14 Şubat: Sevgi için senede tek bir gün mü?

14 Şubat: Sevgi için senede tek bir gün mü?

 1010091_505943816190293_1840522280_n

Gerçek sevgide insanın gözlerinden sevgi hiç durmaksızın akar.


Evet, bugün 14 Şubat Sevgililer günü. Günlerdir yapılan reklamlarla sürekli hatırlatılan gün geldi işte. Bugün için hediyeler hazırlandı, akşam için yemek planları yapıldı. Materyalist bir dünyada yine materyalist çözümlerle kalplerde sevgi oluşturulma çabası… İnsanın sevgisini göstermesi için bir gün yeter mi sizce? Oysa gerçek sevgide yaşanan, hissedilen duygu bambaşka. Bu gerçek sevgide hem dünyahayatında aşk var, hem ahirette aşk var. Bakın yazar Gülgün Göktan sevginin tek bir güne sığdırılamayacağını ne kadar güzel anlatıyor:

Herkes çok heyecanlı, çünkü ‘Sevgililer Günü’ yaklaşıyor… Haftalardır her yerde bugünün hazırlıkları, telaşı, duyuruları var. İnsanlar bugünden çok şey bekliyorlar. Günlerdir bu günün nasıl kutlanacağı, ne hediyeler alınacağı, nerelere gidileceği, ne sürprizler yapılacağı düşünülüyor. Ve herkeste bu günün mükemmel olması gerektiği inancı hâkim. Hemen her yerde, her geçen sene, bugün için yeni fikirler geliştiriliyor. Son haftalarda  insanların ana konusu daha ilgi çekici, daha orijinal, daha çarpıcı hediyeler üretebilmek, daha orijinal eğlence fırsatları sunabilmek, daha büyük kutlamalar yapabilmek…

Ve işte bu nedenle, tarihler 14 Şubat’ı gösterdiğinde, tüm insanlık bir anda sevgiyi çok daha fazlasıyla; en iyi şekilde yaşamayı ve sevginin bugünün tamamına hâkim olmasını bekliyor.

Peki bu mümkün mü? Sevgi böyle bir şey mi? Bütün yıl sevgisiz yaşayan insanlar bir gün içinde sevgiyi yakalayabilecekler mi? İnsanın, 365 günün sadece tek bir günü için bu kadar heyecan duyması; sevgiyi sadece bugün bu kadar coşkulu yaşayabileceğine inanmış olması şaşırtıcı değil mi? Ve acaba bu insanlar ‘Sevgililer Günü’nü kutlarken, sevginin gerçek anlamını da biliyorlar mı? Ya da bu gerçek sevgiyi hiç tattılar mı? 

Eğer gerçekçi bir tablo çizecek olursak, dünyanın neresini düşünürsek düşünelim, günümüzde insanların istedikleri sevgiyi yaşayabildiklerini söyleyebilmek çok zor. Tam tersine kadınlar, erkekler,çocuklar, anneler babalar, hemen herkes hayatın bu önemli duygusunun eksikliğinden yakınıyor. Bunun en önemli sebeplerinden biri kuşkusuz ki bundan yakınan insanların kendilerinin de sevmeyi bilmemeleri. Ama istedikleri sevgiyi yaşamasını bilen insana da rastlayamıyorlar. Ancak karşılarına çıkan bu tabloya rağmen, bu konuda gereken çabayı da göstermiyorlar. Hâlbuki insan eğer bir şeyi gerçekten istiyorsa, bunu elde etmek için elinden gelen her şeyi yapmalıdır. Eğer sevgi istiyorsa ve bulamıyorsa, her şeyden önce bunun sebebini araştırmalıdır. Dünyanın neresinde olursa olsun, bunun bir çözümü varsa, onu bulup anlamaya yaşamaya çalışmalıdır. Eğer bunu yapmıyorsa, sevgiyi de gerçekten istemiyor demektir. Ya da sevginin önemini henüz daha hiç kavrayamamış demektir. Ve o zaman, gerçekte aradığı da sevgi değil, geçici bir eğlence ya da bir hevesten başka bir şey değildir.

Ve sevgi olmadan yaşamak da, gerçek manada yaşamak değildir. Sevgiyi bilmeyen bir insan, insan olmaktan da çok uzaktır. Çünkü hoşa giden bütün tavırların, inceliklerin, güzelliklerin, nezaketin temeli sevgidedir. Ancak sevgiyi bilen insanlar bu güzellikleri sunabilir. Aksinde insanın karşılaşacağı tavırların tamamının ortak noktası ruhsuzluk, soğukluk, nezaketsizlik, kabalık ve insaniyetsizliğe dayalıdır. Zaten böyle sevgisiz bir insan, ruhen de hasta demektir. Sevmek, sevilmek, güzellik sunmak, güzellik görmek; bunların hiçbiri onu ilgilendirmez. Onun tek istediği yalnızca ‘yaşamak’tır. Bu yaşam için aradığı şeyler de sadece hayatta kalabilmek ve dünyada bir yer edinebilmek için gerekli olan maddi şartlardır. Oysa dünya yalnızca sevgiyle anlam bulacak bir yerdir. Sevgi olmadan dünya da bomboştur.

Bana göre sevgi, Allah’ın dünyada yarattığı en büyük, en kıymetli nimetlerden ve en derin duygulardan biri. Sevdiğiniz birinin yalnızca sesini duymak, yüzünü görmek ve hatta sadece ‘var olduğunu bilmek’ bile ne kadar büyük bir sevinç vesilesidir. Onun bakışlarındaki sevgiyi görmek, gözlerine sevgiyle bakmak; güzel, içten, samimi bir sevgi sözü söylemek ya da onun sözlerinde sevildiğinizi hissetmek… Onun iyiliğini istemek, rahatını, konforunu sağlamak, sağlığını korumak, en iyi şartlarda yaşamasını, en güzel imkanlara, en hoşuna giden şeylere sahip olmasını, en mutlu olduğu şekilde yaşamasını sağlamak için emek vermek… Ona şefkat göstermek, merhamet etmek, o söylemeden dahi onun ihtiyaç duyabileceği şeyleri düşünüp sağlayabilmek… Onu kötülüklerden korumak, ona gelebilecek zararlara karşı, güçlü bir sahiplenme duygusuyla onu kollamak… Onu rahatsız edebilecek şeyleri ondan uzak tutmak, kötü ahlaklı insanlarla, kötü tavırlarla, kötü ortamlarla onu muhatap etmemek…

İşte sevgi budur. Yoksa sevgi, sadece bir insana hediye almak, onun sevgililer gününü kutlamak, bu özel günde ona sürprizler yapmak değildir. Ruhunuzda, bu anlatılan derin sevgiyi yaşamadan, milyonlarca kez de ona sevdiğinizi söyleseniz, bu ne onu mutlu eder ne de size bu özel duyguyu yaşatabilir. Bunun için önce sevgiyi yaşamanın yolunu bilmek gerekir.

Böyle bir sevgiyi tadabilmek için önce sevgiyi yaratan, onu insanlara ilham eden, kalplerine yerleştiren, sevgiden haz duymalarını, mutlu olmalarını sağlayan Allah’ı çok sevmek gerekir.

Çünkü dünyada gördüğümüz maddi manevi bütün güzelliklerin asıl Sahibi, asıl Yaratanı Allah’tır. Sevgi, saygı, tutku, şefkat, merhamet, sadakat, yakınlık, sıcaklık, dostluk, sırdaşlık ve sevgiyi sağlayan tüm incelikler, güzel davranışlar ancak Allah’ı seven insanların bilebileceği tavırlardır. Tüm bunları insanlara öğreten ve yaşatan yalnızca Allah’tır. 

Allah’ı tanımayan bir insanın, Allah’ın yarattığı güzellikleri bilmesi ise elbette ki mümkün değildir. İşte bugün tüm dünyada insanların yakındıkları sevgisizliğin temelinde de, insanların bu cümledeki önemli gerçeği düşünmemeleri vardır. 

Sevgililer Günü kutlamalarına verilen dikkat ve emek; ve haftalar öncesinden başlayarak bu güne hazırlanmaya ayrılan süre, bu önemli gerçeği düşünmeye verilmiş olsa, belki de birçok insan aradığı sevgiyi çoktan bulabilirdi.

İşte bu nedenle bu noktada sevgiyi bilen her insana büyük bir sorumluk düşüyor. Sevgiyi ve sevmeyi bilen insanların her biri, adeta birer ‘Sevgi Öğretmeni’ olarak, insanlara ‘sevmenin, sevilmenin, gerçek sevgiyi yaşamanın gerçek yolunu’ göstermekle yükümlü olduklarını unutmamalılar.
Kaynak:  https://twitter.com/GulgunGoktan

Reklamlar

Cevapla

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s