Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez “İslam’da kadın dövmek yok!” diye açıklama yapsın!

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez “İslam’da kadın dövmek yok!” diye açıklama yapsın!

Yobazlar kadını şeytan gibi görüp kadından nefret ettiklerinden bir sürü hurafe uydurmuşlar.


Mustafa Karataş’ın sohbet programına bir seyirci bağlanıyor, “altı yıldır kocamdan şiddet görüyorum, altı aylık bebeğimi şiddet yüzünden kaybettim ” diyor, Mustafa Karataş şöyle cevap veriyor:

“Annenlere niye gidiyorsun? Oyun oynuyorsunuz. Evcilik oynuyorlar. Öbür dünyaya gitmeden size bu dünyada ceza vermek lazım. Niye annenin evine gidiyorsun ikide bir, ne işin var? Annende de suç var. Ben olsam annenin yerinde “bir daha geleceksen gelme git. Kocanın yeri senin evin orası.” Eskiden bir söz vardı, neydi o? Kol kırılır yen içinde kalır. Annene babana da söyle “Bana gelince sahip çıkma” de. “Kov beni” de. “Hadi kızım evine git” desin. Olmaz. Bazı şeylere katlanacağız.”

Alpaslan Kuytul çıkıyor,“Kadınları dövün, sırtına falan vurun” diyor.

Nurettin Yıldız çıkıp konuşuyor: “Deşarj olmak için kadını döverek rahatlayın. Kadın dayak yediği için sabaha kadar şükretmeleri gerekiyor.

Bilal Demir şöyle açıklıyor: “Kocasının kadını dövme yetkisi vardır.”

Cübbeli Ahmet Hocadiyor ki: “Kadınlar kocalarına özellikle Ramazanda iyi davranmazlarsa dayak yerler.”

Daha böyle kadının dövülmesini ve şiddet görmesini son derece makul gören bir sürü hoca var. Üstelik bu korkunç zihniyeti Kuran’la bağdaştırmaya çalışıyorlar.

Kuran’da kadının dövülmesi diye bir hüküm yok, Diyanet İşleri Başkanı İslam’da böyle korkunç bir hükmün olmadığını çıkıp resmi olarak açıklasın. Bu hocalar öyle ileriye gidiyorlar ki kadını döven erkeklerin deşarj olduğunu iddia ediyorlar! Bu berbat zihniyete gereken cevabı vermesini Mehmet Görmez’den bekliyoruz. Böyle korkunç bir zihniyetin hakim olduğu toplumda kadına şiddet hiçbir şekilde bitmez.

Kaynak: http://bagnazliknedir.blogspot.com.tr/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Reklamlar

Şeyh Nazım Kıbrisi: Türkiye’ye başkanlık sistemi gelecek!

Şeyh Nazım Kıbrisi: Türkiye’ye başkanlık sistemi gelecek!

Ne içteki münafıklar ne de dışarıdakiler Türkiye’ye zarar veremeyecekler…


Şeyh Nazım Kıbrisi bundan 6 yıl önce yaptığı bir konuşmada şöyle açıklamıştı:

Bütün sistem değişecek, ağaç içinden çürümüştür. Yıkılacak, devamı yok şimdi artık bunların. Onun için bu Recep ayına kadar, Recep ayı şimdi beş ay var, galiba sizin seçimlerin olacağı aya geliyor. Bir şey olacak o ayda. Bunların normal saydıklarının üzerine anormal bir hadise vuku beklenmektedir. Belki de bu meclis bir kere daha kurulmayacaktır. Belki de bu seçim sistemi büsbütün kalkacaktır. Belki de Türkiye’de tek kişinin hükümranlığı mevzu bahis olacak, “Başkanlık Sistemi” derler. Her türlü bu milletin menfaatine uyan ne varsa o meydana çıkar, ne kadar milletin, dinin, İslam’ın aleyhinde olanların komple derler, tuzakları, hileleri bilmemleri varsa birden kaybolur.”

Şu an Recep ayındayız ve bu Pazar seçim olacak. Şeyh Nazım Kıbrisi bundan 6 yıl önce başkanlık sisteminin geleceğini açıklıyor. Ve çok önemli bir şey daha söylüyor. “Bu milletin menfaatine uyan ne varsa meydana çıkar, aleyhine kurulan tüm tuzaklar kaybolur” diyor, bu gerçekten de kilit bir cümle. Çünkü biz şu anda ahir zamanda ve Mehdiyet dönemindeyiz. Kıyametten önceki son dönemdeyiz. Hz. Mehdi peygamberimizin hadislerine göre İstanbul’dan çıkacak, Mehdiyet’in güneşi Türkiye’den doğup tüm dünyayı aydınlatacak. Bu yüzden Türkiye Allah’ın koruması altında olan bir ülke. Her ne olursa olsun, ne içteki münafıklar, ne de dışarıdan ülkemizi parçalamaya çalışan derin devletler ülkemize hiçbir şekilde zarar veremeyecekler. Darbe’de yaşadığımız olağanüstülükler ülkenin Mehdiyet koruması altında olduğunu herkese göstermiştir. Bu yüzden seçim öncesi milletimizin kalbi çok ferah olsun, “evet” de çıksa bu ülke için hayırlıdır, “hayır” da çıksa bu ülke için hayırlıdır. Herşey Allah’ın kontrolündedir, Allah’tan habersiz hiçbir şey olmaz. Sonuçta Mehdiyetin bereketi ülkeyi sardığı için hiçbir şekilde zarar görmeyeceğimizi ve bizleri çok güzel günlerin beklediğini çok yakında göreceksiniz.

Siz hangi evrimden, hangi tesadüfler zincirinden bahsediyorsunuz?

Siz hangi evrimden, hangi tesadüfler zincirinden bahsediyorsunuz?

Evrim kainatın oluşumunu tesadüflerle açıklamaya çalışan Sümerler devrinden kalma bir hurafedir.


İnsan eli yumruk sıkılmamış haldeyken bile herhangi bir nesnenin üzerine 45 kilo ağırlığında bir güçle darbe indirebilir. Diğer taraftan başparmak ve işaret parmağı arasına aldığı milimetrenin onda biri inceliğindeki bir kağıt parçasını da hissedebilir.

Ateist evrimciler insanın elinin su içmekten araba kullanmaya, yazı yazmaktan dikiş dikmeye kadar sayısız fonksiyonu yerine getiren mekanizmasının, 27 kemik ve bunlara yön veren mükemmel bir kas ve sinir sistemiyle donatıldığını, bir insanın hayatı boyunca elini en az 25 milyon kez açıp kapadığını ve böyle bir mekanizmanın yapay olarak bile oluşturulamadığını düşünmezler.

İnsan vücudundaki her ayrıntıya baktığımızda muhteşem özelliklerle Allah tarafından yaratıldığına şahit oluyoruz. Evrim teorisi tamamen uydurma bir teoridir, Sümerlerden gelen putperest bir inançtır, bilim ile bağdaşmaz. 700 milyon fosil yaratılışı ispat etmiştir, evrim teorisi bilim karşısında tam anlamıyla çökmüştür.

Kaynak: http://evrimcilerneleridusunemez.blogspot.com.tr/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Duygusallık apayrı bir din, apayrı bir inanç…

Duygusallık apayrı bir din, apayrı bir inanç…

İman zayıflığında duygusallık ve romantiklik devreye girer, insan şeytanın oyuncağı olur.


Duygusallık apayrı bir din, apayrı bir inanç. Çünkü duygusal olan insan Allah’tan kopar, olayların etkisine hemen kapılır. Başına gelen imtihanların Allah tarafından ince ince planlandığını tamamen unutur, tevekkülü bırakır ve tamamen kendi şeytanıyla baş başa kalır…

Duygusal olan bir insan olayları Kur’an gözüyle değerlendiremez. Çünkü şeytan onun ruhunu kontrol altına almış ve dinden uzaklaştırmıştır. Duygusal olan adama bir bakın, bir ağlar, bir üzülür, bir güler, bir anda hüzünlenir. Bir şey söylersin hemen içine kapanır. Başına bir olay gelir, günlerce bundan etkilenir. “Şu hareketi yapma” dersin günlerce küser, hemen ardından haksızlığa uğradığını iddia eder. Bu insanla bir türlü bağlantı kurulamaz. Açıkça görüldüğü gibi duygusallık insana bu şekilde çok ciddi bir şekilde zarar verir. Müslümanı Allah’ın bağışlamayacağını söylediği şirke kadar götürür. Müslüman duygusallıkla boğuşup üzülürken şeytanı da bir köşede onu seyredip eğlenir. Onu Allah’tan koparmak şeytanın müthiş hoşuna gider.

Müslüman herhangi bir olayla karşılaştığında imtihan olduğunu bilir. Üzülmek, yakınmak, isyan etmek, öfkelenmek Müslümana hiçbir şekilde yakışmaz. Mümin daima Allah’ın tarafında olacak, hep dengeli ve akılcı yaklaşacak. Allah’ın yarattığı her olayda, en korkunç gibi görünen olayda bile çok büyük hayır olduğunu bir an bile unutmayacak. Ancak o zaman Kuran’a uyan, Allah’ın beğendiği ve sevdiği bir mümin olabilir.

Dolayısıyla eğer bir mümin duygusallığa kapılıyorsa, kaderi unutup tevekkülsüz bir tavır içine giriyorsa, üzülüp öfkelenebiliyorsa apayrı bir dini yaşadığını bilmeli ve bundan şiddetle sakınmalı diyoruz ve mümin kardeşlerimizi şeytanın oyunlarına karşı uyarıyoruz.

… Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz. (Bakara Suresi, 216)

Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele. (Bakara Suresi, 155)

Kaynak: http://enbuyuktehlikesirkk.blogspot.com.tr/

http://imtihaninsirrib.blogspot.com/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Akademisyen Volkan Ertit “sekülerleşme” tezinin 15 Temmuz gecesi darmadağın olduğunu itiraf etti!

Akademisyen Volkan Ertit “sekülerleşme” tezinin 15 Temmuz gecesi darmadağın olduğunu itiraf etti!

Mehdiyet çağında ve ahir zamanda olduğumuzdan daha çok şaşırmaya hazır olsunlar…


Akademisyen Volkan Ertit “sekülerleşme” tezinin 15 Temmuz gecesi darmadağın olduğunu itiraf etti!

Türkiye ateistleşiyor diyen akademisyen Volkan Ertit “sekülerleşme tezinin 15 Temmuz gecesi darmadağın olduğunu söyledi. Ertit daha önceki açıklamalarına göre Türkiye dindarlaşmaya doğru değil, dinden uzaklaşmaya doğru gidiyordu. Fakat 15 Temmuz darbe girişimi gecesi milletin “iman gücüyle” demokrasiye sahip çıkması sonucu genç akademisyen Facebook hesabından bir duyuru yaparak bu tezinin “darmadağın” olduğunu açıkladı. Darbe gecesi ateist bir arkadaşının meydanda tekbir getirip “Allah-ü Ekber” diye bağırdığını söyledi.

Volkan Ertit facebook sayfasında şöyle diyor: “Arkadaş sonra demedi olmasın, benim Sekülerleşme tezi çoktü. Darmadağın oldu. Son 2 senedir sizleri trollediğim için kusura bakmayın. Geçenlerde bir beyfendi feceden sormuştu, “Tezinizin çuvalladığını düşünüyor musunuz? Keşke sadece çuvallasaydı. Bir sonraki emre kadar sekülerleşmeye dair herhangi bir şey duymak istediğimi sanmıyorum. Bu ne? Yıllarını ver, eli ayağı düzgün bir kitap çıkarmaya çalış, sonra bir halk gelsin, paradigmayı yine değiştirsin…

Türkiye’nin ateistleştiğini iddia eden Volkan Ertit tam tersine 15 Temmuz gecesi “imanlı Türk milleti” ile tanıştı. Gördüğü bu iman gücü sadece Volkan Ertit’i değil tüm dünyayı şaşırttı. Kim kendi canını hiçe sayarak, vatanı ve bayrağı kurtarmak adına tankların önüne yatabilirdi? Sadece Allah’tan korkan ve ölünce şehit olacağına inanan imanlı bir insan bu kadar cesur olabilirdi…

Yalnız akademisyen Volkan Ertit’in hesaba katmadığı çok önemli bir gerçek daha var. Biz şu anda Mehdiyet dönemindeyiz, Türkiye’de Mehdiyetin bereketi altında. O yüzden zaten bu kadar mucize yaşanıyor. (Darbe gecesi nerdeyse 70 mucize yaşandı, Mehdiyet İstanbul’dan çıkacağı için feth edilemiyor, buna izin yok)  Türkiye’de insanların %90’ına yakını artık evrim teorisine inanmıyor. Bu oran 1970’lerde nerdeyse %70 oranındaydı.  Ama son 30 yıldır Mehdiyetin gerçekleştirdiği yoğun tebliğ faaliyetleri, Darwinizmin bilimsel olarak çökertilmesi, il il gezilerek “Yaratılış Delillerinin” anlatıldığı konferanslar imanlı, Allah’a ve dinine bağlı, mukaddesata sahip çıkan bir millet meydana getirdi. Ve işte bu millet 15 Temmuz gecesi iman dolu bir yürekle ve müthiş bir cesaretle sokaklara döküldü.

Şimdi akademisyen Volkan Ertit’in anlamadığı bir gerçek daha var, ona da değinelim. Öyle çok kitap okumakla, entellikle, zahir bir bakış açısıyla gerçeklere ulaşılmıyor. Çünkü dünya metafizik kurallara göre işliyor. Şu anda Mehdiyet çağında olduğumuz için her olay dönüp dolaşıp Mehdiyete bağlanıyor.  Ahir zaman alametlerinin arka arkaya gerçekleştiği ve Kıyametten önceki son dönemde olduğumuz artık herkes tarafından fark edilmeli. Hiç durmadan peygamberimizin söylediği ahir zaman alametlerinin arka arkaya gerçekleştiğini anlatıyoruz. Şimdi halkımızın dindarlaşmasına şahit olup buna şaşıranlar yarın Hz. Mehdi ve Hz. İsa zuhur ettiğinde ve İslam son kez dünyaya hakim ettiklerinde şimdikinden çok daha çok fazla şaşırıp hayretler içinde kalacaklar…

Kaynak: http://mehdinincikisalametleriveozellikleri.blogspot.com/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Her sene Survivor programında insanların insanlıktan çıkmasını mı seyredeceğiz?

Her sene Survivor programında insanların insanlıktan çıkmasını mı seyredeceğiz?

Türk milletini aşağıya çeken, kalitesini yok eden böyle programlar hemen kaldırılmalı


Her sene Acun Ilıcalı TV8’de ısrarla “Survivor” programını düzenliyor ve her sene istisnasız 78 milyon Türk vatandaşı adada birbirini yiyen, sürekli kavga edip didişen, o da yetmeyip birbirine saldıran, açlıktan ve bakımsızlıktan insanlıktan çıkıp mahfolan insanları seyrediyor.

Tam anlamıyla “güçlü olan kazanır, zayıf olan ezilir” mantığı işleniyor. İnsanlar yarışma adı altında çamurların içinde debelenip, yerlerde sürünüp güya yarışıyorlar. Ve bütün bu rezalet para uğruna yapılıyor. İnsanların bu halini seyredip eğlenme kısmı da ayrı bir facia. İnsanlar böyle basit zevklere alıştırılıyor. Yıllarca bu programları seyreden insanların kafası da tamamen boşalıyor, din, maneviyat, güzel ahlak diye bir şey de kalmıyor.

Adada program boyunca tam anlamıyla gençlerimize de bu programı seyreden tüm Türk milletine de son derece kötü bir ahlak sergileniyor. Pis dedikodular, arkadan çekiştirmeler, ağlamalar, sürekli bağırma, çağırmalar. Yine açlıktan insanlıktan çıkıp herhangi bir yemek sunulunca saldırmalar… Yaşanan felaketler bunlarla da bitmiyor, bir de hep birlikte toplanıp saatlerce bomboş konuşarak adada yaşanan kavgaların kritiğini yapıyorlar. İnsan değil saatlerce seyretmeye bir dakika dinlemeye bile katlanamıyor.

Survivor programında gençlerin beyinlerine bedavacı zihniyet, para için bu kadar küçülme, güçlü olan kazanır sen de karşındakini ezip geç, acıma yoksa acınacak duruma düşersin mantıkları sürekli empoze ediliyor. Artık bu tarz programlara RTÜK kesinlikle izin vermemeli, bir evlilik programı, diğeri de Survivor. Bu programlar Türk milletinin kalitesini, ahlakını mahvediyor, kalitesini tamamen yok ediyor. RTÜK’den daha önce defalarca rica ettiğimiz gibi tekrar bu programları kaldırmalarını önemle rica ediyoruz.

Daha önce de bu konuda yazdım, bu linkten okuyabilirsiniz:

http://blog.radikal.com.tr/medya-televizyon/survivor-rezaleti-acun-ilicali-insanlari-nereye-surukluyor-127996

Yoksa Ayın kıpkırmızı olması da bir alamet mi?

Yoksa Ayın kıpkırmızı olması da bir alamet mi?

Hz. Mehdi’nin çıkışının büyük ve küçük çok fazla alameti var, bunlar arka arkaya gerçekleşiyorlar.


15 Kasım 2016 tarihinde ay kıpkırmızı renge büründü, buna Süper Ay ismi verildi. Ahir zamanda olduğumuz için yerde ve gökte yaşanan her olay çok önemli, hepsi bir alamet, hepsi bir işaret. Bu alametlerin kimi Kuran’da, kimi İncil’de ya da Tevrat’ta, kimi de peygamberimizin hadislerinde bildiriliyor.

Bakın Tevrat’ın Elçilerin işleri 2/19-21 bölümünde ne diyor:

“Yukarıda, gökyüzünde harikalar yaratacağım. Aşağıda, yeryüzünde belirtiler,
kan, ateş ve duman bulutları görülecek. Rab’bin büyük ve görkemli günü gelmeden önce
güneş kararacak, ay da kan rengine dönecek. O zaman Rab’be yakaran herkes kurtulacaktır.”

Burada ahir zamanda olduğumuz bu dönemde kan, ateş ve duman bulutları ifadesi, terör, savaş ve duman bulutları (yangınlara) işaret ediyor ve şu anda aynısıyla yaşanıyor. Rab’bin büyük ve görkemli günü gelmeden önce güneş kararacak ifadesinde geçen büyük ve görkemli günü Hz. Mehdi’nin yani Musevilerin de beklediği Şiloh’un çıkışı, Hz. Süleyman Tapınağının tekrar inşa edilmesidir, bu büyük ve görkemli gün olarak tarif ediliyor. Hz. Mehdi’nin zuhurundan önce ayın kıpkırmızı renge bürüneceği söyleniyor. Bu da aynısıyla 15 Kasım 2016’da gerçekleşmiştir.

Kaynak: http://musrikleristemesedemehdi.blogspot.com.tr/,A9TV

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

 

blood red moon 

 

0redmoon