Işid yanlış yolda, savaş ayetlerini istismar ediyorlar -1

Işid yanlış yolda, savaş ayetlerini istismar ediyorlar -1
Işid yanlış yolda, savaş ayetlerini istismar ediyorlar -1

Işid’i durduracak tek güç Mehdiyettir.


Tüm dünya şu anda dehşet içinde Işidörgütünün nasıl acımasızca kafa kestiğine şahit oluyor. Dinimiz sürekli savaş, saldırma, yakma, yıkma, kendi dininden olmayanı acımasızca öldürme dini olarak gösteriliyor. Hâlbuki İslam dini daima barıştan, sevgiden, affetmekten, şefkatten yanadır. İşid ve onun gibi diğer örgütler Kuran ayetlerini son derece yanlış anlayıp, hurafelere inanıp Kuran’a tamamen ters bir mantıkla hareket ediyorlar. Kuran’daki savaş ayetlerini incelediğimizde savaşın sadece savunma amaçlı yapılması gerektiği çok net bir şekilde görülecektir.

Bakara Suresi, 191. Ayeti incelersek;

Onları bulduğunuz yerde öldürün ve sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne, öldürmekten beterdir. Onlar, size karşı savaşıncaya kadar siz, Mescid-i Haram yanında onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın. Kafirlerin cezası işte böyledir. (Bakara Suresi, 191)

Bu ayet, Müslümanların ağır baskı ve şiddete maruz bırakılması ve Mekke’den çıkarılıp Medine’ye hicrete zorlanmasının ardından indirilen bir ayettir. Müşriklerin ağır zulmü ve doğrudan saldırılarına karşı Müslümanlar kendilerini savunma emri almışlardır. Zulüm yapma konusunda sakinleşmeyen, güzel sözden anlamayan ve barış, uzlaşma çağrılarına kulak asmayan bu topluluğa, onların yöntemi ile karşı koyma durumu söz konusu olmuştur.

Fakat ayette, Kuran’daki savaş hukukuna dair hatırlatma da tekrar yer almaktadır: “Onlar, size karşı savaşıncaya kadar siz, Mescid-i Haram yanında onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın.” Görüldüğü gibi savaşmanın tek şartı, karşı tarafın bir saldırıda bulunmasıdır. Onlar savaşmadıkça veya herhangi bir saldırıda bulunmadıkça, Müslümanlarla savaşmak kesin olarak helal değildir.

Söz konusu ayeti kendilerince saptıran radikallerin de, İslam karşıtlarının da ayetteki bu önemli hükmü görmezden gelmesi elbette son derece kuşkuludur. Ayet açıkça, Müslümanlara sadece kendilerini savunma özgürlüğü vermektedir. Dolayısıyla savaş ve saldırı bu ayetin hükmü değildir.

Ayetteki bir başka önemli husus ise şöyle bildirilmiştir: “Fitne, öldürmekten beterdir.” Toplumları galeyana getirmek, nefreti körüklemek, dedikodu yayarak nefret, anarşi ve terörü yaygınlaştırmak ve düşman kitleleri oluşturmak fitne çıkarmaktır ve ayetin ifadesine göre böyle bir fitneyi çıkarmak adam öldürmekten dahi beterdir. İşte Müslümanlara saldıranlar, hem fiili hem psikolojik hem de sinsi anlamda bu fitneyi oluşturmakta olan topluluklardır. Verdikleri zarar büyüktür. Saldırganlıkları başgösterdiğinde de Müslümanlar doğal olarak kendilerini savunmaktadırlar.

Şu anda bir kısım bağnazların kulaktan dolma bilgiler veya hurafelere kanarak kişileri, toplumları, dinleri veya ülkeleri fitneci ilan etmeleri ve bu sapkınlıklarına söz konusu Kuran ayetini delil göstermeye çalışmaları ise büyük bir hezimettir. Fitne, Müslümanlar arasında bölücülük yapmak, onları türlü sıkıntılara sokarak zarara ve günaha sürüklemek, ardından da toplu isyanların alt yapısını oluşturmak, Müslümanlara karşı fiili ve sözlü saldırılarda bulunmak gibi bozgunculuğa yol açacak fiiller içermektedir. Dolayısıyla bir kişinin fitne ile suçlanabilmesi için tarifini yaptığımız bu uygulamaların bir veya birçoğunu yerine getirmesi gerekmektedir. Şu anda “fitneci” damgasını vurarak özellikle Musevileri veya İsrail’i suçlamaya çalışanlar bu ayete kesin olarak muhalefet etmektedirler.

Kuran’a göre Musevileri veya İsrail’i bir bütün olarak “fitneci” ilan etmek haramdır. Her dinden veya ülkeden fitne çıkaran insanlar olabilir. Fakat Araplardan, Türklerden veya Müslümanlardan fitne çıkaranlar olduğu için Arapların, Türklerin veya Müslümanların tümünün fitneci ilan edilemeyeceği gibi Musevi ve İsraillilerin de tümünü fitneci ilan etmek söz konusu değildir. Kuran’a göre bir Müslüman, bir Musevinin evinde yemek yiyebilmekte, ona konuk ve dost olmakta, hatta onunla evlenebilmektedir. Durum böyleyken bir Müslümanın bir Museviyi koşulsuz şartsız “fitneci” olarak ilan edebilmesi mümkün değildir. Bu iddiayla ortaya çıkanlar, başta da belirttiğimiz gibi Kuran’ı hiç bilmeyen, fitne konusunda Musevilerle ile ilgili sayısız uydurma hadisin etkisi ile yetişmiş olan cehalet içindeki insanlardır.

Şu anda İşid’in yaptığı kesinlikle zulümdür, Kuran’a tamamen terstir. Savaş ile ilgili diğer ayetleri de detaylı açıklayacağım.

Kaynak: http://bagnazliknedir.blogspot.com.tr/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Twitter: https://twitter.com/erkanarkut

Reklamlar

Cevapla

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s