Fazıl Say’ın dinimize hakaret etme hakkı yok! Bunun düşünce özgürlüğü ile alakası yok!

Fazıl Say’ın dinimize hakaret etme hakkı yok! Bunun düşünce özgürlüğü ile alakası yok!

Fazıl Say’ın dinimize hakaret etme hakkı yok! Bunun düşünce özgürlüğü ile alakası yok!

Gerçek sanatçı ülkeyi nefret söylemleriyle meşgul etmeyendir, halkı sevgiyle kucaklayandır.


Fazıl Say’ın dinimize hakaret ettiği sözleri ile ilgili dava hala devam ediyor. Bu arada bu dava Avrupa Birliği’nden Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi’ne kadar taşındı biliyorsunuz.

Yazıyı yazarken tekrar Fazıl Say’ın yazdığı hakaret dolu ifadelere baktım ve inanın tüm benliğime kadar tekrar rahatsız oldum. (Onun söylediği bu çirkin sözlerden dolayı tem tertemiz kitabımız Kuran’ı, hemde Rabbimizi tenzih ederim.)

Fazıl Say’ın Müslümanların inandığı Kuran ayetleri hakkında böylesine çirkin sözler söylemeye hiç hakkı yok. Bunun ne düşünce özgürlüğü ile alakası var, ne de insan haklarıyla. Her insan hem dinsizlere karşı, hem de diğer dinden insanlara karşı saygı dolu, sevgi dolu olmalı. Böylesine çirkin bir cesaret, insanların inançlarına böylesine çirkin bir saldırı ancak kişinin kendisini küçük düşürür. Karşı tarafa hiçbir şey olmaz.

Üstelik bunu bir de sanatçı yapıyorsa bu onun için çok daha kötü bir durumdur. Sanatçı dediğimiz insan duyarlıdır, sevgi doludur, ileri görüşlüdür, insaniyetlidir. Topluma örnektir. İçinde böylesine nefret biriktirmez. Aynı saygısızlığı bir dindar da ateiste yapamaz. Bir Müslüman da bir Musevi’ye, ya da Hıristiyan’a yapamaz. Karşı tarafın diniyle alay edemez.

Zaten sanatçıların istediği de hep karşılıklı anlayış ve saygı değil midir? Ama sen kalkıp da insanların dinine, maneviyatına, haşa Allah’a böylesine hakaret edici sözler paylaşırsan o zaman hem insanların gözünde bütün değerini yitirirsin, hem de bunun sonuçlarına katlanırsın.

Fazıl Say’ın davasının nasıl sonuçlanacağını bilmiyorum, bunu hep birlikte göreceğiz. Ama insanların bilmedikleri bir şey var. Asıl dava burada değil Allah’ın huzurunda görülecektir. İnsanlar birşey söylemeyi, lafı savurmayı kolay zannediyorlar. Ağızlarından birşey çıktığında, ya da onu yazdıklarında bu söylediklerinin ve yazdıklarının unutulacağını düşünüyorlar. Oysa çok ama çok yanılıyorlar. Hiçbirşey unutulmuyor. Her söylenen ve her yazılan satır satır kişinin kendi kitabına yazılıyor. Ve Allah’ın huzuruna geldiğinde de kişinin kitabı açılıyor ve o kişi yaptıklarının hesabını bir bir veriyor.

(Önlerine) Kitap konulmuştur; artık suçlu-günahkarların, onda olanlardan dolayı dehşetle-korkuya kapıldıklarını görürsün. Derler ki: “Eyvahlar bize, bu kitaba ne oluyor ki, küçük büyük bırakmayıp herşeyi sayıp-döküyor?” Yapıp-ettiklerini (önlerinde) hazır bulmuşlardır. Rabbin hiç kimseye zulmetmez. (Kehf Suresi, 49)

Onların işlemiş oldukları herşey kitaplarda (yazılı)dır.

Küçük, büyük herşey satır satır (yazılı)dır. (Kamer Suresi, 52-53)

Fazıl Say bu yazdıklarından dolayı Müslümanlardan özür dilemeli ve Allah’tan kendisi adına bağışlanma dilemeli. Her dine, her inanca saygı duyduğunu söylemeli. Allah’ın huzurunda hesabını veremeyeceği sözler söylememeli. Emin olsun ki, Allah’ın huzurunda yapayalnız durduğunda yanında onu dünya hayatında kollayan ya da destekçi olan ateistler ordusu olmayacak, Allah’ın huzurunda yapayalnız ve tek başına olacak. Bu yüzden pişman olacağı sözler söylememeli ve mutlaka Müslümanlardan özür dilemeli diyorum.

Devlet PKK leşlerinin cenazelerinde gövde gösterisi yapılmasına nasıl izin veriyor?

Devlet PKK leşlerinin cenazelerinde gövde gösterisi yapılmasına nasıl izin veriyor?

Devlet PKK leşlerinin cenazelerinde gövde gösterisi yapılmasına nasıl izin veriyor?

Ülkemizde böyle görüntüleri hiçbir şekilde görmek istemiyoruz, devletimiz tedbir alsın!


Bakın resimde gördüğünüz cenaze iki gün öncesine ait. Van Başkale’de, Siirt’te çıkan çatışmada öldürülen terörist Mehmet Çelik PKKpaçavralarıyla ve Öcalanposterleriyle cehennem olacağı yere gönderiliyor! Peki Van’da asker, polis, jandarma, devletin adamları, vali ve diğerleri böyle bir kepazeliğin yaşanmasına nasıl müsaade ediyor! Devletimiz nasıl teröristlerinin cesetlerinin böyle tantanayla gömülmesine nasıl izin veriyor?

PKK terör örgütüne katılımda en etkili faktörlerden birisi de Komünist terör örgütünün gövde gösterisine dönem terörist cenazeleridir. Kahpe PKK’lılar bu cenazelerde Öcalan resimlerini açıp güya “yenilmedik, ayaktayız” imajını vermeye çalışıyorlar. Ayrıca dikkat ederseniz PKK leşlerinin cenazelerinde ağlayan, dövünen, yakınan, kendini yerlere atan tek bir adam göremezsiniz.

Ama bizim askerlerimiz şehit düştüklerinde televizyonlardan hiç durmadan ağlayan, bağıran, yakınan şehit ailelerinin görüntüsü veriliyor. Ama tek bir PKK leşi insanlara gösterilmiyor. Böylece medya tarafından da alttan alta PKK’ya destek veriliyor. Defalarca bunun yapılmamasını, bu tarz haberlerin hiçbir şekilde gösterilmemesini, şehitlerimizin neşeyle, tekbirlerle cennete uğurlanmasını yazdık ve söyledik. Ve söylemeye de devam ediyoruz.

Bu konularda devletimiz tedbir alsın. Teröristlerin cenazelerinde paçavra ve Öcalan posterlerinin açılmasına hiçbir şekilde izin verilmesin. Türk milleti olarak devletimizden, bu uğurda şehit düşen 40.000 askerimiz adına rica ediyoruz. Bizim davamız çok şerefli ve Allah’ın izniyle muhakkak zaferle sonuçlanacak bir davadır. PKK’nın ise davası haksız ve batıl bir davadır. Eninde sonunda, ne yaparlarsa yapsınlar PKK ordusu çok yakında ülkemizden kovulacaktır.

Kaynak: http://abdningoremedigipkk.blogspot.com.tr/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Peygamberimiz diyor ki: “Mehdi nefisperestliği Allahperestliğe çevirecek”

Peygamberimiz diyor ki: “Mehdi nefisperestliği Allahperestliğe çevirecek”

Peygamberimiz diyor ki: “Mehdi nefisperestliği Allahperestliğe çevirecek”

“Her nefis ölümü tadıcıdır” diyor Cenab-ı Allah. Bir ‘güzel tatma’ var, bir de ‘acı tatma’ var.


Peygamberimiz birhadisinde ne kadar güzel ve hikmetli söylemiş: Mehdinefisperestliği Allahperestliğe çevirecek.”

Ahir zamanda olduğumuz bu dönemde öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, insanlar Allah’ı tanımıyorlar, Allah’ı sevmiyorlar. Öyle ki gün içinde bir tek kere bile Allah akıllarına gelmiyor. O kadar büyük gaflet içindeler. Bunun yerine nefislerine delicesine düşkünler ve kendilerini çok seviyorlar. Varsa yoksa “nefsimi nasıl eğlendireyim” telaşındalar. İşte imam Mehdi geldiğinde insanlardaki bu yoğun bencilliği, sevgisizliği, vurdumduymazlığı değiştirerek insanları Allah’a yönlendirecek. Allah’ı tanımayan, bilmeyen, düşünmeyen ve kalbinde Allah sevgisi taşımayan insanlar nefisperestlikten Allahperestliğe dönecekler. Kalpleri imanla ve Allah aşkıyla dolacak. Hz. Mehdi insanları Kuran’a ve Kuran ahlakına döndürecek.

Şu anda insanlar bilinçsiz bir şekilde nefislerine uyuyorlar. Nefis kesintisiz olarak kötülüğü emreden bir güçtür ve insanın ruhunda aktif olarak hareket eder. İnsanın azgın nefsi ancak imanla, Allah korkusuyla ve Allah sevgisiyle yatışır. Kalplere ahir zamanda Allah sevgisini yayacak olan da Allah’tır. Hz. Mehdi de buna vesile olacaktır. Böylelikle insanları Deccal’in büyüsünden kurtaracak ve tertemiz bir altınçağ dönemini yaşamalarını sağlayacaktır.

Kaynak: http://imanetmeninguzelligi.wordpress.com/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun utanç verici LBGTİ hareketi! Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun utanç verici LBGTİ hareketi! Eşcinsellik fıtrata tamamen ters bir sapkınlıktır. Allah tarafından kesinlikle yasaklanmıştır. Kanada başbakanı Justin Trudeau geçtiğimiz gün “Kanada olarak LBGTİ özgürlükleri en büyük önem sıramızda” diyerek parlamento binasına LBGTİ bayrağı astırdı! Böylece Kanada tarihine geçecek son derece utanç verici bir eylem gerçekleştirilmiş oldu. Hatırlarsanız Obama’da başkan olduktan sonra Beyaz Saray’ı gökkuşağı renklerinde ışıklandırmış ve kimden taraf olduğunu daha en başında göstermişti. Kanada’da ilk defa homoseksüllerin haklarına sahip çıkan Justin Trudeau İngiliz derin devletinin ısrarla yaymaya çalıştığı Rumilik ve Homoseksülliği destekleyenlerin başında geliyor. Aynı ekipten olan diğer kişiler şunlar: Asif Lahore, Arya Alaga, Khakan Qureshi, Peter Tatchell, Matt Ogston, Ed Husain, Maajid Nawaz, Usama Hasan, Sayeeda Warsi, Faisal Abbas, Ziya Meral, Iyad El-Bagdadi, Omar Ashaour, Mo Ansar, Sam Harris, CJ Werleman, Hamza Yusuf, Timothy Winter, Anno Bunnik, Dimitris Bibicos, Sarah Maple, Majid Rafizadeh, David Lepeska, Sunny Handal, Yalda Hakim, Haras Rafiq, Nervana Mahmoud, Rula Jebreal, Shiraz Maher, Claire Berlinski, Brooklyh Middleton. Bu kişiler dünya çağında örgütlenmiş durumdalar, hep birlikte İngiliz derin devletine hizmet edip dünya çapında Darwinizmi, Rumiliği ve homoseksüelliği yayıyorlar. İngiltere’deki Chatham House ve Quilliam Vakfı ile birlikte hareket ediyorlar. Amaçları Müslüman görünümündeki kişileri kullanıp bu sapkınlıkları kendi kafalarınca İslam’a sokmak, İslam’ı içten çökertmeye çalışıyorlar. Bütün bu sapkınlıkları dünyaya “insan hakları, demokrasi, LBGTİ hakları” diyerek yaymaya ve makul göstermeye çalışıyorlar. Kanada başbakanının da yaptığı bu. Kanada’nın tarihine geçecek bu sapkın hareketin baş aktörü Justin Trudeau’nun homoseksüellerin bayrağını parlamento binasına çekme felaketini bu linkten seyredebilirsiniz: İslam’a göre homoseksüellik, Kuran’da ve hadislerde “iğrenç bir çirkinlik olarak” bildirilen haram olan bir davranıştır. Allah “bir iğrençlik” olan homoseksüelliği uygulayan ve tüm uyarılara rağmen bundan vazgeçmeyen kavimlere, tüm insanlığa ibret olacak bir son hazırlamıştır. Lut kavminin, Pompei halkının sonları ibret vericidir. Buna karşı insanların bilgilendirilmesi, eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi şarttır.”Siz gerçekten, kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Hayır, siz (yaptığı şeyi) bilmeyen bir kavimsiniz.” Biz de, onu ve ailesini kurtardık, yalnızca karısı hariç; onu geride (azap içinde kalanlar arasında) takdir ettik. (Neml Suresi, 55-57) Türk devleti Türkiye’yi parçalamaya çalışan, dünyaya Darwinizmi, Rumiliği ve homoseksüelliği yaymaya çalışan İngiliz derin devletine ve onun yandaşlarına asla geçit vermemelidir. Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/ Bu kişiler hep birlikte çalışarak insanlara sapkınlığı “demokrasi” adı altında makul göstermeye

Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun utanç verici LBGTİ hareketi!

Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun utanç verici LBGTİ hareketi!

Eşcinsellik fıtrata tamamen ters bir sapkınlıktır. Allah tarafından kesinlikle yasaklanmıştır.


Kanada başbakanı Justin Trudeau geçtiğimiz gün “Kanada olarak LBGTİözgürlükleri en büyük önem sıramızda” diyerek parlamento binasına LBGTİ bayrağı astırdı! Böylece Kanada tarihine geçecek son derece utanç verici bir eylem gerçekleştirilmiş oldu. Hatırlarsanız Obama’da başkan olduktan sonra Beyaz Saray’ı gökkuşağı renklerinde ışıklandırmış ve kimden taraf olduğunu daha en başında göstermişti.

Kanada’da ilk defa homoseksüllerin haklarına sahip çıkan Justin Trudeau İngiliz derin devletinin ısrarla yaymaya çalıştığı Rumilik ve Homoseksülliği destekleyenlerin başında geliyor. Aynı ekipten olan diğer kişiler şunlar: Asif Lahore, Arya Alaga, Khakan Qureshi, Peter Tatchell, Matt Ogston, Ed Husain, Maajid Nawaz, Usama Hasan, Sayeeda Warsi, Faisal Abbas, Ziya Meral, Iyad El-Bagdadi, Omar Ashaour, Mo Ansar, Sam Harris, CJ Werleman, Hamza Yusuf, Timothy Winter, Anno Bunnik, Dimitris Bibicos, Sarah Maple, Majid Rafizadeh, David Lepeska, Sunny Handal, Yalda Hakim, Haras Rafiq, Nervana Mahmoud, Rula Jebreal, Shiraz Maher, Claire Berlinski, Brooklyh Middleton.

Bu kişiler dünya çağında örgütlenmiş durumdalar, hep birlikte İngiliz derin devletine hizmet edip dünya çapında Darwinizmi, Rumiliği ve homoseksüelliği yayıyorlar. İngiltere’deki Chatham House ve Quilliam Vakfı ile birlikte hareket ediyorlar. Amaçları Müslüman görünümündeki kişileri kullanıp bu sapkınlıkları kendi kafalarınca İslam’a sokmak, İslam’ı içten çökertmeye çalışıyorlar. Bütün bu sapkınlıkları dünyaya “insan hakları, demokrasi, LBGTİ hakları” diyerek yaymaya ve makul göstermeye çalışıyorlar. Kanada başbakanının da yaptığı bu. Kanada’nın tarihine geçecek bu sapkın hareketin baş aktörü Justin Trudeau’nun homoseksüellerin bayrağını parlamento binasına çekme felaketini bu linkten seyredebilirsiniz:

İslam’a göre homoseksüellik, Kuran’da ve hadislerde “iğrenç bir çirkinlik olarak” bildirilen haram olan bir davranıştır. Allah “bir iğrençlik” olan homoseksüelliği uygulayan ve tüm uyarılara rağmen bundan vazgeçmeyen kavimlere, tüm insanlığa ibret olacak bir son hazırlamıştır. Lut kavminin, Pompei halkının sonları ibret vericidir. Buna karşı insanların bilgilendirilmesi, eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi şarttır.“Siz gerçekten, kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Hayır, siz (yaptığı şeyi) bilmeyen bir kavimsiniz.” Biz de, onu ve ailesini kurtardık, yalnızca karısı hariç; onu geride (azap içinde kalanlar arasında) takdir ettik. (Neml Suresi, 55-57)

Türk devleti Türkiye’yi parçalamaya çalışan, dünyaya Darwinizmi, Rumiliği ve homoseksüelliği yaymaya çalışan İngiliz derin devletine ve onun yandaşlarına asla geçit vermemelidir.

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Bu kişiler hep birlikte çalışarak insanlara sapkınlığı “demokrasi” adı altında makul göstermeye

MHP, CHP, BBP ve Saadet Partisi bölünmeye karşı şiddetli propoganda yapmalı!

MHP, CHP, BBP ve Saadet Partisi bölünmeye karşı şiddetli propoganda yapmalı!

MHP, CHP, BBP ve Saadet Partisi bölünmeye karşı şiddetli propoganda yapmalı!

PKK’nın ideolojisi Marksist Leninist’tir, mutlaka anti komünist ilmi mücadele yapmamız gerekiyor.


Türkiye şu anda çok ciddi bölünme tehlikesi altında! Halk Survivor ve evlendirme programları ile uyutulurken İngiliz derin devleti PKK’yı ve YPG’yi silahla sürekli besleyip Türkiye’yi paramparça etmek için var gücüyle bastırıyor. Şu anda Kurtuluş Savaşı’ndayız ama bundan milyonlarca Türk’ün haberi bile yok! Böyle gizliden gizliye faaliyet yapıyorlar.

Türkiye böylesine ciddi bir tehlike altındayken MHP, CHP, BBP ve Saadet Partisi birlik olmalı, köşeden bakıp Türkiye’nin parçalanmasını seyretmemeliler. Tam tersine bu partilerin birlik olup bölünme tehlikesine karşı şiddetli propoganda yapmaları, halkı aydınlatmaları lazım. Halkı uyarmaları lazım. Devletinde Türk gençliğinin şuurunu açacak, onların devlete ve millete bağlılıklarını arttıracak milli şuur dersi koyması lazım. Milli şuur dersinde gençlerimizeDarwinizmin bilimsel çöküşü, PKK’nın komünist ve Marsist zihniyeti anlatılsın. İman hakikatleri ve Kuran mucizeleri anlatılıp gençlerimizin maneviyatı güçlendirilsin. Okullarda haftada 3 gün iman hakikatlerinin de anlatıldığı milli şuur dersi verilse gençlerin bütün motivasyonu, ruh hali, psikolojisi değişir. PKK sürekli dağda komünist eğitim veriyor. Komünist teröristler eğitimle bu hale geliyorlar. Biz de gençlere haftada üç saat milli şuur dersi verirsek çok çok faydalı olur.

Söylediğimiz gibi bu partiler güç birliği yapsınlar, konferanslar düzenlesinler, halkın uyanmasını sağlasınlar, onlara da bu zorlu dönemde çok ciddi iş düşüyor. İngiliz derin devletinin sinsi oyunlarını bozmak için güç birliği yapılması gerektiğini fark etsinler.

Kaynak: http://abdningoremedigipkk.blogspot.com.tr/, A9TV

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Dünya hayatı bu kadar işte!

Dünya hayatı bu kadar işte!

Dünya hayatı bu kadar işte!

Dünya hayatı çarçapuk geçip gider, insan iman etmezse ruhu sonsuza kadar azap çeker.


İnsanlar dünya hayatını o kadar gözlerinde büyütüyorlar ki… Oysa bir bilseler, şuurlarını açsalar, dünyanın hemen gelip geçtiğini bir fark edebilseler… İki on senede nasıl da her şey değişiveiyor. O genç, güzel, çekici insan gidiyor, yerine iki büklüm olmuş, tanınmayacak şekilde yaşlanmış, yüzü buruşmuş, kemikleri yaşlılıktan gevşemiş bir insan geliyor.

Bakın bir zamanlar yakışıklılığı ile nam salmışMickey Rouke’un son haline. Bu görüntüden daha ibretlik bir şey olabilir mi? Bir insanın bu kadar yakışıklı iken bu kadar yaşlanıp acizleşmesi Allah’tan insanlara bir hatırlatma değil mi? Allah her görüntüyle bize “gerçek hayat dünyadaki kısacık hayat değil, ahiretteki sonsuz hayat” diyor ama milyarlarca insan şuurunu açmamakta direniyor.

En mükemmel görünen insan bile mutlaka yaşlanır ve ölür. Beklenmedik bir anda bir kazayla paramparça olabilir. Dünyadaki beden gibi, dünyanın bizzat kendisi de eksik, kusurlu, yetersiz ve geçicidir. Bütün çiçekler mutlaka solar, en güzel yiyecekler çürür, bozulur, kokuşur. Tüm bunlar bu dünyaya mahsus eksik ve kusurlardır. Bizlere verilen kısacık dünya hayatı da, taşıdığımız beden de Allah’ın çok kısa bir süre için verdiği geçici emanetlerdir. Sonsuz bir yaşantı ve mükemmel bir yaratılış ise yalnızca ahirete mahsustur. Rabbimiz bir ayetinde şöyle buyurur:

Size verilen herhangi bir şey, dünya hayatının metaı (kısa süreli faydalanması)dır. Allah Katında olan ise, daha hayırlı ve daha süreklidir. (Bu da) iman edip Rablerine tevekkül edenler içindir. (Şura Suresi, 36)

İnsanlar iman edeceklerine, var güçleriyle Allah’a yöneleneceklerine kısacık geçen dünyaya meylediyorlar. O zavallı, toprağa akmaya hazırlanan bedenlerini süsleyip püslüyorlar. Bu dünyaya delicesine bağlanıyorlar. Oysa ölüm hepsinin kapısında geleceği günü bekliyor. Her geçen gün daha da yaşalnıyorlar. Ve imanla eğitmedikleri bir ruhu ahirette sonsuza kadar ızdırap çekmesi, pişmanlık duyması için hazırlıyorlar…

Zulmeden her nefis, yeryüzündekilerin tümüne sahip olsa bunu (azaba karşılık) mutlaka fidye olarak verirdi. Onlar azabı görünce pişmanlıklarını gizlerler, oysa onlar haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmedilmiştir. (Yunus Suresi, 54)

Kaynak: http://dunyahayatimiz.blogspot.com.tr/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

İnsanın Allah korkusu nasıl olmalı?

İnsanın Allah korkusu nasıl olmalı?

Güzel ahlaklı olayım demekle insan güzel ahlaklı olamaz. Allah’tan korkarak, Allah’ı severek güzel ahlaklı olunuyor.


Bazı insanlar var, “nedenAllah’tan korkmalıyız, neden bu kadar cehennem ayeti var” diye soruyorlar. Halbuki bu kadar cehennem ayeti olmasına rağmen insanların çoğu iman etmiyor, Kuran’dan yüz çeviriyorlar.

Mümin hem cennet ayetlerini okuyacak, hem cehennem ayetlerini okuyacak. Allah’tan korkup nefsini eğitecek. Hep ümit ve korku arasında olacak. “Ben cehenneme girmem” demeyecek.

Sadece Allah sevgisi insanları harekete geçirmiyor. İnsan Allah’tan korktuğunda O’nun emirlerine çok titiz oluyor, O’nu çok seviyor, saygılı oluyor. Mesela egoist olmuyor, bencil olmuyor, şefkatli oluyor, koruyucu oluyor, nefsine düşkün olmuyor, çıkarlarının peşinde olmaz, affedici olur, Allah’tan korkup affedici oluyor. Mesela af, sevgiyi devam ettiren bir güçtür. Mesela merhamet, sevgiyi devam ettiren bir güçtür. Mesela koruyup kollarsın, yemesine içmesine dikkat edersin, sporuna dikkat edersin sevdiğinin Allah rızası için. Bu işte o Allah aşkının bir tecellisi olur. Yoksa Allah’tan korkmazsa şahıs egoist, bencil olur, sırf kendini düşünür, affetmez, çıkarları çatıştığında sert davranabilir. Mesela kuşkucudur, fedakâr değildir, cömert olmaz, gerektiğinde Allah için canını ortaya koyamaz. Birçok olumsuz negatif fiil üzerine yığılmış olur. Ama Allah korkusunda her türlü güzellik üzerine gelir yani sevgiyi sağlayan, güzelliği sağlayan her türlü güzellik Allah korkusunun üstüne tam anlamıyla oturmuş olur.

Samimi Müslüman Allah’tan korkar, Allah’a karşı nezakette kusur etmez. Son derece saygılı bir üslupla konuşur. Biz her an ölebilecek, Allah’ın tecellisi olan varlıklarız ve şu kadarcık yerde Allah bizi konuşturuyor ve bize görüntü göstertiyor… Eğer insan çok imanlısıysa, Allah’tan çok korkarsa o sevinçten uyku da gelmez insana. Yani içi içine sığmaz, cennet sevinci, İslam ahlakının dünyaya hâkimi olacağı sevinci, veli insanların sözlerinin doğru çıktığını görme sevinci, güzel ahlakın sevinci, sevinçler o kadar çok ki, Allah’ın verdiği nimetler sevinci. Ama hepsinin üstünde Allah’ın varlığının sevinci vardır, yani sonsuz bir gücün kontrolündeyiz. Ne büyük nimet elhamdülillah. Bunun sevinçlerini yaşasınlar, tabi bunun sonucu olarak insan da bir dirilik ve canlılık olur, ama hedef bu olmaz. Biz böyle bir güzelliği yaptığımız için Allah bunu nimet olarak verir inşaAllah.

Ey iman edenler, Allah’tan nasıl korkup-sakınmak gerekiyorsa öylece korkup-sakının ve siz, ancak Müslüman olmaktan başka (bir din ve tutum üzerinde) ölmeyin. (Ali İmran Suresi, 102)

Ey iman edenler, sabredin ve sabırda yarışın, (sınırlarda) nöbetleşin. Allah’tan korkun. Umulur ki kurtulursunuz. (Ali İmran Suresi, 200)

Kaynak: http://allahtankorkmalimiyim.blogspot.com.tr/, A9TV

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/