Dünya hayatı bu kadar işte!

Dünya hayatı bu kadar işte!

Dünya hayatı bu kadar işte!

Dünya hayatı çarçapuk geçip gider, insan iman etmezse ruhu sonsuza kadar azap çeker.


İnsanlar dünya hayatını o kadar gözlerinde büyütüyorlar ki… Oysa bir bilseler, şuurlarını açsalar, dünyanın hemen gelip geçtiğini bir fark edebilseler… İki on senede nasıl da her şey değişiveiyor. O genç, güzel, çekici insan gidiyor, yerine iki büklüm olmuş, tanınmayacak şekilde yaşlanmış, yüzü buruşmuş, kemikleri yaşlılıktan gevşemiş bir insan geliyor.

Bakın bir zamanlar yakışıklılığı ile nam salmışMickey Rouke’un son haline. Bu görüntüden daha ibretlik bir şey olabilir mi? Bir insanın bu kadar yakışıklı iken bu kadar yaşlanıp acizleşmesi Allah’tan insanlara bir hatırlatma değil mi? Allah her görüntüyle bize “gerçek hayat dünyadaki kısacık hayat değil, ahiretteki sonsuz hayat” diyor ama milyarlarca insan şuurunu açmamakta direniyor.

En mükemmel görünen insan bile mutlaka yaşlanır ve ölür. Beklenmedik bir anda bir kazayla paramparça olabilir. Dünyadaki beden gibi, dünyanın bizzat kendisi de eksik, kusurlu, yetersiz ve geçicidir. Bütün çiçekler mutlaka solar, en güzel yiyecekler çürür, bozulur, kokuşur. Tüm bunlar bu dünyaya mahsus eksik ve kusurlardır. Bizlere verilen kısacık dünya hayatı da, taşıdığımız beden de Allah’ın çok kısa bir süre için verdiği geçici emanetlerdir. Sonsuz bir yaşantı ve mükemmel bir yaratılış ise yalnızca ahirete mahsustur. Rabbimiz bir ayetinde şöyle buyurur:

Size verilen herhangi bir şey, dünya hayatının metaı (kısa süreli faydalanması)dır. Allah Katında olan ise, daha hayırlı ve daha süreklidir. (Bu da) iman edip Rablerine tevekkül edenler içindir. (Şura Suresi, 36)

İnsanlar iman edeceklerine, var güçleriyle Allah’a yöneleneceklerine kısacık geçen dünyaya meylediyorlar. O zavallı, toprağa akmaya hazırlanan bedenlerini süsleyip püslüyorlar. Bu dünyaya delicesine bağlanıyorlar. Oysa ölüm hepsinin kapısında geleceği günü bekliyor. Her geçen gün daha da yaşalnıyorlar. Ve imanla eğitmedikleri bir ruhu ahirette sonsuza kadar ızdırap çekmesi, pişmanlık duyması için hazırlıyorlar…

Zulmeden her nefis, yeryüzündekilerin tümüne sahip olsa bunu (azaba karşılık) mutlaka fidye olarak verirdi. Onlar azabı görünce pişmanlıklarını gizlerler, oysa onlar haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmedilmiştir. (Yunus Suresi, 54)

Kaynak: http://dunyahayatimiz.blogspot.com.tr/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Reklamlar

HDP’li Dengir Mir Mehmet Fırat’a Cevap: Başkanlık tuzağına düşmeyiz!

HDP’li Dengir Mir Mehmet Fırat'a Cevap: Başkanlık tuzağına düşmeyiz!

Başkanlık sistemi Türkiye’nin bölünmesi demektir, 78 milyon asla kabul etmeyiz!


Bir önceki seçimlerde AK Partinin oylarının %40’lara gerilemesinin en önemli nedeni halkın kesinlikle istemediğibaşkanlık sisteminde ısrarla diretilmesiydi. Çünkü Tayyip Erdoğan başkanlık sistemi diye direttikçe HDP’de özerklik ve federasyon diye diretmeye başladı. Başkanlık sistemini Türkiye’nin bölünüp parçalanması demekti veTürk milleti bu tehlikeyi, kısaca bu sinsi tuzağı görmüştü.

Şimdi HDP’liler hiç boş yere kıvırmasınlar. “Yok biz Amerikan tipi ya da Meksika tipi başkanlık sistemi istiyoruz, Türk tipi istemiyoruz” diye. Başkanlık sistemini isteyen kim: Öcalan ve Amerikan derin devleti. Çünkü ancak bu şekilde Türkiye’yi 20 parçaya ayıracaklar. Ne demişti Öcalan hatırlayın:

”Başkanlık sistemi düşünülebilir. Biz Tayyip Bey’in başkanlığını destekleriz. Biz AKP ile bu temelde bir başkanlık ittifakına girebiliriz.”

Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu Türkiye üzerinde oynanan oyunları mutlaka görmeliler. HDP sanal bir partidir, Öcalan’dan emir alan, PKK’dan emir alan bir partidir. HDP’nin dayattığı özerklik ve başkanlık sistemi Türkiye’nin yüzyıllardır parçalanma planıdır.

Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu başkanlık sistemi yerine Türkiye’yi şahlandıracak Türk İslam Birliği’ni kurma hedefine odaklanmalılar. Türkiye’de şimdi uygulanan sistem Türkiye için son derece iyi ve güvenli. Tayyip Erdoğan sakin ve yatıştırıcı üslubuna devam edip “Türk milletinin hizmetçisi” olduğunu vurgulamaya devam etmeli. HDP’nin de, PKK’nın da, Öcalan’ın da tek bir hedefi var, o da Türk topraklarında Komünist Kürdistan’ı kurmaktır. Amerikan derin devletinin PKK’yı silahla desteklemesinin nedeni de Müslümanlığın dünyaya yayılmasından duyduğu endişe ve Türkiye’yi bölüp yönetme planıdır. Hükümet var gücüyle PKK’yı Türkiye’den kazımalı ve bu konuda asla taviz vermemelidir. Eski çekimser üsluplar, “Sayın Öcalan” ifadeleri, Öcalan’ın öne çıkarıldığı konuşmalar asla yapılmamalı, PKK’ya karşı İran’ın ezici tutumu izlenmelidir. Türk devleti PKK’nın üzerine demir yumruğunu indirmelidir!

Kandil’in nasıl dümdüz edileceğini buradan seyredebilirsiniz:

https://www.youtube.com/watch?v=tpJPmz2eCU8&feature=youtu.be

Sonuç olarak Öcalan’ın olan “alın size Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında başkanlık sitemi, verin bize Türk topraklarında Komünist Kürdistan projesi” hiçbir zaman tutmayacaktır. Türk milleti aptal değildir, akılsız değildir, oynanan oyunları görmüyor değildir. Bu kutsal toprakları bölmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.

Kaynak: http://komunistkudristantehlikesi.blogspot.com/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Biz bu dünyaya can beslemeye gelmedik…

Biz bu dünyaya can beslemeye gelmedik…

İnsanın hayatını Allah’a adamasının güzelliğini yaşamayan bilemez…


Ne kadar hikmetli bir söz değil mi? Geceleri bizleri televizyon başına kilitleyip tüm müminleri hak olan Kuran’a çeken, onlaraimanı sevdiren, onları derin uykularından uyandıran, kalplerine iman tohumları ekenden ve böyle hikmetli sözleri söyleyenden Allah razı olsun…

Tek bir cümle aslında müminin nasıl olması gerektiğini, nasıl güçlü bir ruha, nasıl sarsılmaz bir şevke sahip olması gerektiğini çok iyi anlatıyor. Biz bu dünyaya makam, mevki edinmek için, şirketlerin en tepesine geçip kurulmak için, malları mülkleri yığıp sonra da övünmek için gelmedik. Ölüp de Allah’ın huzurunda durduğumuzda Allah bize “hangi şirkette yönetici oldun, şirketini nasıl başarıdan başarıya koşturdun, cirolarını nasıl arttırdın, kaç dil öğrendin, master yaptın mı, kaç ev aldın, hangi bankaya paralarını yığdın…” diye sormayacak.

Huzurunda durduğumuzda Allah bize “sana birçok imkân verdim, sen bunları tebliğ için kullandın mı? İnsanları dine, imana çağırmak için tebliğ yaptın mı, malını mülkünü Allah yolunda harcadın mı, sana ömür verdim onu Allah yolunda yaşadın mı” diye soracak.

Mümin bu dünyaya gününü gün etmek, her gün saatlerce boş vakit geçirmek, eğlenceden eğlenceye dalmak, bir sinemadan diğerine koşmak, bir tatil beldesinden diğerine koşmak için gelmiyor. Şu anda Müslüman âlemi kan ağlıyor. Zavallı kadınlar, çocuklar yardım bekliyor. Allah bu görüntüleri senin görmemen, duymaman, ilgilenmemen için yaratmıyor. Bütün bu görüntülerden herkes sorumlu. Sen bunları görmezden geliyorsan, bütün yükü diğer Müslümanlara bırakıyorsan o zaman vicdanına dönüp bakman gerekir. Ahirette hiç ummadığın bir karşılık alabileceğini de bilmen gerekir. Yıllarca kendini kandırıyor olabilirsin, bir an önce vicdanını temizlemen gerekir…

Samimi mümin vicdanının sonuna kadar kullanıyor ve var gücüyle kendisini Allah’a adıyor. İşte bu yüzden sadece dünyayı yaşayan, dindar olduğunu söyleyip işine, gücüne, ticaretine bakanlardan ayrılıyor. Allah yolunda çalıştıkça çalışıyor, anlattıkça anlatıyor, şevki adeta çığ gibi büyüyor. Kalbindeki Allah aşkıyla bir yıl değil, on yıl değil, yirmi yıl değil, ölene kadar Allah yolunda mücadele ediyor. Tıpkı peygamberler gibi, Bediüzzaman gibi, sahabeler gibi…

İşte Allah böyle delicesine bir aşkı, delicesine bir tutkuyu, müminin hayatını tamamen Allah’a adamasını çok beğeniyor.  Mümin tertemiz vicdanıyla dünyasını veriyor, güzellikleri büyük bir umutla beklediği cennete bırakıyor. Biliyor ki dinlenmek orada, biliyor ki istediği her şey ama her şey orada ve biliyor ki Allah için yaşamış olarak oraya gitmenin eşsiz mutluluğu orada…

Kim de ahireti ister ve bir mü’min olarak ciddi bir çaba göstererek ona çalışırsa, işte böylelerinin çabası şükre şayandır. (İsra Suresi, 19)

İki taraf arasında bir engel ve burçlar (A’raf) üstünde hepsini yüzlerinden tanıyan adamlar vardır. Cennete gireceklere: “Selam size” derler, ki bunlar, henüz girmeyen fakat (girmeyi) ‘şiddetle arzu edip umanlardır.’ (Araf Suresi, 46)

Kaynak: http://dunyahayatimiz.blogspot.com.tr/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

G20 zirvesi Tayyip Erdoğan için dünyayı sarsacak yeni bir “One Minute” fırsatıdır!

G20 zirvesi Tayyip Erdoğan için dünyayı sarsacak yeni bir “One Minute” fırsatıdır!

Türkiye’yi parçalamaya and içen derin devletlere bunu asla başaramayacakları her fırsatta gösterilmeli.


Bildiğiniz gibi Türkiye 15-16 Kasım tarihlerinde G-20 zirvesi’ne Antalya, Belek’de ev sahipliği yapacak ve tüm dünyanın gözü Türkiye’ye çevrilecek. Türkiye bu fırsatı çok iyi kullanmalı, Tayyip Erdoğan yeni bir çıkışla Türkiye’nin üzerinde oynanan oyunların çok iyi farkında olduğunu tüm dünyaya duyurmalı.

Tayyip Erdoğan seçimlerden sonra yaptığı açıklamada “ilk önceliğimiz terör diyor. Tabii ki Türkiye’nin en başta yapması gereken bünyesinde onu sürekli parçalamaya çalışan kalleş mikrobu yani PKK’yı temizlemektir. Tabii ki ona destek olan PYD’ye de göz açtırılmaması gerek.

Tayyip Erdoğan G-20 zirvesinde PYD’nin nasıl Kürt halkımıza zulmettiğini, nasıl insan haklarını ihlal ettiğini, Suriye’deki Kürt kardeşlerimize kan kusturduklarını resimlerle, maddelerle, delillerle anlatmalı. PYD’nin terör örgütü olduğu ısrarla vurgulanmalı. PYD’ye aktarılan silahların direk PKK’ya geldiği gösterilmeli.

PYD ve YPG Kantonlarda dayattığı ideolojik eğitim sistemini protesto eden Kürt kardeşlerimize çok sert müdahalelerde bulunuyor, halka komünist eğitim dayatması yapılıyor. Türkiye’de PKK binlerce Kürt çocuğu dağa kaçırıyor, küçük kızlara tecavüz ediliyor.  Çocuklar ailelerinden koparılıyor, ayrılmak isteyen ölümle tehdit ediliyor. Komünist PKK seçimlerden önce halka tehdit mektupları dağıtıyor. Yine tehditle PKK Kürt kardeşlerimizden vergi topluyor. Tayyip Erdoğan Kürt kardeşlerimizin yaşadığı bu zulümleri yine belgelerle dünyaya duyurmalı.

Türkiye için baş düşmanın kendisinin de söylediği gibi PKK, YPG, PYD olduğunu, İşid ile işimiz olmadığını vurgulamalı.Derin devletler sürekli bu terör örgütlerine silah yardımında bulunuyorlar. Bu da belgelerle gösterilmeli. Ayrıca PKK İşid görünümünde Türkiye’de eylem üzerine eylem yapıyor, bunun da farkında olduğumuz tüm dünyaya gösterilmeli.

Sonuç olarak bu G-20 zirvesi Türkiye için çok önemli bir fırsattır, Tayyip Erdoğan çok ciddi bir çıkışla Türkiye’nin derin devletler tarafından asla bölünüp parçalanamayacağını, PKK’nın ve diğer terör örgütlerinin ülkemizden en kısa sürede def edileceğini, ayrıca İşid ile savaşa girip Müslüman kanı dökmeyeceklerini üzerine basa basa söylemelidir. Tüm dünya Türkiye’nin ezici gücünü bir kez daha, onları ciddi şekilde sarsacak şekilde hissetmelidir.

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Hayırlısıyla şu Türk dizilerinden bir kurtulsaydık…

Hayırlısıyla şu Türk dizilerinden bir kurtulsaydık…

Dizilerin her bölümüne ayrı bir felaket ve dram yükleniyor ki halk diziden kopmasın.


Daha öncede yazmıştım, her şey Asmalı Konak dizisi ile başladı… Ve bu dizinin ardındanKurtlar Vadisi ile. Bu dizilerin ardından Türk milleti yıllarca ağalı, aşiretli, silahlı, köylü şivesiyle konuşulan, mafyalı dizilere boğuldu. Bu furyanın ardından şimdi de gençlik dizleri ve Paramparça dizisinde olduğu gibi aile içi felaketleri anlatan dizilerin furyası başladı. Şimdi bütün kanallar bu tarz içi bomboş, seyirciye hiçbir şey vermediği gibi, onlar farkında bile olmadan kendilerinden çok şey alıp götüren dizilerle dolup taşıyor.

Öncelikle bu diziler insanları müthiş bir basitliğe sürüklüyor. Oradaki bayağı mimikler, abartılı konuşma üslupları, seviyesiz espriler, ağzı yaya yaya konuşmalar adeta izleyenlerin beyinlerine kazınıyor. İnsanlar bir süre sonra o dizilerde hayran oldukları karakterler gibi konuşmaya, onların basit esprilerini ve mimiklerini yapmaya başlıyor.

Dizilerde hiçbir akıl alameti yok. Sıradan, sığ bir yaşam döne döne anlatılıyor. Üstüne kabiliyetsiz oyuncular da eklendiğinde Türk milletinin nasıl olup da bu dizileri bayılarak izlediği sorusunu sorma gereği duyuyor insan.

Dizilerde yaşanan ahlak da berbat. Kuran’la taban tabana zıt olan her şey izleyiciye adeta altın tepsinde sunuluyor. Kıskançlık, zina, birbirinin kuyusunu kazma, nefretle saldırma, kadına şiddet, hasetlik, seviyesizlik, aşağılama, sürekli kavga ve tartışma, ağlama, görgüsüzce yaşanan zenginlik, kadere isyan, bencillik izleyicinin karakterine ince ince işleniyor. Bunların hepsinin Kuran’a ters olduğu düşünüldüğünde ne kadar korkunç bir ahlakın topluma empoze edildiği çok net bir şekilde görülüyor. İman, tevekkül, sabır, güzel ahlak, fedakârlık, güzel söz söylemek, kalite, bunların hiçbirini dizilerde görmüyoruz. Dolayısıyla bu dizileri izleyerek yetişen çocukların da bunları normal gören ailelerin de durumu içler acısı bir noktaya geliyor. En kötüsü de içine düşülen basitliğin farkında olmamaları oluyor.

Tabii bütün bunların yanında çok önemli bir nokta daha var.  Her sezon yeni başlayan onlarca dizi ile halkın kafası uyuşturuluyor. Dizilere kapılan insanlar akşam eve gidip koltuklarına yayılıp bu dizileri arka arkaya seyretmekten başka bir şey düşünmez oluyorlar. Diziler adeta görünmez uyuşturucu gibi. Bu arada Türkiye çok ciddi bir bölünme tehlikesi altında. Güneydoğu’da bazı bölgelere girilemiyor. PKK sürekli saldırıyor ve her gün askerlerimiz şehit ediliyor.Ama ne yazık ki ne Türk milletinde, ne de gençlerde milli şuur diye bir şey yok. Çok büyük bir kesim olayın ciddiyetinin farkında bile değil. Türkiye bölündüğünde ve ülkemizin topraklarından Komünist bir Kürdistan kurulduğunda nasıl büyük bir felaketle karşılaşacağımızın da farkında değil.

Dolayısıyla kimse bu dizileri masum görmesin. Hem kendisini, hem ailesini, hem de çevresini bu basitlikten kurtarsın. Aynı durum tabii ki Evlendirme programları, “Aileler yarışıyor” programı içinde geçerli. Para için birbirini yiyen, hatta olmadık kepazelerin yaşandığı bu yarışma programları da insanı hayrete düşürüyor. “Ne zaman bu kadar aile değerlerimizi kaybettik” dedirtiyor. Yine aynı durum adeta düşük akıllılar için hazırlanan “Güldür Güldür” tarzı güya komedi programları için de geçerli. Orada yapılan esprilerin hiçbirini anlamadığım gibi bu esprilere insanların nasıl katıla katıla güldüklerini, o kıyafetlerin, üslupların ve esprilerin basitliğini tarif edecek kelime bulamıyorum.

Umarım çok kısa bir zamanda Türk milleti olarak bu korkunç, milletimizi felakete sürükleyen, beynini boşaltan, maneviyatını ve ahlaki değerlerini kaybettiren dizilerden ve programlardan kurtuluruz. Türk milletini aşama aşama şuursuzlaştırmaya çalışan kişilere de gereken cevabı böylelikle veririz…

Kalleş PKK yüzünden kalkıp da tüm Kürtlere düşman olmak ne demek!

Kalleş PKK yüzünden kalkıp da tüm Kürtlere düşman olmak ne demek!

Kürt kardeşlerimizin can güvenliğini sağlamak devletin görevidir.


Kürt kardeşlerimizle PKK’yı bir tutan zihniyet nasıl bir zihniyet? Kürt kardeşlerimiz yıllardır PKK’nın eziyeti altında ezim ezim eziliyorlar. Ayrıca derin devlet de bu Kürt kardeşlerimize korkunç işkenceler yaptı, bunlar da herkes tarafından biliniyor. Kürt kardeşlerimizGüneydoğu’da tam anlamıyla çapraz ateş altında yapayalnız bırakıldılar.

Şimdi Kürt kardeşlerimize düşman olanlara sesleniyorum. Çocukları PKK tarafından kaçırılan Kürt annelerimizin çığlıklarını görmediniz mi, duymadınız mı? Eşi şehitolunca bir damla gözyaşı dökmeyen öğretmen şehit eşini dinlemediniz mi? Ne diyordu eşini cennete uğurlarken: “Benim eşim Türk bayrağıyla şerefiyle cennete gitti, PKK ise köpek gibi ölüyor, bir damla bile gözyaşı dökmeyeceğim, biz de Kürt’üz. Çocuklarımı da asker olarak yetiştireceğim” diyordu.

Kürt kardeşlerimize yapılan saldırılar çok büyük terbiyesizlik ve ahlaksızlıktır. Diyarbakır otobüsü görüp saldırmak ahlaksızlıktır. O otobüsün içinde masum, tertemiz kardeşlerimiz var. Nasıl Kürt kardeşlerimizle kalleş PKK’yı aynı kefeye koyarsınız? Eğer gerçekten samimiyseniz gidip orduya yazılır Kandil’de savaşırsınız. Masum insanlara saldırmakla ancak kendinizi küçük düşürürsünüz.

Saldırmak çözüm değil, yaralamak çözüm değil, binaları ateşe vermek çözüm değil. Çözüm PKK’nın Komünist zihniyetini ortadan kaldırmaktır. Bunun için devletin ilmi çalışma yapması, Güneydoğu’da Kürt kardeşlerimizin maneviyatını arttırması şarttır. Eğer devlete destek olmak isteyen varsa gidip Güneydoğu’da insanların imanlarını, maneviyatlarını arttıracak kitap dağıtsınlar, oradaki Komünist zihniyetin yıkılmasına yardımcı olsunlar.

Ne kadar Kürt düşmanı varsa Allah hidayet vermiyorsa belalarını versin. Türk topraklarında Kürt kardeşlerimizi PKK kalleşlerine karşı korumak devletin görevidir. Biz insanlara ırkından dolayı, dininden dolayı düşman olamayız. Bizim düşmanımız tertemiz Kürt kardeşlerimiz değil kahpece arkadan vuran kalleş PKK’dır.

PKK şunu iyi bilsin ki Türk milleti 75 milyon şehit olur da asla topraklarını böldürmez. Hepimiz şehit oluruz ama 2 karış toprağımızı vermeyiz. Toprak bizde namustur, şehit kanlarıyla korunmuştur.

Kaynak: http://komunistkudristantehlikesi.blogspot.com/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Video sayfam: http://video.mynet.com/erkanarkut/videolari/liste

Sayın Davutoğlu HDP’nin Marksist, Leninist olduğunu söylemesi çok önemli…

Sayın Davutoğlu HDP’nin Marksist, Leninist olduğunu söylemesi çok önemli…

Biz Türk milleti olarak bu kutsal toprakların bölünmesine asla müsade etmeyeceğiz!


Sayın Ahmet Davutoğlu Iğdır mitinginde HDP’nin Marksist, Leninist ideolojiyle hareket ettiğini söylemiş.

Biz PKK’nın, HDP’nin,Öcalan’ın yıllardan beri Marksist, Leninist, Komünist olduğunu söylüyoruz, anlatıyoruz, yazıyoruz. Devlet erkânından da bunu duymak istiyoruz. Tayyip Erdoğan bu gerçeği mitinglerde hiç dile getirmedi, en sonunda Davutoğlu’ndan bu açıklamaları duyduk.

Sayın Davutoğlu konuşmasına şöyle devam ediyor: “Birisi Türkleri dininden soğutmak istedi, biri de Kürtleri koparmak istedi. Hala Marksist, Leninist düşünceyle hareket ediyorlar. Bütün HDP’ye söylüyorum. Ya demokrasiyi seçeceksiniz ya silahı. İkisi birden olmaz. Yok ama silah elimde olsun, baskı yapayım, millet üzerinde demokrasi kılıcını tutup sandık oyunlarına gideyim derseniz, buna da millet izin vermez.”

Şimdi başbakan sürekli silahı bırakın diyor, biz de yıllardan beri PKK’nın silah bırakmayacağını anlatıyoruz. Marksist, Komünist ideolojide silahı bırakmak asla yok. Bunlar Türk topraklarında Komünist Kürdistan’ı kursalar da silahlarını bırakmazlar. Tek çözüm Türk askerinin gidip silahlarını bunların elinden almasıdır. Böyle “aman çözüm süreci tehlikeye girdi” “aman çözüm süreci sekteye uğradı” diye korka korka PKK’yı sindirip silah bıraktıramazsın.

Her hâlükârda Sayın Davutoğlu’nun HDP’nin dinsiz, Komünist, Marksist olduğunu söylemesi çok güzel. Çünkü bunları halka dindar diye yutturmaya çalışanlar da var. Gerçi Türk halkı yutmaz ama yine de dile getirilmesi son derece olumlu bir gelişme.

PKK terör örgütünün komünist bir bölücü örgüt olduğunun bilinmesi önemlidir. Çünkü PKK’nın gerçek yüzünün farkında olmayanlar, onların hedefinin ne kadar tehlikeli boyutlarda olduğunu anlayamamaktadırlar. Komünist zihniyetleri sürdükçe terörden asla vazgeçmeyeceklerini, toprak verildiği takdirde tüm Türkiye’yi ele geçirmek amacıyla daha yoğun silahlı mücadele başlatıp, daha güçleneceklerini ve komünist bir dünya devletine doğu ilerleyeceklerini fark edememektedirler. O yüzden bu terör örgütünün asıl hedefinin ve temel mantığının iyi bilinmesi ve bu temel mantığın yok edilmesi için çaba gösterilmesi şarttır. Terörü şart koşan komünizmin ana fikri Darwinizm’den gelir ve Darwinizm yanılgısının ilmi çalışma ile komünist beyinlerden yok edilmesi şarttır.

Kaynak: http://komunistkudristantehlikesi.blogspot.com/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Video sayfam: http://video.mynet.com/erkanarkut/videolari/liste