Fazıl Say’ın dinimize hakaret etme hakkı yok! Bunun düşünce özgürlüğü ile alakası yok!

Fazıl Say’ın dinimize hakaret etme hakkı yok! Bunun düşünce özgürlüğü ile alakası yok!

Fazıl Say’ın dinimize hakaret etme hakkı yok! Bunun düşünce özgürlüğü ile alakası yok!

Gerçek sanatçı ülkeyi nefret söylemleriyle meşgul etmeyendir, halkı sevgiyle kucaklayandır.


Fazıl Say’ın dinimize hakaret ettiği sözleri ile ilgili dava hala devam ediyor. Bu arada bu dava Avrupa Birliği’nden Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi’ne kadar taşındı biliyorsunuz.

Yazıyı yazarken tekrar Fazıl Say’ın yazdığı hakaret dolu ifadelere baktım ve inanın tüm benliğime kadar tekrar rahatsız oldum. (Onun söylediği bu çirkin sözlerden dolayı tem tertemiz kitabımız Kuran’ı, hemde Rabbimizi tenzih ederim.)

Fazıl Say’ın Müslümanların inandığı Kuran ayetleri hakkında böylesine çirkin sözler söylemeye hiç hakkı yok. Bunun ne düşünce özgürlüğü ile alakası var, ne de insan haklarıyla. Her insan hem dinsizlere karşı, hem de diğer dinden insanlara karşı saygı dolu, sevgi dolu olmalı. Böylesine çirkin bir cesaret, insanların inançlarına böylesine çirkin bir saldırı ancak kişinin kendisini küçük düşürür. Karşı tarafa hiçbir şey olmaz.

Üstelik bunu bir de sanatçı yapıyorsa bu onun için çok daha kötü bir durumdur. Sanatçı dediğimiz insan duyarlıdır, sevgi doludur, ileri görüşlüdür, insaniyetlidir. Topluma örnektir. İçinde böylesine nefret biriktirmez. Aynı saygısızlığı bir dindar da ateiste yapamaz. Bir Müslüman da bir Musevi’ye, ya da Hıristiyan’a yapamaz. Karşı tarafın diniyle alay edemez.

Zaten sanatçıların istediği de hep karşılıklı anlayış ve saygı değil midir? Ama sen kalkıp da insanların dinine, maneviyatına, haşa Allah’a böylesine hakaret edici sözler paylaşırsan o zaman hem insanların gözünde bütün değerini yitirirsin, hem de bunun sonuçlarına katlanırsın.

Fazıl Say’ın davasının nasıl sonuçlanacağını bilmiyorum, bunu hep birlikte göreceğiz. Ama insanların bilmedikleri bir şey var. Asıl dava burada değil Allah’ın huzurunda görülecektir. İnsanlar birşey söylemeyi, lafı savurmayı kolay zannediyorlar. Ağızlarından birşey çıktığında, ya da onu yazdıklarında bu söylediklerinin ve yazdıklarının unutulacağını düşünüyorlar. Oysa çok ama çok yanılıyorlar. Hiçbirşey unutulmuyor. Her söylenen ve her yazılan satır satır kişinin kendi kitabına yazılıyor. Ve Allah’ın huzuruna geldiğinde de kişinin kitabı açılıyor ve o kişi yaptıklarının hesabını bir bir veriyor.

(Önlerine) Kitap konulmuştur; artık suçlu-günahkarların, onda olanlardan dolayı dehşetle-korkuya kapıldıklarını görürsün. Derler ki: “Eyvahlar bize, bu kitaba ne oluyor ki, küçük büyük bırakmayıp herşeyi sayıp-döküyor?” Yapıp-ettiklerini (önlerinde) hazır bulmuşlardır. Rabbin hiç kimseye zulmetmez. (Kehf Suresi, 49)

Onların işlemiş oldukları herşey kitaplarda (yazılı)dır.

Küçük, büyük herşey satır satır (yazılı)dır. (Kamer Suresi, 52-53)

Fazıl Say bu yazdıklarından dolayı Müslümanlardan özür dilemeli ve Allah’tan kendisi adına bağışlanma dilemeli. Her dine, her inanca saygı duyduğunu söylemeli. Allah’ın huzurunda hesabını veremeyeceği sözler söylememeli. Emin olsun ki, Allah’ın huzurunda yapayalnız durduğunda yanında onu dünya hayatında kollayan ya da destekçi olan ateistler ordusu olmayacak, Allah’ın huzurunda yapayalnız ve tek başına olacak. Bu yüzden pişman olacağı sözler söylememeli ve mutlaka Müslümanlardan özür dilemeli diyorum.

Devlet PKK leşlerinin cenazelerinde gövde gösterisi yapılmasına nasıl izin veriyor?

Devlet PKK leşlerinin cenazelerinde gövde gösterisi yapılmasına nasıl izin veriyor?

Devlet PKK leşlerinin cenazelerinde gövde gösterisi yapılmasına nasıl izin veriyor?

Ülkemizde böyle görüntüleri hiçbir şekilde görmek istemiyoruz, devletimiz tedbir alsın!


Bakın resimde gördüğünüz cenaze iki gün öncesine ait. Van Başkale’de, Siirt’te çıkan çatışmada öldürülen terörist Mehmet Çelik PKKpaçavralarıyla ve Öcalanposterleriyle cehennem olacağı yere gönderiliyor! Peki Van’da asker, polis, jandarma, devletin adamları, vali ve diğerleri böyle bir kepazeliğin yaşanmasına nasıl müsaade ediyor! Devletimiz nasıl teröristlerinin cesetlerinin böyle tantanayla gömülmesine nasıl izin veriyor?

PKK terör örgütüne katılımda en etkili faktörlerden birisi de Komünist terör örgütünün gövde gösterisine dönem terörist cenazeleridir. Kahpe PKK’lılar bu cenazelerde Öcalan resimlerini açıp güya “yenilmedik, ayaktayız” imajını vermeye çalışıyorlar. Ayrıca dikkat ederseniz PKK leşlerinin cenazelerinde ağlayan, dövünen, yakınan, kendini yerlere atan tek bir adam göremezsiniz.

Ama bizim askerlerimiz şehit düştüklerinde televizyonlardan hiç durmadan ağlayan, bağıran, yakınan şehit ailelerinin görüntüsü veriliyor. Ama tek bir PKK leşi insanlara gösterilmiyor. Böylece medya tarafından da alttan alta PKK’ya destek veriliyor. Defalarca bunun yapılmamasını, bu tarz haberlerin hiçbir şekilde gösterilmemesini, şehitlerimizin neşeyle, tekbirlerle cennete uğurlanmasını yazdık ve söyledik. Ve söylemeye de devam ediyoruz.

Bu konularda devletimiz tedbir alsın. Teröristlerin cenazelerinde paçavra ve Öcalan posterlerinin açılmasına hiçbir şekilde izin verilmesin. Türk milleti olarak devletimizden, bu uğurda şehit düşen 40.000 askerimiz adına rica ediyoruz. Bizim davamız çok şerefli ve Allah’ın izniyle muhakkak zaferle sonuçlanacak bir davadır. PKK’nın ise davası haksız ve batıl bir davadır. Eninde sonunda, ne yaparlarsa yapsınlar PKK ordusu çok yakında ülkemizden kovulacaktır.

Kaynak: http://abdningoremedigipkk.blogspot.com.tr/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Ahmet Davutoğlu sakın bir kenara çekilmesin…

Ahmet Davutoğlu sakın bir kenara çekilmesin…

Ahmet Davutoğlu sakın bir kenara çekilmesin...

Ahmet Davutoğlu’nun Türkiye’nin 2023 hedefine kilitlenmiş bir lider olması çok önemli.


Ahmet Davutuğlu başbakanlığı bıraktıktan sonra sakın bir kenara çekilmesin. Kendisi çok değerli bir devlet adamı, oldukça da tecrübeli. Herşeyden önce de son derece samimi bir Müslüman. Hem Türkiye’nin, hem de İslam aleminin bulunduğu bu zulüm ortamından kurtulmasını istediği ve bu yönde çabaladığı çok açık.

Ahmet Davutoğlubaşbakanlığı bıraktıktan sonra yurtdışındaki Müslümanları birleştirmek için yurt dışı seyahatlerine başlamalı. Yurt dışında farklı mezhepleri, Şiileri, Sunnileri, Vahabileri, Alevileri, hepsini bir araya toplasın. Yemekli toplantılar yapsın. Ortadoğu’da sürekli kan dökülürken Müslümanlar için en acil yapılması gereken tüm Müslümanların birlik olmasını sağlamak ve Müslümanlar arasında sürekli ayrılık çıkaran münafıklara geçit vermemek.

Sayın Davutoğlu’nun bu Müslümanları tek bir çatı altında birleştirme, aradaki küskünlükleri yok etme, hepimizin kardeş olduğunu aşılama görevi çok önemli ve hayırlı bir görevdir. Türk hükümeti de Sayın Davutoğlu’nu bu çalışmalarında her yönden desteklemelidir. Sayın Davutoğlu’ndan hiç vakit kaybetmeden hem Ortadoğu’da, hem Avrupa’daa cemaatleri birleştirici çalışmalar yapmasını bekliyoruz.

Kaynak: http://abdningoremedigipkk.blogspot.com.tr/, A9TV

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Peygamberimiz diyor ki: “Mehdi nefisperestliği Allahperestliğe çevirecek”

Peygamberimiz diyor ki: “Mehdi nefisperestliği Allahperestliğe çevirecek”

Peygamberimiz diyor ki: “Mehdi nefisperestliği Allahperestliğe çevirecek”

“Her nefis ölümü tadıcıdır” diyor Cenab-ı Allah. Bir ‘güzel tatma’ var, bir de ‘acı tatma’ var.


Peygamberimiz birhadisinde ne kadar güzel ve hikmetli söylemiş: Mehdinefisperestliği Allahperestliğe çevirecek.”

Ahir zamanda olduğumuz bu dönemde öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, insanlar Allah’ı tanımıyorlar, Allah’ı sevmiyorlar. Öyle ki gün içinde bir tek kere bile Allah akıllarına gelmiyor. O kadar büyük gaflet içindeler. Bunun yerine nefislerine delicesine düşkünler ve kendilerini çok seviyorlar. Varsa yoksa “nefsimi nasıl eğlendireyim” telaşındalar. İşte imam Mehdi geldiğinde insanlardaki bu yoğun bencilliği, sevgisizliği, vurdumduymazlığı değiştirerek insanları Allah’a yönlendirecek. Allah’ı tanımayan, bilmeyen, düşünmeyen ve kalbinde Allah sevgisi taşımayan insanlar nefisperestlikten Allahperestliğe dönecekler. Kalpleri imanla ve Allah aşkıyla dolacak. Hz. Mehdi insanları Kuran’a ve Kuran ahlakına döndürecek.

Şu anda insanlar bilinçsiz bir şekilde nefislerine uyuyorlar. Nefis kesintisiz olarak kötülüğü emreden bir güçtür ve insanın ruhunda aktif olarak hareket eder. İnsanın azgın nefsi ancak imanla, Allah korkusuyla ve Allah sevgisiyle yatışır. Kalplere ahir zamanda Allah sevgisini yayacak olan da Allah’tır. Hz. Mehdi de buna vesile olacaktır. Böylelikle insanları Deccal’in büyüsünden kurtaracak ve tertemiz bir altınçağ dönemini yaşamalarını sağlayacaktır.

Kaynak: http://imanetmeninguzelligi.wordpress.com/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Peki kanser olduğunda da kibir yapabilecek, insanları aşağılayabilecek misin?

Peki kanser olduğunda da kibir yapabilecek, insanları aşağılayabilecek misin?

Peki kanser olduğunda da kibir yapabilecek, insanları aşağılayabilecek misin?

İnsan Allah’a karşı aczini bilecek, kul olduğunu bilecek…


Hepimiz biliyoruz, öyle insanlar var ki sanki küçük dağları haşa kendileri yaratmış gibiler. Bu nasıl alaycılıktır, nasıl bir vurdumduymazlıktır insan şaşıp kalıyor. Herkese üst perdeden bakıyorlar. İşyerinde kendilerinden aşağı kademelerde insanları küçümsüyorlar, onlara sürekli laf sokuyorlar. Bir de alabildiğine müşkülpesent olup altında çalışanlara adeta kök söktürüyorlar. Tevekkül nedir bilmediklerinden her olumsuzluğun bedelini yanındakilerden çıkarmaya çalışıyorlar.

Bizim işyerinde de var böyleleri. Birisi var ki, her türlü olumsuzluk bunda, her türlü sıkıntı bunda. İnsanları şikâyet ediyor, onları küçümsüyor. Kibirli ama neden kibirli olduğu da belli değil… Geçtiğimiz günlerde bu kişiye “kanser” teşhisi koymuş doktor. Tabii bir anda dünyası tepetaklak olmuş. Hâlbuki burası imtihan dünyası. Bu dünya kısacık bir dünya.

Bir anda Allah insana aczini böyle anlatıyor işte. “Sen büyük değilsin, sen hiçbir şeyi aklemedemezsin, sen daha bir hücrene bile malik değilsin” diyor. O insan belki de ilk defaölümü düşünüyor, ilk defa her şeyin boş olduğunu düşünüyor. Kanserli olduğunu öğrenen bir insan işyerinin koridorlarında kibirle dolaşabilir mi, ya da altında çalışanlara sürekli laf sokabilir mi? İnanın hiç de öyle olmuyor, o insan bir garibanlaşıyor, bir garibanlaşıyor, üzerine bir sakinlik geliyor. Allah dilemediği taktirde de iyileşmesi mümkün değil. Doktorlar ve ilaçlar ancak vesiledir, insanı doktor değil Allah iyileştirir. Allah’ı hiç düşünmeyen bir insanı Allah sabah akşam Allah’a dua eder hale getiriyor.

Görmüyorlar mı ki, gerçekten onlar her yıl, bir veya iki defa belaya çarptırılıyorlar da sonra tevbe etmiyorlar ve öğüt alıp (ders çıkarıp) düşünmüyorlar. (Tevbe Suresi, 126)

İnsanların başlarına gelen zorluklar, sıkıntılar, hastalıklar karşısında durup bir düşünmeleri gerek. Hiçbir şey boş yere yaratılmıyor. Azgın nefsin, “her şeyi kendinden zanneden bencil nefsin” mutlaka ama mutlaka eğitilmesi gerekiyor. Eğer hastalık insanı Allah’a yaklaştırıyorsa, onun kalbinde imanı yeşertiyorsa ne güzel… Ama aynı insan “neden ben” diyorsa, Allah’a isyan ediyorsa ve bir türlü akıllanmıyor kibirli olmaya, kötü ahlaklı olmaya devam ediyorsa işte o zaman yeni yeni sıkıntıları çağırıyor demektir. Unutmayın ki “Allah insanlara zulmetmez, insanlar kendi kendilerine zulmederler…”  

Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele. (Bakara Suresi, 155)

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun utanç verici LBGTİ hareketi! Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun utanç verici LBGTİ hareketi! Eşcinsellik fıtrata tamamen ters bir sapkınlıktır. Allah tarafından kesinlikle yasaklanmıştır. Kanada başbakanı Justin Trudeau geçtiğimiz gün “Kanada olarak LBGTİ özgürlükleri en büyük önem sıramızda” diyerek parlamento binasına LBGTİ bayrağı astırdı! Böylece Kanada tarihine geçecek son derece utanç verici bir eylem gerçekleştirilmiş oldu. Hatırlarsanız Obama’da başkan olduktan sonra Beyaz Saray’ı gökkuşağı renklerinde ışıklandırmış ve kimden taraf olduğunu daha en başında göstermişti. Kanada’da ilk defa homoseksüllerin haklarına sahip çıkan Justin Trudeau İngiliz derin devletinin ısrarla yaymaya çalıştığı Rumilik ve Homoseksülliği destekleyenlerin başında geliyor. Aynı ekipten olan diğer kişiler şunlar: Asif Lahore, Arya Alaga, Khakan Qureshi, Peter Tatchell, Matt Ogston, Ed Husain, Maajid Nawaz, Usama Hasan, Sayeeda Warsi, Faisal Abbas, Ziya Meral, Iyad El-Bagdadi, Omar Ashaour, Mo Ansar, Sam Harris, CJ Werleman, Hamza Yusuf, Timothy Winter, Anno Bunnik, Dimitris Bibicos, Sarah Maple, Majid Rafizadeh, David Lepeska, Sunny Handal, Yalda Hakim, Haras Rafiq, Nervana Mahmoud, Rula Jebreal, Shiraz Maher, Claire Berlinski, Brooklyh Middleton. Bu kişiler dünya çağında örgütlenmiş durumdalar, hep birlikte İngiliz derin devletine hizmet edip dünya çapında Darwinizmi, Rumiliği ve homoseksüelliği yayıyorlar. İngiltere’deki Chatham House ve Quilliam Vakfı ile birlikte hareket ediyorlar. Amaçları Müslüman görünümündeki kişileri kullanıp bu sapkınlıkları kendi kafalarınca İslam’a sokmak, İslam’ı içten çökertmeye çalışıyorlar. Bütün bu sapkınlıkları dünyaya “insan hakları, demokrasi, LBGTİ hakları” diyerek yaymaya ve makul göstermeye çalışıyorlar. Kanada başbakanının da yaptığı bu. Kanada’nın tarihine geçecek bu sapkın hareketin baş aktörü Justin Trudeau’nun homoseksüellerin bayrağını parlamento binasına çekme felaketini bu linkten seyredebilirsiniz: İslam’a göre homoseksüellik, Kuran’da ve hadislerde “iğrenç bir çirkinlik olarak” bildirilen haram olan bir davranıştır. Allah “bir iğrençlik” olan homoseksüelliği uygulayan ve tüm uyarılara rağmen bundan vazgeçmeyen kavimlere, tüm insanlığa ibret olacak bir son hazırlamıştır. Lut kavminin, Pompei halkının sonları ibret vericidir. Buna karşı insanların bilgilendirilmesi, eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi şarttır.”Siz gerçekten, kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Hayır, siz (yaptığı şeyi) bilmeyen bir kavimsiniz.” Biz de, onu ve ailesini kurtardık, yalnızca karısı hariç; onu geride (azap içinde kalanlar arasında) takdir ettik. (Neml Suresi, 55-57) Türk devleti Türkiye’yi parçalamaya çalışan, dünyaya Darwinizmi, Rumiliği ve homoseksüelliği yaymaya çalışan İngiliz derin devletine ve onun yandaşlarına asla geçit vermemelidir. Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/ Bu kişiler hep birlikte çalışarak insanlara sapkınlığı “demokrasi” adı altında makul göstermeye

Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun utanç verici LBGTİ hareketi!

Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun utanç verici LBGTİ hareketi!

Eşcinsellik fıtrata tamamen ters bir sapkınlıktır. Allah tarafından kesinlikle yasaklanmıştır.


Kanada başbakanı Justin Trudeau geçtiğimiz gün “Kanada olarak LBGTİözgürlükleri en büyük önem sıramızda” diyerek parlamento binasına LBGTİ bayrağı astırdı! Böylece Kanada tarihine geçecek son derece utanç verici bir eylem gerçekleştirilmiş oldu. Hatırlarsanız Obama’da başkan olduktan sonra Beyaz Saray’ı gökkuşağı renklerinde ışıklandırmış ve kimden taraf olduğunu daha en başında göstermişti.

Kanada’da ilk defa homoseksüllerin haklarına sahip çıkan Justin Trudeau İngiliz derin devletinin ısrarla yaymaya çalıştığı Rumilik ve Homoseksülliği destekleyenlerin başında geliyor. Aynı ekipten olan diğer kişiler şunlar: Asif Lahore, Arya Alaga, Khakan Qureshi, Peter Tatchell, Matt Ogston, Ed Husain, Maajid Nawaz, Usama Hasan, Sayeeda Warsi, Faisal Abbas, Ziya Meral, Iyad El-Bagdadi, Omar Ashaour, Mo Ansar, Sam Harris, CJ Werleman, Hamza Yusuf, Timothy Winter, Anno Bunnik, Dimitris Bibicos, Sarah Maple, Majid Rafizadeh, David Lepeska, Sunny Handal, Yalda Hakim, Haras Rafiq, Nervana Mahmoud, Rula Jebreal, Shiraz Maher, Claire Berlinski, Brooklyh Middleton.

Bu kişiler dünya çağında örgütlenmiş durumdalar, hep birlikte İngiliz derin devletine hizmet edip dünya çapında Darwinizmi, Rumiliği ve homoseksüelliği yayıyorlar. İngiltere’deki Chatham House ve Quilliam Vakfı ile birlikte hareket ediyorlar. Amaçları Müslüman görünümündeki kişileri kullanıp bu sapkınlıkları kendi kafalarınca İslam’a sokmak, İslam’ı içten çökertmeye çalışıyorlar. Bütün bu sapkınlıkları dünyaya “insan hakları, demokrasi, LBGTİ hakları” diyerek yaymaya ve makul göstermeye çalışıyorlar. Kanada başbakanının da yaptığı bu. Kanada’nın tarihine geçecek bu sapkın hareketin baş aktörü Justin Trudeau’nun homoseksüellerin bayrağını parlamento binasına çekme felaketini bu linkten seyredebilirsiniz:

İslam’a göre homoseksüellik, Kuran’da ve hadislerde “iğrenç bir çirkinlik olarak” bildirilen haram olan bir davranıştır. Allah “bir iğrençlik” olan homoseksüelliği uygulayan ve tüm uyarılara rağmen bundan vazgeçmeyen kavimlere, tüm insanlığa ibret olacak bir son hazırlamıştır. Lut kavminin, Pompei halkının sonları ibret vericidir. Buna karşı insanların bilgilendirilmesi, eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi şarttır.“Siz gerçekten, kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Hayır, siz (yaptığı şeyi) bilmeyen bir kavimsiniz.” Biz de, onu ve ailesini kurtardık, yalnızca karısı hariç; onu geride (azap içinde kalanlar arasında) takdir ettik. (Neml Suresi, 55-57)

Türk devleti Türkiye’yi parçalamaya çalışan, dünyaya Darwinizmi, Rumiliği ve homoseksüelliği yaymaya çalışan İngiliz derin devletine ve onun yandaşlarına asla geçit vermemelidir.

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Bu kişiler hep birlikte çalışarak insanlara sapkınlığı “demokrasi” adı altında makul göstermeye

MHP, CHP, BBP ve Saadet Partisi bölünmeye karşı şiddetli propoganda yapmalı!

MHP, CHP, BBP ve Saadet Partisi bölünmeye karşı şiddetli propoganda yapmalı!

MHP, CHP, BBP ve Saadet Partisi bölünmeye karşı şiddetli propoganda yapmalı!

PKK’nın ideolojisi Marksist Leninist’tir, mutlaka anti komünist ilmi mücadele yapmamız gerekiyor.


Türkiye şu anda çok ciddi bölünme tehlikesi altında! Halk Survivor ve evlendirme programları ile uyutulurken İngiliz derin devleti PKK’yı ve YPG’yi silahla sürekli besleyip Türkiye’yi paramparça etmek için var gücüyle bastırıyor. Şu anda Kurtuluş Savaşı’ndayız ama bundan milyonlarca Türk’ün haberi bile yok! Böyle gizliden gizliye faaliyet yapıyorlar.

Türkiye böylesine ciddi bir tehlike altındayken MHP, CHP, BBP ve Saadet Partisi birlik olmalı, köşeden bakıp Türkiye’nin parçalanmasını seyretmemeliler. Tam tersine bu partilerin birlik olup bölünme tehlikesine karşı şiddetli propoganda yapmaları, halkı aydınlatmaları lazım. Halkı uyarmaları lazım. Devletinde Türk gençliğinin şuurunu açacak, onların devlete ve millete bağlılıklarını arttıracak milli şuur dersi koyması lazım. Milli şuur dersinde gençlerimizeDarwinizmin bilimsel çöküşü, PKK’nın komünist ve Marsist zihniyeti anlatılsın. İman hakikatleri ve Kuran mucizeleri anlatılıp gençlerimizin maneviyatı güçlendirilsin. Okullarda haftada 3 gün iman hakikatlerinin de anlatıldığı milli şuur dersi verilse gençlerin bütün motivasyonu, ruh hali, psikolojisi değişir. PKK sürekli dağda komünist eğitim veriyor. Komünist teröristler eğitimle bu hale geliyorlar. Biz de gençlere haftada üç saat milli şuur dersi verirsek çok çok faydalı olur.

Söylediğimiz gibi bu partiler güç birliği yapsınlar, konferanslar düzenlesinler, halkın uyanmasını sağlasınlar, onlara da bu zorlu dönemde çok ciddi iş düşüyor. İngiliz derin devletinin sinsi oyunlarını bozmak için güç birliği yapılması gerektiğini fark etsinler.

Kaynak: http://abdningoremedigipkk.blogspot.com.tr/, A9TV

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/