Biz bu dünyaya can beslemeye gelmedik…

Biz bu dünyaya can beslemeye gelmedik…

İnsanın hayatını Allah’a adamasının güzelliğini yaşamayan bilemez…


Ne kadar hikmetli bir söz değil mi? Geceleri bizleri televizyon başına kilitleyip tüm müminleri hak olan Kuran’a çeken, onlaraimanı sevdiren, onları derin uykularından uyandıran, kalplerine iman tohumları ekenden ve böyle hikmetli sözleri söyleyenden Allah razı olsun…

Tek bir cümle aslında müminin nasıl olması gerektiğini, nasıl güçlü bir ruha, nasıl sarsılmaz bir şevke sahip olması gerektiğini çok iyi anlatıyor. Biz bu dünyaya makam, mevki edinmek için, şirketlerin en tepesine geçip kurulmak için, malları mülkleri yığıp sonra da övünmek için gelmedik. Ölüp de Allah’ın huzurunda durduğumuzda Allah bize “hangi şirkette yönetici oldun, şirketini nasıl başarıdan başarıya koşturdun, cirolarını nasıl arttırdın, kaç dil öğrendin, master yaptın mı, kaç ev aldın, hangi bankaya paralarını yığdın…” diye sormayacak.

Huzurunda durduğumuzda Allah bize “sana birçok imkân verdim, sen bunları tebliğ için kullandın mı? İnsanları dine, imana çağırmak için tebliğ yaptın mı, malını mülkünü Allah yolunda harcadın mı, sana ömür verdim onu Allah yolunda yaşadın mı” diye soracak.

Mümin bu dünyaya gününü gün etmek, her gün saatlerce boş vakit geçirmek, eğlenceden eğlenceye dalmak, bir sinemadan diğerine koşmak, bir tatil beldesinden diğerine koşmak için gelmiyor. Şu anda Müslüman âlemi kan ağlıyor. Zavallı kadınlar, çocuklar yardım bekliyor. Allah bu görüntüleri senin görmemen, duymaman, ilgilenmemen için yaratmıyor. Bütün bu görüntülerden herkes sorumlu. Sen bunları görmezden geliyorsan, bütün yükü diğer Müslümanlara bırakıyorsan o zaman vicdanına dönüp bakman gerekir. Ahirette hiç ummadığın bir karşılık alabileceğini de bilmen gerekir. Yıllarca kendini kandırıyor olabilirsin, bir an önce vicdanını temizlemen gerekir…

Samimi mümin vicdanının sonuna kadar kullanıyor ve var gücüyle kendisini Allah’a adıyor. İşte bu yüzden sadece dünyayı yaşayan, dindar olduğunu söyleyip işine, gücüne, ticaretine bakanlardan ayrılıyor. Allah yolunda çalıştıkça çalışıyor, anlattıkça anlatıyor, şevki adeta çığ gibi büyüyor. Kalbindeki Allah aşkıyla bir yıl değil, on yıl değil, yirmi yıl değil, ölene kadar Allah yolunda mücadele ediyor. Tıpkı peygamberler gibi, Bediüzzaman gibi, sahabeler gibi…

İşte Allah böyle delicesine bir aşkı, delicesine bir tutkuyu, müminin hayatını tamamen Allah’a adamasını çok beğeniyor.  Mümin tertemiz vicdanıyla dünyasını veriyor, güzellikleri büyük bir umutla beklediği cennete bırakıyor. Biliyor ki dinlenmek orada, biliyor ki istediği her şey ama her şey orada ve biliyor ki Allah için yaşamış olarak oraya gitmenin eşsiz mutluluğu orada…

Kim de ahireti ister ve bir mü’min olarak ciddi bir çaba göstererek ona çalışırsa, işte böylelerinin çabası şükre şayandır. (İsra Suresi, 19)

İki taraf arasında bir engel ve burçlar (A’raf) üstünde hepsini yüzlerinden tanıyan adamlar vardır. Cennete gireceklere: “Selam size” derler, ki bunlar, henüz girmeyen fakat (girmeyi) ‘şiddetle arzu edip umanlardır.’ (Araf Suresi, 46)

Kaynak: http://dunyahayatimiz.blogspot.com.tr/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Reklamlar

Cevapla

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s