Yaşayan fosiller evrimi yalanlıyor, Resimler

Yaşayan fosiller evrimi yalanlıyor, Resimler

Yaşayan fosiller evrimi yalanlıyor, Resimler

Aradan milyonlarca yıl geçmesine rağmen hiç değişmeyen fosiller evrimin hiç yaşanmadığını ispatlıyor.


Ne diyor Darwin: “Eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse, neden sayısız ara geçiş formuna rastlamıyoruz? Neden bütün doğa bir karmaşa halinde değil de, tam olarak tanımlanmış ve yerli yerinde? Sayısız ara geçiş formu olmalı, fakat niçin yeryüzünün sayılamayacak kadar çok katmanında gömülü olarak bulamıyoruz… Niçin her jeolojik yapı ve her tabaka böyle bağlantılarla dolu değil? Jeoloji iyi derecelendirilmiş bir süreç ortaya çıkarmamaktadır ve belki de bu benim teorime karşı ileri sürülecek en büyük itiraz olacaktır.”

Gerçekten de Darwin’in söylediği gibi tek bir ara geçiş fosili yok, canlılar aradan milyonlarca yıl geçmesine rağmen birebir aynılar. Hiçbir değişikliğe uğramamışlar.  Yer altından çıkarılan milyonlarca fosil yaratılışı ispatlıyor, canlılar birbirlerine dönüşmemişler ve hiçbir zaman evrimgeçirmemişler.

Bakın evrim teorisini ortaya atan Darwin ne diyor: “Bu muazzam ve harikulade evreni, çok geriye ve çok ileriye bakabilme kabiliyeti bulunan insan da dahil olmak üzere, kör tesadüf veya zaruretin eseri olarak görmek çok güç, hatta imkansızdır.”

Kaynak: http://evrimcilerneleridusunemez.blogspot.com.tr/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

 

 

 

 

 

 

Bir Kuran mucizesi: Dişi bal arısı

Bir Kuran mucizesi: Dişi bal arısı

Bir Kuran mucizesi: Dişi bal arısı

Arılar Allah’ın yarattığı muhteşem canlılardan biri.


Kuran’ın her ayeti hikmetle dolu, iman eden insanların imanlarına iman katıyor. Bilimle, iman hakikatleriyle, Kuran mucizeleriyle eğitmek gerekiyor. Böylece gençler Kuran mucizelerini bilecek, iman hakikatlerini bilecek, Allah’a aşık olacak, Allah’a teslim olacak; o zaman hayatın bir anlamı olur. Bugün sizlere Kuran’da adı geçen bir canlı olan dişi bal arısından bahsetmek istiyorum:

Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. – Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 68-69)

Her arının çok fazla görevinin olduğu arı kolonilerindeki tek istisna erkek arılardır. Erkek arılar ne kovanın savunmasına, ne temizliğine, ne besin toplamaya, ne de petek veya bal yapımına bir katkıda bulunurlar. Erkek arıların kovan içindeki tek fonksiyonları kraliçe arıyı döllemektir.Çiftleşme organları dışında diğer arılarda bulunan özelliklerin hemen hemen hiçbirine sahip olmadıkları için erkek arıların kraliçe arıyı döllemekten başka bir iş yapmaları da mümkün değildir.

Koloninin tüm yükü üzerinde bulunan işçi arıların ise, kraliçe arılar gibi dişi olmalarına rağmen yumurtalıkları gelişmemiştir, yani kısırdırlar. Kovanın temizliği, arı larvalarının ve yavrularının bakımı, kraliçe arı ve erkek arıların beslenmesi, bal yapılması, peteklerin inşası ve onarım işleri, kovanın havalandırılması, kovanın güvenliği, nektar (bal özü), polen (çiçek tozu), su, reçine gibi malzemelerin toplanması ve bunların kovanda depolanması gibi görevleri vardır.

Arapçada iki çeşit fiil kullanımı vardır ve fiillerin bu kullanımlarından, öznenin erkek mi yoksa dişi mi olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim yukarıdaki ayetlerde arı için kullanılan fiiller (altı çizili olan kelimeler), fiilin dişi için olan şekliyle kullanılmıştır. Böylece Kuran’da bal yapımında çalışan arıların dişi olduğuna işaret edilmektedir.

Unutulmamalıdır ki arılarla ilgili bu gerçeğin bundan 1400 sene önce bilinmesi mümkün değildir. Ama Allah bu gerçeğe dikkat çekerek Kuran’ın bir mucizesini daha bize göstermiştir.

Kaynak: http://2kuranmucizeleri.blogspot.com.tr/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Video sayfam: http://video.mynet.com/erkanarkut/videolari/liste

 

Fosiller Evrim Teorisini Gerçekten Çürütüyor Mu?

Fosiller Evrim Teorisini Gerçekten Çürütüyor Mu?

Yazım tarihi: 22 Ekim 2013 | Yazar:  | Filed under: Bilim | Tags:  | Leave a comment »

 fosil_fish

Kretase Döneminden 100 Milyon Yıllık Timsah Fosili


Fosiller konusunda gerçekten evrimi çürütoyorlar mı diye bir araştırma yaptım.

Bu araştırmamı sizlerle de payaşmak istiyorum.

Öğrendim ki dünyada yer altından çıkartılmış yüz milyonlarca fosil varmış.

Bunlardan bazıları oldukça eski. 500 milyon yıllık hayvan fosilleri var. Etkileyici olan kısım. 500 milyon yıl önceki hayvan neyse, bu gün de aynısı yaşıyor. 500 milyon yıl boyunca evrim geçirmemiş ve değişmemiş.

Bunu görünce daha da merak ettim ve araştırdım. Şimdiye kadar onca evrim kitabı okudum. Hep araformlardan bahsediyorlar. Zaten Darwin’in Türlerin Kökeni kitabında da geçer. Meğerse araform yokmuş. Herhalde bu yüzden araform diye bahsettikleri canlıların fosilleri yok da sadece çizimleri var.

Bunun üzerine Darwin’in araformlar hakkındaki görüşlerini merak ettim ve neler demiş araştırdım. Türerin Kökeni kitabında daha önce dikkatimi çekmeyen kısımlarla karşılaştım. İşte sonuçlar:

Ama bu teoriye göre sayısız geçişsel biçimler olması gerektiğine göre, onlara yer kabuğuna gömülmüş olarak neden çok sayıda rastlamıyoruz? (Charles Darwin, Türlerin Kökeni, Onur Yayınları, Beşinci Baskı, Ankara 1996, s. 186)

Peki ama geçit bölgelerde, yaşam koşullarının geçiştiği yerlerde, neden birbirine yakın geçişsel çeşitlere rastlamıyoruz? Bu güçlük, uzun süre kafamı karmakarışık etti. (Charles Darwin, Türlerin Kökeni, s. 187)

Türler başka türlerden belli belirsiz aşamalardan geçerek türediyse, neden her yerde sayısız geçişsel biçimlere (ara- geçiş formları) rastlamıyoruz? Bugün gördüğümüz türler yerine doğada neden biçimlerin karmakarışıklığı ile karşılaşmıyoruz? (Charles Darwin, Türlerin Kökeni, s. 185)

Eskiden var olmuş ara çeşitlerin sayısının da gerçekten pek büyük olması gerekir. Öyleyse bütün yerbilimsel oluşumlar ve bütün tabakalar geçişsel biçimlerle (ara formlar) neden tıka basa dolu değildir? Yerbilim (jeoloji), organik yaratıkların böylesine kopuksuz bir zincirini asla gün ışığına çıkarmamıştır. Bu belki de doğal seleksiyon teorisine karşı çıkarılabilecek en açık ve en zorlu aykırılıktır. (Charles Darwin, Türlerin Kökeni, s. 349)

Daha sonraki yazılarımda günümüz ünlü bilimadamlarının bu konuyla ilgili çarpıcı görüşlerini de paylaşacağım.

Siz de araştırın ve 150 yıldır bizden gizlenen bu bilgileri görün mutlaka. Benimle aynı sonuca ulaşacaksınız.

Ben kesin bilimsel verilere inanırım. Bilimsel veriler de araformlar olmadığını ve evrimin hiçbir zaman gerçekleşmediğini gösteriyor.

Halen buna inanan insanların olması beni çok şaşırtıyor.