PKK’nın emperyalizm maskesi…

PKK’nın emperyalizm maskesi...

PKK hiçbir zaman Türk topraklarını bölemeyecek eli kanlı bir terör örgütüdür.


Bir tarafta yakıp yıkan, okulları bombalayan, askerlerimizi sırtından vuran, karakolları havaya uçuran PKK, diğer tarafta Avrupa’da oldukça demoktarik gözüken, saygılı, ılımlı, hiçbir olaya karışmayan PKK. Bir tarafta dağlarda yaptığı Komünist propoganda ileteröristleri eli kanlı bir katil olarak yetiştiren, dinsiz, haşa namazla alay eden PKK, diğer tarafta kendisini son derece dindar aynı zamanda da modern göstermeye çalışan PKK. PKK her ne kadar değişik yüzleriyle ortada gezen bir şeytan olsa da aslında gerçek yüzü apaçık meydanda. Bu eli kanlı örgüt Komünist Kürdistan’ı Türk topraklarında kurmadan asla silahını bırakmayacak azılı katillerden oluşan kahpe bir örgüttür. Yazar Aylin Kocaman bir makalesinde PKK’nın bu değişken yüzünü ve bunun perde arkasını çok hikmetli bir şekilde anlatıyor:

Amerikalı muhafazakarların yaklaşık bir asır önce Ortadoğu’da bir Kürdistan devleti hayali artık bir sır değil. Amerika’nın isteği aslında Ortadoğu’nun en kilit noktasında bir karargah, tüm ticaret yollarına transferi sağlayan bir geçiş yolu, petrolü bol bir kaynak ve ikinci bir İsrail -yani Ortadoğu’da ikinci bir müttefik- elde edebilmekti.

ABD, zorlu Ortadoğu ülkeleriyle zorlu uzlaşma hamleleri yerine, kendi himayesinde bir coğrafya istemişti.Evanjelik Hristiyanların Ortadoğu kehanetlerine de en fazla uyan yine bu senaryoydu.

Türkiye, İran, Irak ve Suriye’yi kapsayan Kürt nüfus içinde ortaya çıkan PKK, bir terör örgütü olarak ABD için başlarda sorundu. Çünkü PKK, kuruluş manifestosunda “Amerikan emperyalizmine karşı Leninist bir rejim getirmek ve bunun için terörü kullanmak” gerektiği açıkça belirtilmişti. İşte tam da bu sebeple PKK, ABD’nin terör örgütü listesindeydi. Fakat 90ların sonunda PKK’da ani bir değişim gerçekleşti. Emperyalizm karşıtı örgüt, emperyalizmi öven söylemlere büründü. Demokrasiyi savunur oldu. Emperyalizmin Ortadoğu kalesi olarak lanetlediği İsrail’in en büyük destekçisi haline geldi. Bölgede Amerikan çıkarlarını korumaya başladı. İşte bu dönem, PKK cihetine ilk Amerikan desteğinin emarelerinin göründüğü dönemdi.

Önemli bir kozu kullandı PKK: Modernlik, özgürlük ve kadın hakları. Kadınlara özgürlük seminerleri düzenleniyor, liderlikte kadınlara yer veriliyor, kadınlar erkeklerle birlikte gerilla savaşına katılıyorlardı. Bağnazlık karşıtı görüntü vermeye özen gösteriliyor, çevrecilik gündem yapılıyordu. Ön plana çıkarılan bu özellikler bazı Batılı yazarları adeta büyülemişti. Bu yazarlardan Bernard-Henri Levy, New Republic’deki makalesinde şunları söylüyordu:

“Söz konusu bölgelerde cinsiyet eşitliği, sekülerizme ve azınlıklara saygı ve İslam’ın modern, ılımlı ve ekümenik kavramını görmek mümkün; ki bunlar, bölgede oldukça nadir görülebilen özellikler.”1

Bu süslü tablo ister istemez civar ülkelerle kıyaslanıyordu. ABD’nin geçmişte Ortadoğu’da demokrasi adına büyük beklentiler içinde olduğu ülkemizde, Ortadoğu’nun tek demokratik ve NATO üyesi ülkesi Türkiye’de ise propaganda farklı yönde işliyordu. Hükümet her ne kadar bağnazlığa geçit vermeyeceğini yüksek sesle dile getirse de, hükümet içinden Bülent Arınç gibi isimler çıkıp “kadınlar kahkaha atmamalı, telefonda konuşmamalı” gibi ifadelerde bulunuyor, devletin kendi TV kanalında program yapan bir kişi hamile kadınlara adeta laf atıyordu. Bir anda batıda, “bağnaz bir Türkiye’ye karşı mücadele veren modern PKK” algısı gelişiverdi.

Her ne kadar Arınç sonrasında bu sözlerinin yanlış anlaşıldığını iddia etse de, Türk hükümeti ve devletine yönelik sözlü tahribat uygulamaya geçmişti.

İşte bu algı, şu an batının bütününü sarmış durumda. Kobani üzerinden gerçekleştirilen yaygara, bunun sadece bir göstergesiydi. Batı, özellikle ABD, kendi terör listesindeki PKK’nın bir yeni emperyalist, modern, ılımlı bir müttefik olduğuna o kadar inanmıştı ki, Ortadoğu’daki bütün planlar bu örgüt üzerinden yapılır oldu.

Oysa gerçekler çok farklı. PKK, Leninist bir temel üzerine oluşturulmuştur ve bu ülküsünden hiçbir şekilde vazgeçmiş değildir. Emperyalizme karşı sempatisi sadece bir maskedir. Özellikle Türkiye ve İran tarafından köşeye sıkışmış olduğundan başvurabileceği son çare olarak bu yöntemi denemektedir. Bu yöntem daha önce Lenin tarafından da denenmiştir, dolayısıyla ideolojik anlamda sakınca görmemektedir.

PKK; İslam konusunda ılımlı falan değil, tümüyle İslam düşmanıdır. Komünizmin gereği olarak halkların din ve ahlakının olmaması gerektiğini, aile ve devlet kurumlarının yok edilmesi gerektiğini savunur. Abdullah Öcalan’ın bu yönde fazla sayıda açıklaması bulunmaktadır.

PKK’da kadın, hedeflenen komün sisteminin ortak malı olarak değerlendirilir. Dolayısıyla kadına değer, sadece görüntüdedir. Nitekim örgütten ayrılan kadınlar, erkekleri savaşmaya teşvik için intihar bombacısı olarak kadınların seçildiğini, sistemin kadınların köleliği üzerine kurulmuş olduğunu, erkekler ne isterse yapmak zorunda olduklarını açık şekilde anlatmışlardır.2

Dolayısıyla PKK, Batıya karşı oyun oynamakta, göz boyamaktadır. Amaç bu sınırlar içinde bir Kuzey Kore inşa edip komünizmi yaymaktır. Özellikle ABD, bu konuya dikkatini vermeli, PKK’yı iyi tanımalıdır.

Türkiye ne bağnazdır, ne de bağnazlığa geçit verir. Fakat bölgedeki kilit rolünü iyi değerlendirmeli ve demokrasinin kalesi olma özelliğini güçlendirmelidir. Modernlikten, kadın haklarından, demokrasiden taviz görünümü veren her söz ve uygulama mutlaka PKK tarafından bir koz olarak batıya karşı kullanılacaktır.

Dolayısıyla Türkiye, ılımlı İslam modelini benimseyen, kadınları daha fazla ön plana çıkaran, demokrasiye Avrupa ülkelerinden bile daha fazla vurgu yapan doğasını daha güçlü ön plana çıkartmalıdır. Bunun için ilk şart, hükümete zarar veren bağnaz zihniyetlerin arındırılması, bu yönde yapılacak tahrip edici konuşmalara asla izin verilmemesidir.

Şu noktayı daima hatırlamak gerekir: Kobani veya Kürtler üzerinden politika yürüten batılı yazarların bir kısmı PKK’nın mahiyetini bilmemektedirler. Aslında bu pek çok Türk yazarımızın da sorunudur. PKK’yı Kürtlerle özdeşleştirmekte ve PKK’nın derinlerindeki kirli amacı göremeyip hedef oklarını Türkiye’ye yöneltmektedirler. Oysa PKK tarihinde en fazla Kürtleri öldürmüştür. En fazla Kürtleri baskı altına alır. En fazla Kürtleri yoksullaştırır, en çok onları sömürür. PKK, asıl olarak Kürt kardeşlerimizin üzerinde bir kamburdur. Dolayısıyla bu önemli gerçeği içinde bulunduğumuz dönemin en hayati konularından biri olarak ele alıp, batıda bir bilgilendirme politikası, doğuda Darwinizm ve komünizm karşıtı yoğunlaştırılmış bir eğitim politikası, Türkiye içinde ise özgürlük ve demokrasiyi daha fazla ön plana çıkarma politikasının acilen uygulanması gerekmektedir.

1. http://www.washingtonpost.com/blogs/worldviews/wp/2014/10/27/turkey-

still-thinks-this-guy-holding-a-baby-bear-is-a-terrorist-is-he

2. http://gundem.bugun.com.tr/pkk-kadinlari-boyle-kullaniyor-haberi/182060

Kaynak : http://www.haberhilal.com/yazar-PKKnin-emperyalizm-maskesi-6056/#.VGB5BGvfIYA.facebook#ixzz3IfjqHcGQ

https://twitter.com/aylin_kocaman

Reklamlar

Cevapla

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s