Winston Churchill’in İtirafları!

Winston Churchill’in İtirafları!

Churchill Türkleri insan yerine bile koymazken Türkiye’de onu öve öve göklere çıkaran bayağı bir kişi var.


Winston Churchill Çanakkale Savaşından sonra kendisine yöneltilen suçlamalardan bunaldığında şu sözleri söylemişti:

“Anlamıyor musunuz? Biz Çanakkale’de Türklerle savaşmadık, Allah ile savaştık. Tabii ki mağlup olduk.” (Allah’ı tenzih ederim.)

İngiliz General Hamilton’ın Çanakkale Savaşı’ndaki itirafını da hatırlayalım:

Çanakkale Savaşı’nda itilaf devletlerinin komutanı olan İngiliz Genaral Hamilton da şu sözleri söylemişti:

“Bizi Türklerin maddi gücü değil, manevi gücü mağlup etmiştir. Çünkü onların atacak barutu bile kalmamıştı. Fakat biz gökten inen güçler ile mücadele ettik.”

İngiliz derin devleti tam iki yüz yıldır Türkiye’yi parçalamaya çalışıyorlar ama bunu bir türlü başaramıyorlar. Ne kadar plan yaparlarsa yapsınlar bir türlü olmuyor, ne kadar komplo düzenleseler de, ne kadar münafıkları örgütleyip düzenleseler de yine başaramıyorlar. Churchill “Savaşta zehirli gaz kullanabiliriz, ne de olsa Türkler insan değiller” diyerek Türklere beslediği derin düşmanlığı dile getiriyor, Türkleri insan yerine bile koymuyor.

Darbe’de de İngiliz gemileri İstanbul boğazında ve Ege’de bekliyorlardı, ama yine planları tutmadı. Mehdiyet tarafından korunan İstanbul’u yine düşüremediler. İstedikleri kadar denesinler Mehdiyet tarafından feth edilecek İstanbul’a ve Türkiye’ye hiçbir zaman zarar veremeyeceklerini öğrenecekler.

Kaynak: http://ustakilkim.blogspot.com.tr/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Reklamlar

İngiliz derin devleti 1943’de 4 milyon Hintli’yi öldürdü!

İngiliz derin devleti 1943’de 4 milyon Hintli’yi öldürdü!

İngiliz derin devleti yüzyıllardır acımadan insanları katlediyor.


1943’de Bengal’de İngiliz Derin Devleti kıtlık meydana getirdi ve tam 4 milyon Hint’liyi öldürdü. Nefret ediyorlardı adamlardan ve Hindistan’a diz çöktürdüler. Churchill şöyle diyordu:

“Hintlilerden nefret ediyorum, barbar bir dine sahip ve hayvan gibi bir topluluk…”

İngiliz derin devletinin nasıl gaddar ve acımasız bir yapı olduğunu çok iyi anlamak gerekiyor, İngiliz derin devleti kendisinden başka milleti insandan saymıyor ve milyonlarca insanı gözünü bile kırpmadan öldürüyor. İngiltere’de çalışmış eski devlet yetkilileri de bu gerçeği itiraf ediyorlar. İngiltere’nin dünyada işgal etmediği sadece 22 ülke var, ajanlarının kol gezmediği ülke ise yok.

Bütün terör örgütlerini (PKK, İşid, El-Kaide, YPG, Gülen) İngiliz derin devleti kuruyor ve destekliyor.İngiliz derin devleti Türklerin de az gelişmiş bir ırk olduğuna ve yok edilmeleri gerektiğine inanıyor.

İngiltere eski başbakanı Ewart Gladstone bakın ne diyor:  “Türkler insanlığın insan olmayan numuneleridir. Medeniyetin bekası için onları Asya steplerine geri sürmeli veya Anadolu’da yok etmeliyiz. Türklerin yaptıkları kötülükler yalnız bu surette ortadan kaldırılabilir. Kendileri yok olmakla.” (Süleyman Kocabaş, Hindistan Yolu ve Petrol Uğruna Yapılanlar)

Şimdi Türkiye’de İngiliz derin devleti adına çalışan çok fazla gazeteci, yazar, politikacı var, bu yüzden devletimiz çok dikkatli olmalı. Çünkü İngiliz derin devleti Türkiye’yi paramparça etmek için tam kapımızda bekliyor!

Kaynak: https://www.facebook.com/ingilizderindevleti/?fref=ts

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

 

Bengal’de ise Churchill’in, İngilizlerin beslenmesine öncelik tanırken, Hintlilerin yardım talebine yiyecekle değil, silahla karşılık vermesi,  ısrarlı şekilde yardım taleplerini geri çevirmesi açlıktan çok büyük ölümlere yol açmıştı:

ce0e097950c6828afdf162407ba17048

 

Image result

 

 

İngiltere eski başbakanı David Lloyd George: Atatürk yüzünden Türkiye’yi parçalayamadık!

İngiltere eski başbakanı David Lloyd George: Atatürk yüzünden Türkiye’yi parçalayamadık!

İngiliz derin devletinin üst akıl olduğu herkes tarafından deşifre edilsin, ülkemizi böldürmeyeceğiz.


İngiltere eski başbakanı olan David Lloyd George, Türkiye’yi parçalamak istediklerini ancak Atatürk olduğu için bunu başaramadıklarını şu sözüyle açıklar:

“İnanlık tarihinde dahiler pek ender görülür. Fakat ne yazık ki, Tanrı bir dahiyi Türkiye’de dünyaya getirdi ve biz onunla çarpışmak zorunda kaldık. Mustafa Kemal gibi bir dahiyi yenmemiz imkansızdı…” (Onur Öymen, silahsız savaş, s. 355 ve Chronique de l’Histoire, Atatürk, s. 89)

İngiliz derin devleti Osmanlı’ya Darwinizmi sokarak, halkın dinini yok ederek, Abdülaziz’i şehit ederek, her yere birahaneler açarak, sayısız ajanını yollayarak, Abdülhamit’i kendi saflarına çekerek Osmanlı’yı tamamen paramparça ettiler. Aynı şekilde Atatürk’ü de yönetmek ve kontrol altına almak istediler, onun peşinde de birçok İngiliz ajanı dolaştı. Ama Atatürk asla geçit vermedi, İngiliz derin devleti Çanakkale’den geçemedi. Fakat bildiğiniz gibi Atatürk’de hastalığının teşhis edilememesi bahanesiyle yıllarca tedavi edilmedi, doktorları Masondu, Atatürk’e çok fazla kinin verdiler ve sonunda onu şehit ettiler. Zaten zehirleme yöntemi İngiliz derin devletinin devlet adamlarını yok etmek için kullandığı bir yöntemlerden biridir.

İngiliz derin devleti  hala aynı hırs ve kararlıklıkla Türkiye’yi bölmeye çalışıyor, bir yandan PKK’yı besliyor, bir yandan Şii Sunni ayrılığı çıkarıyor, bir yandan şehirlerimizde karışıklık çıkarıyor, çok dikkatli olmak lazım, her yerde üst aklın İngiliz derin devleti olduğunu açıklamak lazım…

Kaynak: https://www.facebook.com/ingilizderindevleti/?fref=ts

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

İngiliz derin devletinin Şii-Sunni kavgası ve İran düşmanlığı oyunu!

İngiliz derin devletinin Şii-Sunni kavgası ve İran düşmanlığı oyunu!

İngiliz derin devleti İran ve Türkiye’nin dost olmasını hiçbir şekilde istemiyor, bu yüzden sürekli fitne çıkarıyor.


Yeni Akit yazarı Kenan Alpay yazısında “İran bir İslam devleti değil, işgal ve katliam devleti olarak Suriye halkına kan kusturmakta inat ediyorsa, bizi üzerimize düşen bu cinayet şebekesini lanetleyerek ifşa etmektir. “Katil İran Suriye’den Defol!” Tıpkı Esed rejimi ve Rusya gibi tüm bileşenleriyle İran ordusu da Suriye halkının katilidir. İran’ın, Hizbullah’ın, Fatimiyyun Tugayları’nın Suriye halkına karşı giriştiği sistematik imha neredeyse Sünni soykırımına dönüşmüşken ahmakça bir “mezheplerin kardeşliği, vahdet” söylemine sarılmayı önerenleri ciddiye almak mümkün mü?!” diye yazmış.

Gördüğünüz gibi Kenan Alpay yazısında aleni olarak mezhep düşmanlığı istiyor, mezheplerin kardeş olmasını da ahmakça buluyor! Yani Şii Sunni’yi kırıp geçirsin, Sunni’lerde Şiileri kırıp geçirsin, bunun sonucunda binlerce Müslüman şehit düşsün öyle mi? Peki Kuran’a göre bütün Müslümanların birleşmesi gerekiyor, ona ne diyor acaba? Allah ayetinde birbirinize yardım etmezseniz ve dost olmazsanız yeryüzünde büyük bir fitne çıkar demiyor mu?

İnkar edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur. (Enfal Suresi, 73)

Tabii ki Müslümanlar dost olacak, tabii ki kardeş olacak. Neden öfkeyi, şiddeti ve Müslümanların birbirini kırıp geçirmesini körüklüyorsunuz? Kime yarıyor bu düşmanlık diye dönüp arkanıza bakmıyor musunuz? Sonuçta Mehdiyet çağındayız, mezheplerin hepsi kısa bir süre sonra kalkacak. Bütün Müslümanlar tek bayrak altında birleşecek.

İngiliz derin devleti Şii’leri ve Sunni’leri birbirine düşürüp iki tarafı birbirine kırdırma oyunu oynuyor. Mezhep ayrılığını körükleyenler size soruyorum, bu gerçeği görmüyor musunuz? Müslümanlar birbirini kırıp geçirdiğinde İngiliz derin devleti gelip orayı işgal edecek, bunun farkında değil misiniz?

Tayyip Erdoğan ne demişti hatırlayın: “Bizim Sünnilik diye bir dinimiz yoktur. Bizim Şia diye bir dinimiz yokturç Bizim tek dinimiz İslam’dır.” Evet gerçek bu. Şii’lik diye birşey yok, Sunni’lik diye birşey yok, hepimiz Kuran’a uyan Müslümanlarız o kadar.

Sunnilerin ve Şiilerin arasında bu katliamları körükleyen ve gerçekleştiren İngiliz derin devleti var. Türkiye devleti İngiliz derin devletinin bu oyununa karşı tüm mezhepherin kardeş olduğunu söylesin, İran’ın sonuna kadar yanında olduğumuzu söylesin. Türkiye Rusya’yı ve İran’ı yanına çektiğinde İngiliz derin devleti köşeye sıkışacaktır. Bu yüzden de  İran düşmanlığını bilinçli olarak körüklüyorlar, bunun farkında olun. Kuran’a göre de bütün Müslümanlar kardeştir ve birlik olmaları farzdır. Mezhep ayrılığını körükleyen Yeni Akit yazarı kenan Alpay binlerce Müslüman’ı şehit etmek için köşede bekleyen İngiliz derin devletinin umarım farkındadır.

Kaynak: https://www.facebook.com/ingilizderindevleti/?fref=ts,

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

İşte Hitler’in arkasında gizlenen İngiliz derin devleti!

İşte Hitler’in arkasında gizlenen İngiliz derin devleti!

Nereye baksak her savaşın ardından, dökülen her kanın ardından İngiliz derin devleti çıkıyor. Nazileri ve Hitleri iktidara getiren üst akıl da İngiliz derin devletiydi. Hitler’i Amerikan halkından aldıkları para ile finanse ettiler. Üst akıl İngiliz derin devleti işi bitince de Hitler’i yakarak öldürdü. Resimde Kraliçe Elizabeth’in Hitler selamı vermesi de oldukça manidar.

Bu dönemde de İngiliz derin devleti bütün savaşlarda Amerika’nın arkasına saklanıyor. Irak’da kimyasal silah var diye Amerika’yı Irak’a saldırtan İngiliz istihbaratı MI6’di. Amerika bunun üzerine Irak’a girip orayı yerle bir etti. Saddam Hüseyin katledildi. Binlerce Müslüman şehit edildi. Daha sonra da Başkan Bush katıldığı bir toplantıda “burada kitle imha silahları yokmuş” diyerek kahkahalarla gülecekti. Bu linkten 05.07. dakikada seyredebilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=GvliUuXjbL4 Her zaman olduğu gibi binlerce Müslüman katledildi, Amerikan askeri bu katliam için kullanıldı ve İngiliz derin devleti her zaman olduğu gibi sis perdesinin arkasına saklandı.

Kaynak: https://www.facebook.com/ingilizderindevleti/?fref=ts

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Bağnazlıktan nefret eden Atatürk bu yüzyılda yaşasaydı bugün Avrupa Birliği’ndeydik…

Bağnazlıktan nefret eden Atatürk bu yüzyılda yaşasaydı bugün Avrupa Birliği’ndeydik…

Atatürk modernliğiyle, şıklığıyla, nezaketiyle, aydın dindarlığıyla millete örnek bir insandır. O bağnazlığa karşıydı.


Avrupa Birliği’ne bizi neden almıyorlar diye güceniyoruz, sıkılıyoruz ya yıllardır, halbuki medeni bir görüntü çizmiyor Türkiye. “Kadınlar gülmesin, fazla konuşmasınlar” zihniyetinde kişiler var hala. Tabii ki Avrupa’dan bakıldığında sanata önem vermeyen, kaliteye önem vermeyen, resme, sanatçısına sahip çıkmayan yobaz bir Türkiye var görüntüde.

Ama Atatürk olsaydı böyle mi olurdu? Atatürk bağnazlıktan nefret ediyordu ama Kuran’a da sıkı sıkıya bağlıydı. Samimi dindardı, Kuran’ı Türk halkı anlasın ve yaşasın diye Elmalılı Hamdi’ye tercüme ettirmişti. Ultra modern, kaliteli, çok nezih beyefendi bir adamdı, salon adamıydı. Bu yüzden Avrupa’ya gittiğinde krallar karşısında saygıyla eğiliyordu.

Bu örneği Avrupa Birliği önemli olduğu için vermiyorum, Atatürk Türkiye’yi bu kaliteye taşımış bir insandı. Ama sonra kalite, modernlik, hoşgörü, estetik yitirildi. Bu yüzden anlatıyorum. Ama kısa bir süre sonra Türkiye yeniden şahlanacak. Çünkü Mehdiyet çağındayız. Atatürk’ün gösterdiği yoldan ilerleyeceğiz, yobazlığın zincirlerini kıracak ve sadece Kuran’a yöneleceğiz. Böylece Hz. Mehdi ile birlikte yine dünyaya yol gösteren bir ülke olacağız…

Atatürk’ü 10 Kasım’da sevgiyle anıyoruz, o tıpkı Bediüzzaman gibi yaşadığı dönemin seçilmiş insanıydı, Hz. Mehdi için Türkiye’de zemin hazırlayan bir insandı…

Kaynak: http://bagnazliknedir.blogspot.com.tr/ , A9TV

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Osmanlı’nın paramparça olmasının nedeni: Darwinist eğitim…

Osmanlı’nın paramparça olmasının nedeni: Darwinist eğitim...

Osmanlı’yı ekonomik olarak çökerten İngiliz derin devletidir. Abdülhamit döneminde vergileri toplayan dahi İngilizlerdir.


İngiliz derin devletinin hakimiyetine giren Abdülhamit, evrim teorisinin tüm Osmanlı İmparatorluğu’nda yayılmasını sağlamış, evrimin anlatıldığı kitaplar her yere ulaştırılmıştı. Abdülhamit Türk halkına bir kahraman olarak tanıtılıyor ama aslında onun döneminde Osmanlı evrim teorisiyle manen çökertilmişti. Abdülhamit döneminde tüm Osmanlı’ya evrimin nasıl hakim edildiğine bakarsak;

1.1805’den itibaren Batılılaşma adı altında 200’den fazla kitap Arapça ve Türkçe’ye tercüme edildi. Bu kitapların hepsi dönemin materyalist, Darwinist kitaplarıydı.

2.1826 yılında Tıbhane Mektebi açıldı. Bu okulun kütüphanesi, materyalist kitaplar içeren bir kütüphane olmasıyla ünlüydü.

3.Mekteb-i Tibbiye-i Adliye-i Şahane (Dönemin Tıp Fakültesi)’nde tamamen Darwinist eğitim veriliyordu. Darwin’in kitapları da dahil, dönemin tüm materyalist kitapları okutuluyordu. 1847’de okulu ziyaret eden Mc Fairlane anılarında şöyle yazıyordu: “(Okulun kütüphanesi için) ÇOKTAN BERİ BU KADAR DÜPEDÜZ MATERYALİZM KİTAPLARINI TOPLAYAN BİR KOLEKSİYON GÖRMEMİŞTİM. Kanepenin üzerinde bir kitap vardı. Aldım baktım. BU HOLBAH’IN DİNSİZLİK KİTABI ‘DOĞANIN SİSTEMİ’NİN EN SON PARİS BASKISIYDI. KİTABIN ÇOK OKUNMAKTA OLDUĞUNU, SAYFALARINDAN BİR ÇOK PARÇALARININ İŞARETLENMİŞ OLMASINDAN ANLADIM. Bu parçalar özellikle Tanrı’nın varlığına inanmanın saçmalığını, ruhun ölmezliği inancının imkansızlığını matematikle gösteren parçalardı…” (Allah’ı tenzih ederim.)

4.1900 yılında kurulan Darürfünun (bugünkü İstanbul Üniversitesi)’nin rektörü Hoca Tahsin, Sadrazam Reşit Paşa Avrupa’da eğitime gönderilmiş, Avrupa’da aldığı eğitim sonrasında Darwinist, materyalist olmuştur. Osmanlı’nın en ünlü materyalist isimlerinden biridir. Darülfünun (İstanbul Üniversitesi), kütüphanesine Fransa’dan çok sayıda Darwinist, materyalist kitap getirtmiştir. Bu kütüphane Darwinizm’in merkezlerinden biri olmuştur.

5.1800’lerin ortasında açılan Galatasaray Lisesi ve Robert Kolej de dönemin şartlarına uygun olarak Darwinist, materyalist düşüncenin yayılma merkezleri olmuştur.

6.1800’lerin ortasından Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar (yaklaşık 68 yıl içinde), Osmanlı’da yaklaşık 70 tane Darwinizmi ve Materyalizmi anlatan kitap basılmıştır. Bu kitapların yanı sıra, materyalizmi yaymak amacıyla yayınlanan çok sayıda dergi de bulunmaktadır.

Bu Dönemde Basılan Darwinist-Materyalist Görüşlü Kitaplardan Bazıları Şunlardır:

Darwinizm (Yazarı Subhi Ethem)

Lamarkizm (Yazarı Subhi Ethem)

Tekâmül ve Kanunlar (Yazarı Ethem Necdet)

Bir Tabiat Aliminin Dini (Haeckel’in kitabı) (çeviren Baha Tevfik)

Hikmet-i Maddiyeye Müdafaa (Maddeciliğin Savunulmasının Hikmeti) (Yazarı Ahmet Mithat)

Madde ve Kuvvet (Yazarı Baha Tevfik)

Kainat Serisi (Yazarı Ahmet Mithat)

Niçe Hayatı ve Felsefesi (Yazarı Baha Tevfik)

Açıkça görüldüğü gibi Osmanlı’nın son dönemlerinde topluma materyalizm ve Darwinizm tamamen hakim olmuş, devlet manen çökertilmiş, aynı zamanda açılan bira, şarap ve sigara fabrikaları da Osmanlı’yı paramparça etmiştir. Böylelikle manevi çöküntüye yakalanan Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılması kaçınılmaz hale gelmiştir.

Kaynak: https://www.facebook.com/ingilizderindevleti/?fref=ts, A9TV

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/