20 saniyede öğrenin, “hücre neden tesadüfen oluşmaz”!

20 saniyede öğrenin, “hücre neden tesadüfen oluşmaz”!

Tek bir hücrenin içi bir büyük şehirden daha kompleksti, asla tesadüfler zinciri ile oluşamaz.


Hücrede protein üreten moleküllerin tamamı zaten kendileri birer proteindir. Darwinistler ilk proteinin oluşabilmesi için hücrenin daha önceden tam ve eksiksiz olarak var olması gerektiğini düşünmezler.

Teoriyi ortaya atan Darwin çok büyük bir şüphe içindeydi, çünkü teorinin saçmalığını görebiliyordu:

Görüşlerime ters düşen bazı büyük zorlukları ortadan kaldırdığımı düşünüyorum, fakat bunların hepsi bir halüsinasyon olabilir. 1

Tamamen yanlış bir inancın içinde olduğumu düşünmeye başladım. Bana bu konunun on sene içinde tamamen unutulacağını söylediğinde haklıydı.2

Prof. Derek Ager:

Öğrenci iken öğrendiğim bütün evrim hikayelerinin bugün doğru olmadıklarının anlaşılması oldukça önemli.3

Dr. Robert Milikan (Nobel Ödüllü, Ünlü Bir Evrimci):

Şu çok acıklı: Biz bilim adamları şu ana kadar hiçbir bilim adamının kanıtlayamadığı evrimi kanıtlamaya çalışıyoruz.4

Hücredeki müthiş akıl Allah’ın aklıdır, Allah’ın olağanüstü sanatıdır: https://www.youtube.com/watch?v=yKW4F0Nu-UY

Evrim teorisi 21. yüzyıl bilimi karşısında tamamen çökmüştür, artık liselerde ve üniversitelerde okutulmamalıdır.

Kaynaklar:

http://evrimcilerneleridusunemez.blogspot.com.tr/

1. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.I, s. 439 2. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.II, s.117

3. Derek Ager, “The Nature of the Fossil Record.” Proceedings of the Geological Association, Vol. 87, No:2, 1976, s. 132
4. SBS Vital Topics, David B. Loughran, Nisan 1996, Stewarton Bible School, Stewarton, Scotland, URL:http://www.rmplc.co.uk/eduweb/ sites/sbs777/vital/evolutio.html

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Reklamlar

Siz hangi evrimden, hangi tesadüfler zincirinden bahsediyorsunuz?

Siz hangi evrimden, hangi tesadüfler zincirinden bahsediyorsunuz?

Evrim kainatın oluşumunu tesadüflerle açıklamaya çalışan Sümerler devrinden kalma bir hurafedir.


İnsan eli yumruk sıkılmamış haldeyken bile herhangi bir nesnenin üzerine 45 kilo ağırlığında bir güçle darbe indirebilir. Diğer taraftan başparmak ve işaret parmağı arasına aldığı milimetrenin onda biri inceliğindeki bir kağıt parçasını da hissedebilir.

Ateist evrimciler insanın elinin su içmekten araba kullanmaya, yazı yazmaktan dikiş dikmeye kadar sayısız fonksiyonu yerine getiren mekanizmasının, 27 kemik ve bunlara yön veren mükemmel bir kas ve sinir sistemiyle donatıldığını, bir insanın hayatı boyunca elini en az 25 milyon kez açıp kapadığını ve böyle bir mekanizmanın yapay olarak bile oluşturulamadığını düşünmezler.

İnsan vücudundaki her ayrıntıya baktığımızda muhteşem özelliklerle Allah tarafından yaratıldığına şahit oluyoruz. Evrim teorisi tamamen uydurma bir teoridir, Sümerlerden gelen putperest bir inançtır, bilim ile bağdaşmaz. 700 milyon fosil yaratılışı ispat etmiştir, evrim teorisi bilim karşısında tam anlamıyla çökmüştür.

Kaynak: http://evrimcilerneleridusunemez.blogspot.com.tr/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Kemikteki muhteşem tasarım teknolojiye ilham kaynağı oluyor!

Kemikteki muhteşem tasarım teknolojiye ilham kaynağı oluyor!

Doğada Allah’ın yarattığı muhteşem tasarımlar teknolojiye ilham kaynağı oluyor.


Bildiğiniz gibi günümüzde inşaattan sağlık sektörüne kadar birçok alanda doğadaki yaratılış mucizeleriden faydalanıyor. Bilim adamları doğadaki canlılardan ilham alarak bunu teknolojiye aktarıyorlar. Bu vesile ile ortaya yeni bir bilim dalı çıktı: Biyomimetik.

Biyomimetik bilimi doğadaki tüm tasarımları inceliyor ve bu tasarımlar örnek alınarak çözümler üretiliyor. Yüce Allah doğada o kadar muhteşem ve kusursuz örnekler yaratmıştır ki, bilim adamları Allah’ın kusursuz sanatını inceleyerek bu yapıları teknolojiye aktarmaktadırlar.

Paris’teki Eiffel kulesi gerçek bir mühendislik harikasıdır, özellikle dayanıklılığı açısından. Çünkü kule, en güçlü rüzgarlara ve sarsıntılara dayanabilir. Eiffel kulesi insan vücudundaki uyluk kemiğinden esinlenerek inşa edilmiştir. Uyluk kemiği insan vücudunun ağırlığının önemli bir bölümünü taşımaktadır. İlgili sunumu bu linkten izleyebilirsiniz:

http://www.evrenvebilim.com/sunumlar/biyomimetik/biyomimetik.html

1866 yılında İsviçreli mühendis Karl Cullman, Von Meyer’in laboratuvarını ziyaret etti. Anatomist Meyer, Cullman’a incelediği kemiğin bir bölümünü gösterdi. Cullman kemiğin, üzerinde oluşacak yük ve basınç etkisini azaltacak bir tasarıma sahip olduğunu fark etti. Bu tasarım kemiğin içindeki uzantıların, insan ayakta durduğunda kemiklere etki eden kuvvet hatları boyunca düzenlenmiş olmasıydı. Bir mühendis olan Cullman aynı özelliğin bir dizi çivi ve destek sistemi ile sağlanabileceğini düşündü. Daha sonra Eiffel Kulesi’nin inşası sırasında bu düşüncelerini uygulama fırsatı buldu.

Eiffel Kulesi de uyluk kemiğindeki gibi, demir kıvrımları, metal çivi ve desteklerden oluşan karışık bir kafes örgü ile inşa edilmiştir. Bu örgü sayesinde kule, rüzgârın eğme ve makaslama kuvvetleri ile oluşan basınca rahatlıkla dayanabilmektedir.

Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca “OL” der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117)

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Image result for bones Eiffel

 

Bu bir mühür değil, örümcek!

Bu bir mühür değil, örümcek!

Allah’ın muhteşem sanatına bir örnek daha.


Yıllardır hayvanlar hakkında araştırma yapıp, onların hayret verici özelliklerini ve hepsinde tecelli eden Allah’ın sanatını paylaşırım. Ama her seferinde yine beni hayrete düşüren ve heyecanlandıran yepyeni bir iman hakikati ile karşılaşırım.

Bugünde döşeme kapağı örümceği ile karşılaştım! Eğer günün birinde toprağın üzerinde bir mühür ya da madeni para görünümünde bir şey görürseniz sakın uzanıp almayın, dikkatli olun, çünkü bu bir örümcek olabilir!

Cyclocosmia Ricketti isimli bu örümcek, çok farklı bir anatomik yapıya sahip. Gövdesinin alt kısmı yarıdan kesilmiş gibi duran ve sertleşmiş bir plakla sonlanan bu örümceklere en sık Çin’de rastlanıyor. Örümcekler arkalarında taşıdıkları bu plağı, 7 ila 15 cm derinliğindeki yuvalarının girişlerini kapatmak için kullanıyorlar. Vücutlarını bir nevi kapı olarak kullandıkları plağın görüntüsü ise tıpkı bir mühür gibi, üzerindeki geometrik şekilleri rahatça gözlemlemek mümkün.

Bu cinsteki Döşeme Kapağı Örümceklerinin karınları, beklenmedik şekilde kesik yapılıdır ve bir kaburga ve kanal sistemiyle güçlendirilmiş sert bir disk ile sonlanmaktadır. Bu diski, tehdit edildiklerinde yaptıkları 7 ila 15 cm. derinliğindeki dikey çukurlarının girişini kapatmak için kullanırlar. Diskin kenarları çevresinde güçlü dikenler yer alır. Açtıkları çukurun sadece taban kısmı ipekle örülü olur. Bu cinsteki türler; karın disklerindeki desenlerle, tüy sayılarıyla ve sperm keselerinin biçimleriyle birbirlerinden ayırt edilirler.

Böcekler, diğer eklem bacaklılar veya küçük omurgalılar döşeme kapağının etrafında örümcek tarafından yerleştirilen iplere dokununca ve örümceğe yiyeceğin yakınlarda olduğu uyarısı gidince, av tespit edilir.

Allah bütün bu güzellikleri detay detay yaratmış, bizler tefekkür edelim ve Rabbimize dönelim diye.

O, yarattığını bilmez mi? O, Latif’tir; Habir’dir. (Mülk Suresi, 14)

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

 

5639aabaf018fb2c50e73cfc

 

Cyclocosmia ricketti spider

 

Image result

Ders kitaplarında evrim teorisi bilimsel gerçek olarak okutuluyor

Ders kitaplarında evrim teorisi bilimsel gerçek olarak okutuluyor

Evrim teorisinin bilimsel açmazları okullarda anlatılmalı.


Şu anda Biyoloji dersi 12. Sınıf öğretim programında şu ifadeler geçiyor:

1.3. Canlıların embriyolojik, biyokimyasal, anatomik ve genetik yapılarındaki benzerlik ve farklılıkların evrimin açıklanmasına katkılarına örnekler verir.

1.5. Doğada meydan agelebilecek iklimsel değişikliklerden hareketle, zaman içindeki evrim sürecinin ve yaşamın nasıl etkilenebileceğini tartışır.

Açıkça görüldüğü gibi şu anda okullarda evrim teorisi bilimsel bir gerçek gibi öğrencilere sunuluyor. Ders kitaplarının MEB Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından yayımlanan öğretim programlarındaki kazanımlara göre hazırlandığını düşünürsek, bu türden objektif olmayan ifadelerin ne tür sonuçlar doğuracağını tahmin etmek güç olmaz.

Bu kazanımlara göre hazırlanan kitaplar her yıl yüz binlerce öğrenciye dağıtılıyor. Kitaplarda yer alan bilim dışı ifadeleri (Fosiller evrimin en güçlü kanıtlarıdır gibi..) ezberlemek zorunda kalan öğrenciler bir de bu yanlış bilgilerden sınava tabi tutuluyorlar ve ders kitaplarına göre cevap vermek zorunda bırakılıyorlar. Devlet bu sistemle evrim teorisini hayatın kökenine dair tek bilimsel açıklama olarak gören nesiller yetiştirmiş oluyor. Daha sonra güçlü olanın hayatta kaldığı, zayıfların elimine edilmesinin doğanın bir kanunu olduğu, doğanın diyalektik süreçlerle ilerlediği fikirlerini benimseyen kişiler kolaylıkla faşist ve komünist akımlara yönlenebiliyorlar. Bu açıdan bakıldığında PKK gibi terör örgütlerinin çıkardıkları ideolojik yayınlarla MEB biyoloji/sosyoloji ders kitapları arasında bilimsel olmayan görüşlere dayalı büyük bir uyum olduğu görülebilir. Bu tür yanlı bilgilerin MEB tarafından verilmesinin bir diğer tehlikeli sonucu da bilginin devlet kaynaklı olmasından dolayı sorgulanmamasıdır. Yani “yanlış olsa devlet öğretmez” düşüncesidir.

Her zaman söylüyorum, evrim teorisi ders kitaplarında çok detaylı bir şekilde anlatılmalı ancak tüm savları açmazlarıyla birlikte sunulmalıdır. Ders kitapları herhangi bir fikrin propaganda aracına dönüşmemelidir. Bu sebeple önce öğretim programındaki kazanım cümleleri değiştirilmeli ve ders kitapları öğrencilerin hem evrim teorisinin savlarını öğrenebileceği hem de bu savlara cevap verebileceği şekilde düzenlenmelidir. Bilim dışı ifadeler ders kitaplarından bir an önce çıkarılmalıdır. Tam 600 milyon hiç değişmeyen fosilin aslında evrim teorisinin hiç yaşanmadığını ispat ettiği gerçeği öğrencilere açıklanmalıdır.

Bildiğiniz gibi tüm dünyada okullarda, üniversitelerde evrim teorisi bilimsel bir gerçek gibi öğrencilere okutuluyor. Sınavlarda da evrim ile ilgili sorular sorulup öğrencilerden cevap vermeleri bekleniyor. Öğrencilerde artık soruları cevaplarken “Biz evrim teorisine inanmıyoruz, ama sınavı geçebilmek için cevap veriyoruz” diye yazıyorlarmış. Bu güzel bir gelişme. Öğrencilere evrim teorisi dayatılmamalı, bu teorinin açıkları da anlatılmalı. Her şeyden önemlisi milyonlarca yıldır hiç değişmeyen fosillerin canlıların birbirine dönüşmediğini ispatladığı öğretilmeli.

Kaynak: http://evrimifosillernasilyalanlar.blogspot.com.tr/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Video sayfam: http://video.mynet.com/erkanarkut/videolari/liste

İçimizdeki Mucize – Tiroid Bezi ve Hormonlar, Video

İçimizdeki Mucize – Tiroid Bezi ve Hormonlar, Video

İnsan vücudu muhteşem bir yaratılışla yaratılmıştır.


Her zaman yakınlarımızdan duyarız, tiroid bezinin az çalışması, ya da çok çalışması hep sorundur. Tiroid bezi yavaş çalışırsa kalp ritmi bozulur, cilt kurur, çocuklarda büyüme yavaşlar. Tiroid bezinin yavaş çalışması nerdeyse tüm vücudu etkiler.

Vücudumuzda hormonların ve tiroid bezinin nasıl çalıştığını aşağıdaki videodan seyredebilirsiniz:

http://bit.ly/1u5ApRB

İnsan vücudunun ne kadar mükkemel yaratıldığını görmek için sadece tiroid bezine bakmak yeter. Tirodi bezi troksin adı verilen bir hormon üretir. Tiroid bezi bir fabrikanın sorumlu yöneticisi gibi çalışır. Salgıladığı bu troksin hormonu yardımıyla 100 trilyon hücrenin çalışma ritmini teker teker düzenler ve hızlarını ayarlar.

Kalbimiz, beynimiz, sinir sitemimiz, böbreklerimiz hep bizim isteğimiz dışında çalışır. Allah yarattığı milyonlarca insana böylesine kusursuz sistemler bağışlayarak sonsuz sanatını göstermiştir.

Kaynak: http://evrimcilerneleridusunemez.blogspot.com.tr/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Twitter: https://twitter.com/erkanarkut

Ebola Virüsü

800 nanometre boyunda insanları çaresiz bırakan Ebola virüsündeki aklın kaynağı ne?

800 nanometre boyunda insanları çaresiz bırakan Ebola virüsündeki aklın kaynağı ne?

Küçücük bir virüs yüzbinlerce insanı rahatlıkla öldürebiliyor.


Cansız, 800 nanometre boyunda, insanları hatta ülkeleri çaresiz bırakan Ebola virüsündeki aklın kaynağını hiç düşündünüz mü?

Bildiğiniz gibi virüs cansız bir varlıktır, ama birhücreyle temas ettiği andan itibaren canlı özelliği göstermeye başlar, saldırgan, dahası akıllı bir canlı olur.

Virüs bir hücreye girmeden önce hücrenin kendisine uygun olup olmadığını saptar. Eğer uygunsa kendi DNA’sını hücre içine enjekte eder.

Hücre adeta büyülenmiş gibi, ölene kadar virüsün DNA’sını çoğaltmaya devam eder. Hücrenin içindeki mekanizmalar virüsün oyununa gelmişlerdir.

Virüsün bu derecede başarılı bir şekilde hareket edebilmesi için hücreyle, bir kilidin anahtarla uyumu gibi yaratılmış olması gerekiyor. Virüs hücreyi nasıl kontrol ediyor, uygunluğuna nasıl karar veriyor? Niçin DNA’sını enjekte ediyor? Aklı olmayan bir virüsün bütün bu işlemleri tesadüflerle yapması imkansız!

Ortada çok açık bir gerçek var, hücreyi de Ebola virüsünü de yaratan aynıdır, tektir, Allah’tır.

Modern tıp, bilim adamları Ebola gibi virüslerin karşısında çaresiz kalıyor, bu şekilde Allah insanlara aczlerini göstererek onları düşünmeye yöneltiyor.

Bütün bu bilgileri duymak, görmek, şaşırmamak, hayretler içinde kalmamak ve Allah’ın varlığını kabul etmemek de ayrı bir mucizedir. Bu insanların iman hakikatlerine karşı gözlerinin görmediğinin, kulaklarının işitmediğinin ve kalplerinin kapalı olduğunun delilidir.

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Video sayfam: http://video.mynet.com/erkanarkut/videolari/liste