Yaşayan fosiller evrimi yalanlıyor, Resimler

Yaşayan fosiller evrimi yalanlıyor, Resimler

Yaşayan fosiller evrimi yalanlıyor, Resimler

Aradan milyonlarca yıl geçmesine rağmen hiç değişmeyen fosiller evrimin hiç yaşanmadığını ispatlıyor.


Ne diyor Darwin: “Eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse, neden sayısız ara geçiş formuna rastlamıyoruz? Neden bütün doğa bir karmaşa halinde değil de, tam olarak tanımlanmış ve yerli yerinde? Sayısız ara geçiş formu olmalı, fakat niçin yeryüzünün sayılamayacak kadar çok katmanında gömülü olarak bulamıyoruz… Niçin her jeolojik yapı ve her tabaka böyle bağlantılarla dolu değil? Jeoloji iyi derecelendirilmiş bir süreç ortaya çıkarmamaktadır ve belki de bu benim teorime karşı ileri sürülecek en büyük itiraz olacaktır.”

Gerçekten de Darwin’in söylediği gibi tek bir ara geçiş fosili yok, canlılar aradan milyonlarca yıl geçmesine rağmen birebir aynılar. Hiçbir değişikliğe uğramamışlar.  Yer altından çıkarılan milyonlarca fosil yaratılışı ispatlıyor, canlılar birbirlerine dönüşmemişler ve hiçbir zaman evrimgeçirmemişler.

Bakın evrim teorisini ortaya atan Darwin ne diyor: “Bu muazzam ve harikulade evreni, çok geriye ve çok ileriye bakabilme kabiliyeti bulunan insan da dahil olmak üzere, kör tesadüf veya zaruretin eseri olarak görmek çok güç, hatta imkansızdır.”

Kaynak: http://evrimcilerneleridusunemez.blogspot.com.tr/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

Küçücük bir sivrisineğin vücudunda nasıl bu kadar mucize yaratılır?

Küçücük bir sivrisineğin vücudunda nasıl bu kadar mucize yaratılır?

Allah Kuran’da tüm putlar bir araya gelse bir sinek bile yaratamayacaklarını söylüyor.


Az sonra anlatacaklarımdan küçük bir canlı gibi gözüken sivrisineğin, ne kadar büyük bir yaratılış delili olduğunu bir kez daha göreceksiniz! Sanıldığının aksine, sivrisineklerkanla beslenmezler. Gıdalarını bitki özlerini yiyerek temin ederler. Erkek sivrisinekler ise yaşamları boyunca hiç kan emmezler. Sadece dişi sivrisinekler, yumurtlama dönemindeyumurtaların protein ihtiyacını karşılamak için kan emerler.

Sivrisineğin başının üst yanından iki anten çıkar. Bu antenler duyu hücrelerince zengin, çok hassas algılayıcılardır. Dişi sivrisineklerde, antenlerin arasında, kan emmek için kullandığı emme tüpü ya da diğer adıyla hortumu bulunur. Bu hortum basit yapıda bir hortum değildir. Çok özel bir kesme ve vakumlama mekanizmasının kılıfıdır. Sivrisinek ısırdığında bu kılıf geriye doğru esner ve kesici mekanizma devreye girer.Bu mekanizma 6 parçadan oluşur. Bunlardan 4 tanesi kesici bıçaktır ve bu bıçaklar oldukça son derece keskindirler.

Diğer iki parça ise birleşerek içi boş bir boru meydana getirir. Sivrisinek bu boruyu kestiği dokunun içine sokar ve kanı emer.  Sivrisineğin iğnesinin en önemli özelliği belirli bir derinlikte eğilebilmesidir. Bu muhteşem özelliği sayesinde iğne deri altında kolaylıkla hareket eder. Böylece sivrisinek iğnesini damarca en zengin bölgeye ulaştırır.

Peki üzerimizde bir canlı bu işlemleri yaparken biz niye hiç hissetmeyiz? Çünkü sivrisinek mucizevi bir yolla onu farketmemizi önler. Lokal anestezi yapar. Evet yanlış duymadınız. Lokal anestezi yapar. Nasıl mı?

Sivrisinek bir insanı ısırdığı anda, insan vücudunda savunma sistemi devreye girer ve o bölgede kanı durdurmak için gerekli bir enzim salgılanmaya başlar.   Bu enzim aynı zamanda kanın pıhtılaşmasını sağlar. Kanda pıhtılaşmanın başlarsa bu durum sivrisineğin kan emişini imkansız hale getirecektir. Ama sivrisinek önlemini almıştır! Küçücük bir canlı olmasına rağmen insan vücudundaki sistemleri biliyormuşcasına hareket eder ve bıçaklardan birinden yaranın içine bir sıvı enjekte eder.Bu sıvı dokuları uyuşturur ve kanın pıhtılaşmasını engeller.  Sivrisineğin ısırdığı bölgenin daha sonra kaşıntı yapması ve şişmesinin nedeni bu sıvıdır.

Bütün bu anlatılanlar saniyelerle ifade edilebilecek bir zaman diliminde olup biterken, insan kendisini bir sivrisineğin soktuğunun farkına bile varmaz. Şimdi dikkat edin!

Kanın pıhtılaşma gibi bir özelliği olduğunu sivrisinek nereden bilmektedir?
Ameliyat öncesinde lokal anestezi yapmak insanın tıp bilimi yardımıyla geliştirdiği bir tekniktir. Peki sivrisinek bu ilme nasıl sahip olmuştur?  Bu sıvıların laboratuar şartlarında bile sentezlenmesi son derece güçken, sivrisinek bu sıvıya doğuştan nasıl sahip olmuştur?
1 cm’lik bir canlının, milimetrenin 10’da biri çapındaki borusunun içinde oldukça üstün bir mekanizmanın yerleştirilmiştir. Üstelik şimdiye kadar var olan ve şu anda yaşamaya devam eden trilyonlarca sivrisinekte bu sistemlerin ve bilgilerin var olması nasıl açıklanabilir?
Kuşkusuz cevap ortadadır. Sivrisinekleri, hem insan bedeninin yapısını hem de sivrisineğin anatomisini en ince ayrıntısına kadar bilen ve bunlara hakim olan Allah yaratmıştır.   Düşünen insanlar için tüm canlılar Allah’ın apaçık varlığının delilleriyle doludur. Allah Kuran’da sivrisineğe şöyle dikkat çeker:

Ey insanlar, (size) bir örnek verildi; şimdi onu dinleyin. Sizin, Allah’ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi bunun için bir araya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar. Eğer sinek onlardan bir şey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. İsteyen de güçsüz, istenen de. Onlar, Allah’ın kadrini hakkıyla takdir edemediler. Şüphesiz Allah, güç sahibidir, azizdir. (Hac Suresi, 73-74)

3 gr. ağırlığındaki küçücük sinek kuşunun nasıl insandan güçlü hafızası olur?

3 gr. ağırlığındaki küçücük sinek kuşunun nasıl insandan güçlü hafızası olur?

3 gr. ağırlığındaki küçücük sinek kuşunun nasıl insandan güçlü hafızası olur?

 

Küçücük bir kuşun insandan iyi hafızası olması evrimle açıklanamaz.


Hiç bilmediğiniz ve belki de hiç duymadığınız bir yaratılış delili paylaşmak istiyorum bugün sizlerle. Öğrenmenin sonu yok, çünkü Allah’ın ilminin de bir sonu yok.

Sinek kuşu, çok hızlı sarfettiği enerjiyi aynı şekilde telafi edebilir. Bu başarısında beslenmesinin zamanla olan yakın ilişkisi önemli rol oynar. Beslenirken nektarsızçiçeklere yönelerek vakit ve enerji kaybetmemeleri çok önemlidir. Allah sinekkuşlarının bu hayati ihtiyaçlarına karşılık bu minik canlılarda mucizevi bir özellik yaratmıştır.

Parmak ucundan biraz büyük olan sinek kuşları ne zaman ve hangi çiçeklerden nektar aldıklarını hatırlarlar.Bu sonuca, İngiliz ve Kanadalı bilim adamları, Kanada’nın Rocheuses dağlarında, 3 tane erkek sinek kuşunun 8 yapay çiçekten beslenme zamanını inceleyerek ulaşmışlardır. 8 yapay çiçekten 4’üne 10 dakika, diğer 4’üneyse 20 dakika arayla nektar konulmuştur. Sinek kuşlarının, 10 dakika arayla nektar konulan çiçeklere 10 dakika sonra, 20 dakika arayla nektar koyulanlaraysa 20 dakika sonra geldikleri gözlenmiştir.

Sürekli beslenmek zorunda olan bu canlılar yüksek enerji ihtiyaçlarını, Allah’ın onlara bir nimet olarak verdiği mükemmel hafızaları sayesinde, gereksiz zaman ve çaba harcamadan rahatlıkla giderirler. Günde yüzlerce çiçekten nektar almalarına rağmen hangi çiçeği daha önce ziyaret ettiklerini hatırlar ve tekrar aynı çiçeklere yönelmezler. Belli bir zaman geçtikten sonra çiçekler nektarlarını yeniler. Sinek kuşları için kuru çiçekleri ziyaret ederek vakit kaybetmemek çok önemlidir. Özellikle yapısal olarak diğer çiçeklere göre daha fazla miktarda nektara sahip olan çiçekleri hatırlamak bu kuşlar için daha verimlidir.

Hurly, sinek kuşlarının, çiçeklerin tekrar eden nektar dolum zamanlarını öğrendiklerini ve böylece kuru olan bir çiçeğe asla gitmediklerini belirlemiştir. Araştırması bu kuşların en az sekiz çiçeğin zamanlamasını hatırlama yeteneğine sahip olduğunu ortaya çıkarmıştır. Hurly:“Sinek kuşları beyinlerinde sekiz ayrı durak zamanı varmış gibi hareket eder.”yorumunda bulunmuştur. (Hurly’s Hummingbird Research Makes Headlines)

Sinek kuşunun bu inanılmaz performansı ile karşılaşan Hurly benzer bir araştırmayı sınıfındaki öğrenciler arasında yapmaya karar vermiştir. Araştırmanın sonucunda şu yorumda bulunmuştur: “Nektar yerine onlara şeker verdim. Benim öğrencilerimin beyinleri bir sinek kuşuna kıyasla 7,000 kez daha büyük olmasına rağmen, onlar bu küçük kuşla aynı performansı gösteremediler ve şeker verme dakikalarını hatırlamada güçlük çektiler.” (Hurly’s Hummingbird Research Makes Headlines)

Burada anlatılmakta olan canlının 3 gram ağırlığında ve insanın beyninden 7 bin kat küçük bir beyne sahip olduğu unutulmamalıdır.

3 gram ağırlığında olan beyni insan beyninden 7 bin kat küçük olan bu kuş pek çok çiçeğin nektar dolum dakikalarını hatırlayabilmektedir. Bu küçük canlı böyle olağanüstü bir olayı nasıl başarmaktadır? İnsan beyninin hatırlamakta güçlük çektiği bir işlemi hatasız bir biçimde nasıl yerine getirebilmektedir?

Peki bir kuş yüksek metabolizması nedeniyle enerjisini gereksiz yere harcarsa, ölebileceğini düşünebilir mi? Sonrasında buna bir çözüm olarak mükemmel bir hafıza geliştirmeye karar verebilir mi? Bu minik kuş çiçeklerin biten nektarlarının bir süre sonra tekrar dolduğunu nereden bilmektedir? Kolunda alarmlı bir saat varmış gibi tam dakikası dakikasına çiçeklerin nektar dolum saatlerini nasıl tespit etmektedir? Ona bu uzmanlığı öğreten kimdir?

Tüm canlıların tesadüflerle var olduğu iddiasını öne süren evrimciler bu gibi sorulara hayali bazı kavramları ortaya atmak dışında  cevap veremezler.

Çünkü bu soruları evrim teorisinin mekanizmalarının hiçbiri cevaplayamaz. Bu soruların tek cevabı Allah’ın bu kuşlarda tecelli eden yaratma gücüdür. Allah sonsuz güç sahibidir. Dilediği varlığa dilediği özelliği veren Rabbimiz beyni 1 gramdan az olan bir canlıyı muhteşem bir hafıza yeteneğine sahip olarak yaratabilir. Allah yarattığı her canlıya ihtiyacı olan rızkı da vermektedir:

“Yeryüzünde hiç bir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın. Onun karar (yerleşik) yerini de ve geçici bulunduğu yeri de bilir. (Bunların) Tümü apaçık bir kitapta (yazılı)dır.” (Hud Suresi, 6)

Kaynak: http://evrimteorisinecevap.blogspot.com/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

 

 

 

 

İsrail’deki Meclis binası Knesset’deki Sırlar…

İsrail'deki Meclis binası Knesset’deki Sırlar…

İsrail’deki Meclis Binası Knesset Masonik semnollerle donatılmış, tepesinde bir piramit ve göz bulunuyor.


Bugün sizlerleİsrail’deki Meclis binası olarak inşa edilenKnesset’in sırlarını paylaşmak istiyorum.

BinayıRothschildler 1992’de Kudüs’te inşa ettiriyor. Bildiğiniz gibi Amerika’dakiCFR,BİLDERBERG, TRİLATERAL gibi kulüpler var, buraya bizim ülkemiz dahil olmak üzere çoğu başbakan ve cumhurbaşkanı üye… İşte bu gibi Amerikan kulüplerini bile kontrol eden, İsrail’in Meclis Binası Knesset’in bağlı bulunduğu bir mahkemedir, İsrail Yüksek Ana Yasa Mahkemesi… Yani dünyanın yönetildiği bina.

Binanın her köşesine tam anlamıyla Masonluğa ve Illuminati’ye dair semboller nakşedilmiş. Binaya yapacağınız bir tur Aydınlanma (Illumination) ile ilgili sembolik bir kurs niteliğindedir. Bu turun nihai hedefi, binanın tepesine inşa edilmiş olan piramidin tepesine erişmek olarak kurgulanmıştır. Piramidin en uç noktasının her bir yüzünde “Her Şeyi Gören Gözü” temsil eden bir açıklık bulunmaktadır. Binanın tepesinde piramit ve üzerinde gören göz var, otoparkı da güneş şeklinde.

Binanın girişinde Karanlıktan Işığa giden merdiven:

İsrail Anayasa Mahkemesi’ne girenler kendilerini yukarıdaki ışığa doğru çıkan bir merdivenin başında karanlık bir alanda bulurlar. Bu merdivenleri tırmanan bir kişi aşama aşama karanlıktan sıyrılarak aydınlığa kavuşur.

3 setten 10’ar yani toplam 30 merdiven vardır. Bunlar Masonluğun; cahil insanın maddi hayatın karanlığından bilgeliğe ve ışığa taşındığı 30 derecesini temsil ederler.

Merdivenin sağ tarafı Kudüs’ün eski duvarlarını anımsatan taşlarla döşeli iken, sol tarafta ise modern bir duvar bulunmakta. Bu eski zamanlardan günümüze aktarılan ezoterik öğretilerin zamansızlığını temsil etmekte. Merdivenleri çıkan kişi Kudüs’ün panoramik görüntüsüne sahip aydınlık bir lobiye ulaşır. Sembolik olarak yükselen insan ruhani bir görüş açısı elde eder.

Bu alanın tabanında ziyaretçileri kütüphaneye yönlendiren işaretler bulunmaktadır. Kütüphane ise piramidin altında konuşlandırılmıştır.

Kütüphane; Farmasonluğun son üç derecesini temsilen (31,32,33) üç kattan oluşmaktadır.İlk kat avukatların, ikinci kat hâkimlerin ve üçüncü kat emekli hâkimlerin katıdır.

Kütüphanenin işleyiş tarzı – farklı seviyelerin seçilmiş kişilere açık olması – belli bilgilerin sadece alt dereceyi tamamlayan seçilmiş isimlere açıldığı ezoterik öğretilerle uyumlu olması dikkat çekicidir. Kütüphanede yasal, adli, felsefi ve ruhani eserler bulunmaktadır. Üst katlarda emekli hâkimlere ayrılmış katlarda ezoterik eserlerin bulunduğuna şüphe yoktur.

Kütüphanenin; 33. dereceyi temsil eden üçüncü katının en tepesinde ise piramit bulunmaktadır. Bu nokta Masonluğun derecelerinin sona erdiği ve Illuminati’nin gizli derecelerinin başladığı noktadır.

Tam piramitin altına gelen katın zemini:

 

Anayasa Mahkemesi’nin bir duvarındaki sembolü YAHUDA aslanı diye geçen 2 aslan figürü:

Binanın tepesinde üzerinde göz olan piramit:

 

Binanın bir duvarında asılı olan resim: Rothschild ailesini, sıkı dostları olan devlet başkanı Şimon Perez ve İzak Rabin’le birlikte görüyoruz.

Hz. Hızır’ın da duvarcı ustası olduğunu biliyoruz, binanın yapımında Hz. Hızır’da bulunmuş olabilir…

 

Kaynak: http://masonlaringizlidunyasi.blogspot.com/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Video sayfam: http://video.mynet.com/erkanarkut/videolari/liste

Ders kitaplarında evrim teorisi bilimsel gerçek olarak okutuluyor

Ders kitaplarında evrim teorisi bilimsel gerçek olarak okutuluyor

Evrim teorisinin bilimsel açmazları okullarda anlatılmalı.


Şu anda Biyoloji dersi 12. Sınıf öğretim programında şu ifadeler geçiyor:

1.3. Canlıların embriyolojik, biyokimyasal, anatomik ve genetik yapılarındaki benzerlik ve farklılıkların evrimin açıklanmasına katkılarına örnekler verir.

1.5. Doğada meydan agelebilecek iklimsel değişikliklerden hareketle, zaman içindeki evrim sürecinin ve yaşamın nasıl etkilenebileceğini tartışır.

Açıkça görüldüğü gibi şu anda okullarda evrim teorisi bilimsel bir gerçek gibi öğrencilere sunuluyor. Ders kitaplarının MEB Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından yayımlanan öğretim programlarındaki kazanımlara göre hazırlandığını düşünürsek, bu türden objektif olmayan ifadelerin ne tür sonuçlar doğuracağını tahmin etmek güç olmaz.

Bu kazanımlara göre hazırlanan kitaplar her yıl yüz binlerce öğrenciye dağıtılıyor. Kitaplarda yer alan bilim dışı ifadeleri (Fosiller evrimin en güçlü kanıtlarıdır gibi..) ezberlemek zorunda kalan öğrenciler bir de bu yanlış bilgilerden sınava tabi tutuluyorlar ve ders kitaplarına göre cevap vermek zorunda bırakılıyorlar. Devlet bu sistemle evrim teorisini hayatın kökenine dair tek bilimsel açıklama olarak gören nesiller yetiştirmiş oluyor. Daha sonra güçlü olanın hayatta kaldığı, zayıfların elimine edilmesinin doğanın bir kanunu olduğu, doğanın diyalektik süreçlerle ilerlediği fikirlerini benimseyen kişiler kolaylıkla faşist ve komünist akımlara yönlenebiliyorlar. Bu açıdan bakıldığında PKK gibi terör örgütlerinin çıkardıkları ideolojik yayınlarla MEB biyoloji/sosyoloji ders kitapları arasında bilimsel olmayan görüşlere dayalı büyük bir uyum olduğu görülebilir. Bu tür yanlı bilgilerin MEB tarafından verilmesinin bir diğer tehlikeli sonucu da bilginin devlet kaynaklı olmasından dolayı sorgulanmamasıdır. Yani “yanlış olsa devlet öğretmez” düşüncesidir.

Her zaman söylüyorum, evrim teorisi ders kitaplarında çok detaylı bir şekilde anlatılmalı ancak tüm savları açmazlarıyla birlikte sunulmalıdır. Ders kitapları herhangi bir fikrin propaganda aracına dönüşmemelidir. Bu sebeple önce öğretim programındaki kazanım cümleleri değiştirilmeli ve ders kitapları öğrencilerin hem evrim teorisinin savlarını öğrenebileceği hem de bu savlara cevap verebileceği şekilde düzenlenmelidir. Bilim dışı ifadeler ders kitaplarından bir an önce çıkarılmalıdır. Tam 600 milyon hiç değişmeyen fosilin aslında evrim teorisinin hiç yaşanmadığını ispat ettiği gerçeği öğrencilere açıklanmalıdır.

Bildiğiniz gibi tüm dünyada okullarda, üniversitelerde evrim teorisi bilimsel bir gerçek gibi öğrencilere okutuluyor. Sınavlarda da evrim ile ilgili sorular sorulup öğrencilerden cevap vermeleri bekleniyor. Öğrencilerde artık soruları cevaplarken “Biz evrim teorisine inanmıyoruz, ama sınavı geçebilmek için cevap veriyoruz” diye yazıyorlarmış. Bu güzel bir gelişme. Öğrencilere evrim teorisi dayatılmamalı, bu teorinin açıkları da anlatılmalı. Her şeyden önemlisi milyonlarca yıldır hiç değişmeyen fosillerin canlıların birbirine dönüşmediğini ispatladığı öğretilmeli.

Kaynak: http://evrimifosillernasilyalanlar.blogspot.com.tr/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Video sayfam: http://video.mynet.com/erkanarkut/videolari/liste

Her insan beyninin içindeki 1 mm. küplük alanda yaşar…

Her insan beyninin içindeki 1 mm. küplük alanda yaşar…

Her insan beyninin içindeki 1 mm. küplük alanda yaşar…

İnsanlar beyinlerinin içinde oluşan görüntülere aldanıp materyalist bir hayat sürüyorlar.


Dışarıda gözlerimizle gördüğümüz bir dünya var, apaydınlık, renkli, capcanlı. Dokunuyoruz, kokluyoruz, hissediyoruz, görüyoruz ve duyuyoruz…  O kadar fazla detay var ki, her şey o kadar inandırıcı ki, o kadar gerçek ki, biz dışarıda bir dünya var zannediyoruz.

Oysa yaşadığımız olaylar, birlikte olduğumuz insanlar, binalar, giysiler, arabalar, sahip olduğumuz mevkiler, tuttuğumuz, dokunduğumuz, kokladığımız her şey yalnızca beynimizin içinde oluşan görüntülerden ibaret. Biz hiçbir zaman dış dünyanın aslıyla karşılaşmıyoruz. Dışarıda ses yok, renk yok, ışık yok. Ama buna rağmen beynimizin içinde algılarımız sayesinde apaydınlık ve renkli bir dünya yaratılıyor.

Dışarıda madde var, ancak biz bu maddenin aslını hiçbir zaman bilemeyiz. Bize verilen telkinle bunların, beynimizin dışındaki bir dünyada sabit olduklarını ve bizim bu nedenle bunların asıllarını gördüğümüzü, hissettiğimizi zannederiz. Oysa, biz hiçbir varlığın aslını asla göremeyiz ve bu varlıkların asıllarına asla dokunamayız. Kısacası hayatımız boyunca dışarıdaki maddeyle muhatap olduğumuzu sanırken, aslında her şeyin hayalini ve kopyalarını biliriz.

Aslında bu anlattığım çok büyük bir mucize. Bilim adamları da bu gerçeğin farkındalar. Maddenin aslında beynimizde yaratıldığını ve bizim sadece görüntülerle muhatap olduğumuzu anlayan, bu sırrı fark eden birkaç kişinin düşüncelerini paylaşmak istiyorum şimdi sizlerle.

“Kesin kanaatim madde gerçekten hayaldir. Fakat bu çok müthiş bir şey, hayatın rüya gibi olması, beni olağanüstü etkiledi. Fakat maddenin aslıyla muhatap oluyormuşuz gibi görünümü ve bana ait insanda uyandırdığı hisler o kadar inandırıcı ki çoğunlukla sanki gerçekmiş gibi yaşıyorum. Fakat bu konuyu bir an düşündüğümde maddenin hayal olduğunu, hemen açıkça hissediyorum. Fakat gerçekten çok inandırıcı. Halime gülüyorum. Bazen bir şeye kızıyorum, sesimi yükseltiyorum. Sonra beynimdeki görüntüye bağırdığımı hatırlayınca çok mahcup oluyorum. İnsanın ne kadar hayret verici bir yaratılışı var. Maddi olarak hissediyormuş zannı o kadar güçlü ki bilmeyen bir insanın aksini düşünmesi imkansız. Bazen boğaz manzarasını seyrediyorum. Karşıya geçmek ne kadar vaktimi alır diyorum. Çok uzak yerlere bakıyorum. Sonra düşünüyorum. En uzak sandığım yer yine benim içimde, beynimin içinde, yani görüntü olan beynimin içinde. İnsan olağanüstü bir varlık. Allah insanı o kadar muhteşem bir ilimle yaratmış ki nasıl tarif edeyim, ne söyleyeyim hangi izahla bunu anlatabilirim tam bilemiyorum.”

Maddenin hayal olması dünya tarihi içinde birçok kez açıklanmış. Fakat insanları maddenin aslını gördüklerine dair ikna edici algıların netliği karşısında biraz da fazla düşünmeye vakit ayırmadıklarından olsa gerek bu apaçık hakikati fark edememişlerdir. Fakat günümüzde bu kolay gerçeği çok rahat anlayabilecekleri imkânlara kavuşmuşlardır. Gözün genel yapısı, görüntüyü beyne götüren sinirler, beyindeki görme merkezi ve buna benzer ilmi detayların mikro düzeyde incelenmesi ve açıklanması bu konunun anlaşılmasını kolaylaştırmıştır. Ayrıca izafi fiziğin gelişmesi, üç boyutlu filmler, tv, video, vs. teknik imkânlar da bu konuda örnekleme yapma kolaylığı sağlamıştır. Benim kanaatime göre bu yüzyılda bu konu tüm bilim dünyasına hâkim olacaktır. Sizin de bildiğiniz gibi, kuantum fiziği zaten bağıra bağıra bu gerçeği anlatmaktadır. Tabi bazı insanlar bu büyük gerçek karşısında çocuk gibi ürküntüye kapılmazsa ve dünya sevgisinin mecburi kırılışının acısını bastırabilirse bu daha da kolay olacak umudundayım. Fakat böyle açık bir gerçekten kaçmak, başını kuma sokmak, anlamamazlıktan gelmek insan onuruna yakışacak bir tavır olmaz diye düşünüyorum.

Maddeyi tarifiniz beni çok etkiledi. Bu konu insan aklını aşıyor. Tam anlaşılacak birşey değil. Öyle garip ki mesela bu yazdığım mektup bir görüntü. Görüntü, görüntü ile görüşüyor ve konuşuyor. Aslında gerçekten çok şaşırtıcı bir durum. Bence bu konuyu okuyan herkes bu müthiş gerçeği fark ediyor…

Hayata bakış açınızı değiştirecek bu konuda daha fazla bilgi edinmek için aşağıdaki kaynaktan faydalanabilirsiniz.

Kaynak: http://maddehayalmigercekmi.blogspot.com/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Video sayfam: http://video.mynet.com/erkanarkut/videolari/liste

Hasan Taskiran bu blog’u önerdi.

İçimizdeki Mucize – Tiroid Bezi ve Hormonlar, Video

İçimizdeki Mucize – Tiroid Bezi ve Hormonlar, Video

İnsan vücudu muhteşem bir yaratılışla yaratılmıştır.


Her zaman yakınlarımızdan duyarız, tiroid bezinin az çalışması, ya da çok çalışması hep sorundur. Tiroid bezi yavaş çalışırsa kalp ritmi bozulur, cilt kurur, çocuklarda büyüme yavaşlar. Tiroid bezinin yavaş çalışması nerdeyse tüm vücudu etkiler.

Vücudumuzda hormonların ve tiroid bezinin nasıl çalıştığını aşağıdaki videodan seyredebilirsiniz:

http://bit.ly/1u5ApRB

İnsan vücudunun ne kadar mükkemel yaratıldığını görmek için sadece tiroid bezine bakmak yeter. Tirodi bezi troksin adı verilen bir hormon üretir. Tiroid bezi bir fabrikanın sorumlu yöneticisi gibi çalışır. Salgıladığı bu troksin hormonu yardımıyla 100 trilyon hücrenin çalışma ritmini teker teker düzenler ve hızlarını ayarlar.

Kalbimiz, beynimiz, sinir sitemimiz, böbreklerimiz hep bizim isteğimiz dışında çalışır. Allah yarattığı milyonlarca insana böylesine kusursuz sistemler bağışlayarak sonsuz sanatını göstermiştir.

Kaynak: http://evrimcilerneleridusunemez.blogspot.com.tr/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Twitter: https://twitter.com/erkanarkut