniversitelerindeki kürsülerini kaybetmemek adına savunuyorlar. Yoksa kendileri de bu çürük teorinin tutunacak bir dalı olmadığının farkındalar.

Rastgele mutasyonların, tüm canlılık âleminin ihtiyaçlarını karşılamış olmasının imkansızlığını anlattıktan sonra Grassé şöyle diyor:

Hayal kurmaya karşı bir yasa yok, ama bilim buna dâhil edilmemelidir.1

Nobel Ödüllü, Ünlü Bir Evrimci Dr. Robert Milikan’da bu gerçeği şöyle itiraf ediyor:

Şu çok acıklı: Biz bilim adamları şu ana kadar hiçbir bilim adamının kanıtlayamadığı evrimi kanıtlamaya çalışıyoruz.2

Evet, evrimcilerin aslında çoğu bu teorinin 21. Yüzyıl bilimi karşısında iyice köşeye sıkıştığının farkındalar, ama yine de bu teoriyi ayakta tutmaya çalışıyorlar. Şimdi bilinçsizce bu teoriyi savunanların aslında yeryüzünde hiçbir şeyin tesadüf eseri olmadığını, her şeyin arkasında üstün bir akıl olduğunu gösteren detaylardan örnekler vermek istiyorum.

Evrimciler bir dinozorun sineği yakalamaya çalışırken kanatlandığını iddia ederken, sineğin zaten mükemmel bir kanat ve uçuş sistemine sahip olarak saniyede 1000 kere kanat çırpıyor olduğunu düşünmezler.

Evrimciler, fosfor, karbon gibi atomların tesadüfler sonucunda biraraya gelerek, yıldırımlar, volkanlar, ultraviyole ışınları, radyasyon gibi doğal olaylar sonucunda kendilerini kusursuzca organize ederek proteinleri, hücreleri, balıkları, kedileri, tavşanları, aslanları, kuşları, insanları ve tüm canlılığı meydana getirdiklerini iddia ederken bunların bilinçsiz, akılsız, yeteneksiz, bilgisiz ve cansız olduklarını düşünmezler.

Evrimciler,  evrim teorisinin 1800’lü yılların teknolojik ortamında ortaya atılmış kör bir teori olduğunu düşünmezler.

Evrimciler, türlerin birbirinden evrimleştiğini iddia ederken fosil katmanlarında bunu destekleyecek tek bir delil elde edilemediğini düşünmezler.

Evrimciler,  canlı türlerinin birbirlerinden uzun zamanlar içinde evrimleşerek çoğaldıklarını iddia ederken bugün bilinen temel canlı kategorilerinin tamamının, hatta soyu tükenmiş daha fazlasının, yeryüzünde yalnızca tek hücreli canlıların hüküm sürdüğü bir zamandan hemen sonra, yaklaşık 530 milyon yıl önce, “Kambriyen Devri” adı verilen jeolojik devirde aynı anda ve aniden ortaya çıktıklarını düşünmezler.

Evrimciler,Archaeopteryx’in sürüngenler ile kuşlar arasındaki “kayıp halka” olduğunu iddia ederken Archaeopteryx’in tüm özellikleriyle tam bir uçucu kuş olduğunu düşünmezler.

Evrimciler, canlılığın kör tesadüfler sonucu oluştuğunu iddia ederken ortalama büyüklükteki bir protein molekülünün tesadüfen oluşma ihtimalinin 10300’de bir ihtimal olduğunu düşünmezler.

Evrimciler,  işlev gören bir proteinin tesadüfen oluşması için ise 10950de bir ihtimal gerektiğini hiç düşünmezler.

Evrimciler,  19. yüzyıl teknolojisi ile su dolu bir balon olarak gördükleri ve tesadüfen oluştuğunu iddia ettikleri hücrenin bilim adamlarının benzetmesiyle, New York şehri kadar kompleks bir yapıya sahip olduğunu düşünmezler.

Evrimciler, milimetrenin 100’de biri büyüklüğünde olan hücrelerimizin içindeki “mitokondri” isimli enerji santralinin, bir petrol rafinerisinden ya da bir hidroelektrik santralinden daha kompleks olduğunu düşünmezler.

Evrimciler, şuursuz tesadüfler sonucu oluştuğunu iddia ettikleri insanın 100 trilyon hücresinin her birinde mevcut olan DNA moleküllerinden tek bir tanesinde bir milyon ansiklopedi sayfasını dolduracak bilgi bulunduğunu düşünmezler.

Evrimciler,  insan beynindeki her bir nöronun diğer nöronlarla binden 10 bine kadar bağlantı yaptıklarını (sinaps), bunun bir nöronun aynı anda 10 bin farklı nöronla iletişim kurabilir anlamına geldiğini ve insan beyninin içindeki sinapsların sayısının 1 katrilyon olduğunu ve bunun da yaklaşık 1.000.000.000.000.000 haberleşme demek olduğunu, bunun tesadüfen oluşmasının imkansız olduğunu düşünmezler.

Kaynaklar:

http://evrimcilerindusunmedikleri.blogspot.com/

1.      Pierre Paul Grassé, Evolution of Living Organisms, s.103

2.      SBS Vital Topics, David B. Loughran, Nisan 1996, Stewarton Bible School, Stewarton, Scotland, URL:http://www.rmplc.co.uk/eduweb/ sites/sbs777/vital/evolutio.html

Reklamlar

Cevapla

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s