Başörtülü ve şortlu kadınları yan yana koyup sizce kardeşlik mümkün mü diye soran Elif Şafak’a Cevap

Başörtülü ve şortlu kadınları yan yana koyup sizce kardeşlik mümkün mü diye soran Elif Şafak’a Cevap

Elif Şafak Yenikapı’da başörtülü, başı açık kadınların sevgiyle kenetlendiğini görmedi herhalde…


Elif Şafak dün twitter sayfasında bir türbanlı bir de şortlu voleybol maçı yapan iki kızı paylaşıp şöyle yazmış: “Plajvoleybolu: Biri Mısırlı, biri Alman 2 kadın sporcu. Bu resme bakınca ne görüyorsunuz? Sizce kardeşlik mümkün mü?”

Şimdi bu soruyu görünce insanlar arasında kutuplaşmanın, ötekileştirmenin, diğerini yok saymanın kim tarafından yapıldığı da açıkça görülüyor. Türkiye tam anlamıyla sevgiyle, dayanışma ile vatanı koruma ruhu ile birbirine kilitlenmişken araya nefret tohumları ekmeye çalışanlar ne kadar da kendilerini gariban duruma düşürüyorlar.

Elif Şafak’ın bu tweet’in altına halktan birçok tepki mesajı gelmiş. İnsanlar “türbanlı da insan, diğeri de. İkisi de kendi inancı, kendi özgürlükleri doğrultusunda yaşar, arada sevgi olduktan sonra” diye yazmışlar. Gerçekten de çok doğru. Zaten istediğimiz ve hep birlikte meydanları doldurduğumuz sevgi ve saygı üzerine kurulu bir demokrasi değil mi? Neden toplantı 5 milyon insan meydana? Sevgiyle demokrasiyle bir arada yaşamak için değil mi?

Şimdi Elif Şafak’ın gözünden kaçırdığı çok önemli bir nokta var: 15 Temmuz’da  tüm Türkiye bir gecede eğitildi. Sağcısı, solcusu, ateisti, Rumu, Lazı, Çerkezi, Kürdü, Ermenisi tam 80 milyon kardeşçe tek yürek oldu. 80 milyonun tek yürek olması Elif Şafak’ın bakış açısına göre mümkün değildi ama oldu ve bundan sonra da böyle olacak.  Türk milletinin içine artık kimse nifak tohumları ekemeyecek. Bu yüzden Elif Şafak da bu yazdığı tweet ile boşa kürek çekiyor, boşa çabalıyor.

Halka üsten bakan, Rumiliği ve homoseksüelliği öven, İngiliz derin devletine Türkiye aleyhine yazdıkları yazılarla yaranmayı uman yazarlar karşısında halk çok iyi uyanmış durumda.Elif Şafak’da böyle bir zamanda halkı birleştirici, sevgi köprülerini kuran, ötekileştirmeyen yazarlardan olsun. Çünkü artık bu noktadan sonra İngiliz derin devletinin oyunlarının hiçbiri tutmayacak. Artık eski kavgalı siyaset dönemi de bitti. Tüm partiler Türkiye’nin ortak menfaati için aynı yöne döndü. Elif Şafak’ın bakış açısına göre bu da mümkün değildi ama bu da oldu. Bu yüzden söylediğim gibi halk artık ötekileştirme istemiyor, nefret istemiyor, sevgisiz tek bir cümle bile duymak istemiyor. Elif Şafak da yazılarını bu yönde düzeltsin, zira bunu yapmayanlar artık gittikçe belirginleşiyor, bunu da çok iyi görsün…

Türk milleti Yenikapıda artık kimsenin araya nifak tohumu ekemeyeceğini tüm dünyaya anlı şanlı bir şekilde göstermiştir:

Kaynak: http://bilinmeyenmevlana.com/, http://lutizm.blogspot.com.tr/, A9TV

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Reklamlar

Mevlana’nın kitabı Mesnevi’de ağaçların Mevlana’ya secde ettiği söyleniyor!

Mevlana’nın kitabı Mesnevi’de ağaçların Mevlana’ya secde ettiği söyleniyor!

Müslüman, Mevlana adına yapılmış anormal izahları kabul ederse dalalete düşer.


Mevlana’nın yazdığı söylenenMesnevi isimli eserde Kuran’a veİslam’a çok fazla mualif ifadenin geçtiğini daha önceki yazılarımda sürekli anlatıyorum. Mesnevi’de homoseksüellik övülüyor, Türkler barbar olarak görülüyor, kadının hayvan suretinde olduğu söyleniyor, Mevlana’da ilahlaştırılıyor. İngiliz derin devleti dört bir koldan Mevlevilik ve Rumilik adı altında İslam’la uzaktan yakından bağdaşmayan bu sapkın dini yaymaya çalışıyor. Müslüman kimliğindeki İngiliz ajanları sürekli Mevlana’yı ve homoseksüelliği övüyorlar, İslam’a göre sapkın olan davranışları Müslümanların kabul ettiği yönünde bir imaj oluşturmaya çalışıyorlar.

Mevlana adına yazılmış olan Mesnevi’yi inceleyen herkes Kuran’la tamamen zıt olan bu sapkın ifadeleri görecektir. Bakın Mevlana bu kitapta nasıl ilahlaştırılıyor:

Mevlana sabahleyin erkenden evden çıktı, bağın içine doğru yürüdü. Ben de nereye gidecek diye hep arkasından gidiyordum. O hangi ağaca rastlasa, selam veriyor ve bütün ağaçlar secde ediyorlardı ve bana Kuran’daki “Yıldız ve ağaç secde ederler” ayetinin sırrından bir hikmet gösteriyordu.

Ben bu hal karşısında feryat ve figan edip heyecanlar gösteriyordum. O bana “ Sus, bir şey söyleme “ diyerek mübarek yeni ile işaret etti. Ben bu heybetten üç gün üç gece kendimden geçmiş ve dili tutulmuş bir yerde düşüp kalmışım. (Ariflerin Menkıbeleri, Şark İslam Klasikleri 29, Ahmet Eflaki, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, 489)

Allah Kuran’da “Bitki ve ağaç (O’na) secde etmektedirler. (Rahman Suresi, 6)” ayetiyle bitki ve ağacın Kendisine secde ettiğini bildirir. Mevlana’nın kitabında iseMevlana ilahlaştırılarak ağaçların Mevlana’ya secde ettikleri söyleniyor.

Mevlana adına yazılan bu eserdeki sapkın ifadeleri sizlere anlatmaya devam edeceğim. Samimi Müslümanların Mevlana adı altında İngiliz derin devletinin bu sapkın dini yaymaya çalışmasına karşı çok dikkatli olmaları gerek.

Kaynak: http://bilinmeyenmevlana.com/, https://www.facebook.com/ingilizderindevleti/?fref=ts

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Aşağıda Mevlana’nın nasıl ilahlaştırıldığını görebilirsiniz:

Evanjeliklerin yüzlerce yıllık planına direnen iki ülke: İran ve Türkiye…

Evanjeliklerin yüzlerce yıllık planına direnen iki ülke: İran ve Türkiye...

Ortadoğu için yüz yıl önce derin güçler tarafından tasarlanmış olan harita bugün fiili olarak uygulamaya konmuştur.


Eski Ahit, vaat edilmiş toprakları şu şekilde tarif eder:

Mısır Irmağı’ndan büyük Fırat Irmağı’na kadar uzanan bu toprakları –Ken, Keniz, Kadmon, Hitit, Periz, Refa, Amor, Kenan, Girgaş ve Yevus topraklarını– senin soyuna vereceğim. (Yaratılış 15:18-21)

Tevrat’ta yer alan bu ifadeler Evanjelikler için “Kutsal Topraklar” olarak tanımlanır.  MusevilerHz. İsa’nın gelişinden önce mutlaka bu topraklara sahip olmak durumundadır. Tevrat’taki ifadeye baktığımızda Nil ve Fırat arasında kalan toprakların Irak, Suriye, Mısır ve Türkiye’nin bir kısmını, Ürdün, Lübnan ve Kuveyt’in ise tamamını kapsadığını görüyoruz.

Arap Baharı sonrasında ortaya çıkan kargaşa, ülkeden ülkeye sıçrayan fitne ve savaşlar Evanjeliklerin hedeflerine ulaşmakta nasıl kararlı olduklarını bize göstermektedir. Saldırı ve kargaşadan kurtulamamış olan Irak, Amerika’nın ardından IŞİD’in işgali ile karşılaşmış ve bugün resmi olarak üçe bölünmüş durumdadır. 2011 yılından beri başlayan iç savaştan kurtulamayan Suriye, şu an temelde 6 ayrı parçaya bölünmüştür. Bu parçalar içinde de parçacıklar vardır. Mısır, ciddi bir istikrarsızlık dönemi yaşamakta, Sina’daki aşiretler tedirgin beklemekte; Libya darbelerle sarsılmakta, Sudan ve Yemen’deki durum ise hiç durulmamaktadır.

İşte bütün bu karışıklıklar içinde dikkatleri çeken iki ülke var: İran ve Türkiye. İran, her ne kadar yakın geçmişte nükleer çalışmaları nedeniyle çok uzun zaman boyunca ciddi bir abluka altında kalmış olsa da, bağlı bulunduğu Şangay Paktı’nın bir gözlemci üyesi, Rusya-Çin ekseninin bir müttefiki olması bakımından gücünü kaybetmemiş ve istikrar göstermiştir. NATO üyesi ve Batı müttefiki demokratik Türkiye ise, yaklaşık 40 yıllık PKK terörüne rağmen bölünmeyi şiddetle reddetmiş, içinde bulunduğu kaynayan coğrafi şartlara rağmen güçlenmiş, beklenmedik reformlarla 10 yıl içinde önemli bir değişim geçirmiş bir ülkedir. Komşularla ilişkiler, İslamileşme ve Batı’dan uzaklaşma gibi eleştiriler alsa da Türkiye, bölge içinde ekonomik, ticari ve demokratik anlamda önemli atılımlar içinde olmuş ve bölgenin karmaşasından çok fazla etkilenmemiştir.

Türkiye’deki bu durum işte bu nedenle Ortadoğu üzerinde planları olan çevreleri tedirgin etmekte ve hatta kimileri bu tedirginliği açıkça ifade etmekten çekinmemektedirler. Çünkü planda, ülkelerin güçlenmesi değil, güçsüzleşmesi vardır. Ve yine planda, Armageddon Savaşının gerçekleşeceğini düşündükleri Mezopotamya bölgesinde, kendi idarelerinde olan, Arap, Türk ve Fars dünyasından bağımsız, rahat yönetilip üzerinde rahat oyun oynanabilen hayali bir kukla devlet kurulması yer almaktadır: Büyük Kürdistan.

Ortadoğu’yu parçalara ayırıp yönetmeyi hedefleyen Evanjeliklere ve İngiliz derin devletine karşı Türkiye ciddi bir manevra ile tokatı indirebilir. Türkiye’nin öncelikli yapması gereken Rusya, İran ve Pakistan ile birleşmek, aynı Şangay Paktı gibi bir Pakt oluşturmaktır. Bir ülkeye saldırı olduğunda diğer ülkeler savaşa dahil olmalıdır. Bu güçlü pakt İngiliz derin devletini yani Deccal’i sindirecektir. Türkiye’nin bu aşamda atması gereken diğer acil adım ise tüm Müslüman alemini tek bir çatı altında birleştirmektir. Müslüman alemi tek bayrak altında birleştiğinde karşısında hiçbir düşman duramaz, hiçbir ülke Müslüman bir ülkeye savaşa açamaz ve Ortadoğu’yu parçalara ayırmaya kalkamaz.

Türkiye çok güçlü olmalı, seri olmalı, çevik olmalı… Çünkü Ortadoğu üzerindeki amellerini gerçekleştirmek isteyenlerin artık sabırları kalmadı. Her ne pahasına olursa olsun Türkiye’yi parçalamak istiyorlar. Deccal’in bu sinsi oyununu Türkiye mutlaka bozmalı.

Kaynak: http://abdningoremedigipkk.blogspot.com.tr/, A9 TV

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Sykes-Picot Anlaşması İngiliz derin devletinin İslam âlemini yok etme planıdır!

Sykes-Picot Anlaşması İngiliz derin devletinin İslam âlemini yok etme planıdır!

Sykes-Picot Anlaşması İngiliz derin devletinin İslam âlemini yok etme planıdır!

Türkiye’yi bölüp, parçalara ayırıp yönetemeyecekler…


Amerikan Gazetesi New York Times,Sykes-Picot Anlaşması’nın 100. Yılı sebebiyle 1920 yılında çizilmiş ve Türkiye’yi bölünmüş olarak gösteren bir harita yayınladı. “1920’lerde çizilen bu harita geçerli olsaydı Ortadoğu kurtulabilir miydi” yorumunu yaptı… Bu nasıl çirkin bir cesaret! Devletimiz bu tür yayınlara karşı derhal tepkisini koymalı. Topraklarımızı paramparça gösteren bu tür yayınlar hemen kaldırtılmalı, sus pus kalınmamalı.

Bildiğiniz gibi İngiliz ve Amerikan derin devletlerinin Yeni Dünya Düzeni planı devletleri paramparça edip yönetme üzerine kurulu. Zaten bu amaçla Yugoslavya’yı parçalara ayırdılar, Irak’ı parçalara ayırdılar. Şimdi de Suriye’yi paramparça etmeye hazırlanıyorlar. Bölünmenin Ortadoğu’yu kurtarmayacağı çok açık! Bu sadece Ortadoğu’yu ve tüm dünyayı ele geçirmeye çalışan İngiliz derin devletinin sinsi bir planıdır. İngiliz derin devleti diğer devletleri küçük küçük lokmalara ayırıp yutma peşindedir.

İngiliz derin devletinin bu kirli oyununa karşı tüm İslam âlemi birleşip tek güç olarak cevap vermeli ve Deccal’in oyununu bozmalıdır. Bakın haritayı incelerseniz İstanbul’u da bölmek istiyorlar, İzmir bölgesini de bölmek istiyorlar. Türkiye’nin doğusunda Komünist Kürdistan devleti ve Ermenistan devleti kurmak istiyorlar. Bunun için de PKK terör örgütünü silahla sürekli besliyorlar.

Türkiye Ortadoğu’daki diğer Müslüman devletlerle biran önce birleşip İngiliz derin devletine Müslümanların gücünü göstermeli. Türkiye’yi diğer devletler gibi hiçbir zaman bölemeyecekler. Daha önce de Çanakkale’de denediler ve ağızlarının payını aldılar. Her seferinde de alacaklar. Ama Türkiye elini çabuk tutmalı. Hem İran’ı hem de Pakistan’ı yanına çekerek Büyük İslam Birliği’nin kurulması için ilk adımı atmalıdır.

Kaynak: http://abdningoremedigipkk.blogspot.com.tr/, A9TV

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun utanç verici LBGTİ hareketi! Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun utanç verici LBGTİ hareketi! Eşcinsellik fıtrata tamamen ters bir sapkınlıktır. Allah tarafından kesinlikle yasaklanmıştır. Kanada başbakanı Justin Trudeau geçtiğimiz gün “Kanada olarak LBGTİ özgürlükleri en büyük önem sıramızda” diyerek parlamento binasına LBGTİ bayrağı astırdı! Böylece Kanada tarihine geçecek son derece utanç verici bir eylem gerçekleştirilmiş oldu. Hatırlarsanız Obama’da başkan olduktan sonra Beyaz Saray’ı gökkuşağı renklerinde ışıklandırmış ve kimden taraf olduğunu daha en başında göstermişti. Kanada’da ilk defa homoseksüllerin haklarına sahip çıkan Justin Trudeau İngiliz derin devletinin ısrarla yaymaya çalıştığı Rumilik ve Homoseksülliği destekleyenlerin başında geliyor. Aynı ekipten olan diğer kişiler şunlar: Asif Lahore, Arya Alaga, Khakan Qureshi, Peter Tatchell, Matt Ogston, Ed Husain, Maajid Nawaz, Usama Hasan, Sayeeda Warsi, Faisal Abbas, Ziya Meral, Iyad El-Bagdadi, Omar Ashaour, Mo Ansar, Sam Harris, CJ Werleman, Hamza Yusuf, Timothy Winter, Anno Bunnik, Dimitris Bibicos, Sarah Maple, Majid Rafizadeh, David Lepeska, Sunny Handal, Yalda Hakim, Haras Rafiq, Nervana Mahmoud, Rula Jebreal, Shiraz Maher, Claire Berlinski, Brooklyh Middleton. Bu kişiler dünya çağında örgütlenmiş durumdalar, hep birlikte İngiliz derin devletine hizmet edip dünya çapında Darwinizmi, Rumiliği ve homoseksüelliği yayıyorlar. İngiltere’deki Chatham House ve Quilliam Vakfı ile birlikte hareket ediyorlar. Amaçları Müslüman görünümündeki kişileri kullanıp bu sapkınlıkları kendi kafalarınca İslam’a sokmak, İslam’ı içten çökertmeye çalışıyorlar. Bütün bu sapkınlıkları dünyaya “insan hakları, demokrasi, LBGTİ hakları” diyerek yaymaya ve makul göstermeye çalışıyorlar. Kanada başbakanının da yaptığı bu. Kanada’nın tarihine geçecek bu sapkın hareketin baş aktörü Justin Trudeau’nun homoseksüellerin bayrağını parlamento binasına çekme felaketini bu linkten seyredebilirsiniz: İslam’a göre homoseksüellik, Kuran’da ve hadislerde “iğrenç bir çirkinlik olarak” bildirilen haram olan bir davranıştır. Allah “bir iğrençlik” olan homoseksüelliği uygulayan ve tüm uyarılara rağmen bundan vazgeçmeyen kavimlere, tüm insanlığa ibret olacak bir son hazırlamıştır. Lut kavminin, Pompei halkının sonları ibret vericidir. Buna karşı insanların bilgilendirilmesi, eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi şarttır.”Siz gerçekten, kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Hayır, siz (yaptığı şeyi) bilmeyen bir kavimsiniz.” Biz de, onu ve ailesini kurtardık, yalnızca karısı hariç; onu geride (azap içinde kalanlar arasında) takdir ettik. (Neml Suresi, 55-57) Türk devleti Türkiye’yi parçalamaya çalışan, dünyaya Darwinizmi, Rumiliği ve homoseksüelliği yaymaya çalışan İngiliz derin devletine ve onun yandaşlarına asla geçit vermemelidir. Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/ Bu kişiler hep birlikte çalışarak insanlara sapkınlığı “demokrasi” adı altında makul göstermeye

Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun utanç verici LBGTİ hareketi!

Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun utanç verici LBGTİ hareketi!

Eşcinsellik fıtrata tamamen ters bir sapkınlıktır. Allah tarafından kesinlikle yasaklanmıştır.


Kanada başbakanı Justin Trudeau geçtiğimiz gün “Kanada olarak LBGTİözgürlükleri en büyük önem sıramızda” diyerek parlamento binasına LBGTİ bayrağı astırdı! Böylece Kanada tarihine geçecek son derece utanç verici bir eylem gerçekleştirilmiş oldu. Hatırlarsanız Obama’da başkan olduktan sonra Beyaz Saray’ı gökkuşağı renklerinde ışıklandırmış ve kimden taraf olduğunu daha en başında göstermişti.

Kanada’da ilk defa homoseksüllerin haklarına sahip çıkan Justin Trudeau İngiliz derin devletinin ısrarla yaymaya çalıştığı Rumilik ve Homoseksülliği destekleyenlerin başında geliyor. Aynı ekipten olan diğer kişiler şunlar: Asif Lahore, Arya Alaga, Khakan Qureshi, Peter Tatchell, Matt Ogston, Ed Husain, Maajid Nawaz, Usama Hasan, Sayeeda Warsi, Faisal Abbas, Ziya Meral, Iyad El-Bagdadi, Omar Ashaour, Mo Ansar, Sam Harris, CJ Werleman, Hamza Yusuf, Timothy Winter, Anno Bunnik, Dimitris Bibicos, Sarah Maple, Majid Rafizadeh, David Lepeska, Sunny Handal, Yalda Hakim, Haras Rafiq, Nervana Mahmoud, Rula Jebreal, Shiraz Maher, Claire Berlinski, Brooklyh Middleton.

Bu kişiler dünya çağında örgütlenmiş durumdalar, hep birlikte İngiliz derin devletine hizmet edip dünya çapında Darwinizmi, Rumiliği ve homoseksüelliği yayıyorlar. İngiltere’deki Chatham House ve Quilliam Vakfı ile birlikte hareket ediyorlar. Amaçları Müslüman görünümündeki kişileri kullanıp bu sapkınlıkları kendi kafalarınca İslam’a sokmak, İslam’ı içten çökertmeye çalışıyorlar. Bütün bu sapkınlıkları dünyaya “insan hakları, demokrasi, LBGTİ hakları” diyerek yaymaya ve makul göstermeye çalışıyorlar. Kanada başbakanının da yaptığı bu. Kanada’nın tarihine geçecek bu sapkın hareketin baş aktörü Justin Trudeau’nun homoseksüellerin bayrağını parlamento binasına çekme felaketini bu linkten seyredebilirsiniz:

İslam’a göre homoseksüellik, Kuran’da ve hadislerde “iğrenç bir çirkinlik olarak” bildirilen haram olan bir davranıştır. Allah “bir iğrençlik” olan homoseksüelliği uygulayan ve tüm uyarılara rağmen bundan vazgeçmeyen kavimlere, tüm insanlığa ibret olacak bir son hazırlamıştır. Lut kavminin, Pompei halkının sonları ibret vericidir. Buna karşı insanların bilgilendirilmesi, eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi şarttır.“Siz gerçekten, kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Hayır, siz (yaptığı şeyi) bilmeyen bir kavimsiniz.” Biz de, onu ve ailesini kurtardık, yalnızca karısı hariç; onu geride (azap içinde kalanlar arasında) takdir ettik. (Neml Suresi, 55-57)

Türk devleti Türkiye’yi parçalamaya çalışan, dünyaya Darwinizmi, Rumiliği ve homoseksüelliği yaymaya çalışan İngiliz derin devletine ve onun yandaşlarına asla geçit vermemelidir.

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Bu kişiler hep birlikte çalışarak insanlara sapkınlığı “demokrasi” adı altında makul göstermeye

İngiliz derin devleti “Müslümanlar teröristtir, hepsini yok edelim” stratejisini geliştiriyor…

İngiliz derin devleti “Müslümanlar teröristtir, hepsini yok edelim” stratejisini geliştiriyor…

İngiliz derin devleti “Müslümanlar teröristtir, hepsini yok edelim” stratejisini geliştiriyor...

Güneydoğu’da Kürt Devleti kurulması projesi İngiliz derin devletinin projesidir.


İngiliz derin devleti Müslümanları IŞİD’leştirmek, El Kaide’leştirmek ve dünyada bir terör bloku haline getirip“Müslümanlar da teröristtir, bütün teröristler birdir, hepsi bütündür, hepsini birden yok edelim” mantığı ile hareket etme stratejisi geliştirdiler. Yani Müslüman eşittir terörist algısı üzerinde çalışıyorlar. Bu çok büyük bir tehlike.

Teröristin dini yoktur. Terör eylemi yapan bir kişi zaten Müslüman olamaz. Kuran’a göre tek bir insanı haksız yere öldüren tüm dünyayı öldürmüş gibi olur. Bu yüzden üzerinde bomba patlatan ve yüzlerce kişinin ölümüne neden olan bir terörist Müslüman değildir. Yaptığı bu eylemin karşılığı Kuran’a göre çok büyüktür:

Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur.Kim de onu (öldürülmesine engel olarak) diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur. Andolsun, elçilerimiz onlara apaçık belgelerle gelmişlerdir. Sonra bunun ardından onlardan birçoğu yeryüzünde ölçüyü taşıranlardır. (Maide Suresi, 32)

İngiliz derin devleti Müslümanları yok etmek için şu anda PKK’yı da kullanıyor, PKK’yı durmadan silahla besliyor. Yurt dışından sürekli ülkemize gelen İngiliz ajanları Güneydoğu’daki PKK’nın içine sızıp Türkiye’nin paramparça edilmesi için gizliden gizliye faaliyet gösteriyorlar. Ve bu yaptıklarının da fark edilmediği kanaatindeler.

Müslümanların çoğu kendilerini inim inim inleten, ezen, mahveden sistemin, perde arkasındaki asıl unsurun İngiliz derin devleti olduğunu bilmiyor. Hayret edilecek şekilde bilmiyorlar. Hiç alakası olmayan hedeflere yöneliyorlar. Bu yüzden bu ciddi tehlikeye karşı tüm Müslümanları uyarmak gerek.

Bakın İngiliz derin devleti tam 200 yıldır Müslümanları yok etmeye, Müslümansız bir Ortadoğu inşa etmeye çalışıyor. Türk, Kürt, Arap, tüm Müslümanlar birlik olursa, 200 dakikada oyunları çöker.

Kaynak: http://abdningoremedigipkk.blogspot.com.tr/, A9 TV

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Mevlana’nın Barada nehri şiirindeki gizli şifreler…

Mevlana’nın Barada nehri şiirindeki gizli şifreler…

Mevlana’nın Barada nehri şiirindeki gizli şifreler...

Mevlana’nın en yakınlarından olan Baycu Noyan, Hülagu’nun ordusunda on binlerce Müslümanı şehit eden bir katildi.


Mevlana’nın öğretisi olan Mesnevi’de nasıl Kuran’a mualif sözler yer aldığını, Mesnevi’nin haşa Kuran’dan üstün tutulduğunu, Mesnevi’de kadınların nasıl aşağılandığını anlatmaya başaldık. Bundan sonraki yazılarımda bu konuya daha da detaylı yer vereceğim. Mesnevilik İngiliz derin devleti tarafından İslam’ın yerine konmak için hazırlanmış. Bu oyunun herkes tarafından çok iyi fark edilmesi gerek.

Mevlana’nın bildiğiniz gibi şiirleri de meşhur.  Barada denilen bir ırmak adına yazılan bir şiiri var. Barada, Müslüman kanını temsil eden bir nehirdir, yani oluk oluk Müslüman kanı akmıştır. Kıpkızıl aktı günlerce. Mevlana o dönemde şiir yazıyor Barada diye. Ve tamamen böyle karanlık dünyanın insanlarına hitap edecek tarzda her türlü bilgiyi içinde barındıran bir şiir bu şiir. Yani bir berraklık yok, bir Müslüman berraklığı, bir iman berraklığı, iman ferahlığı göremiyoruz. “Mevlana” derken sembolik anlamda diyoruz belki başka birisi yazmıştır. O devirde belki Hülagu’nun adamlarından birisi yazdı. Çünkü deccaliyet karanlık bir sistemdir. O devrin deccalı Hülagu’dür.

Hülagu deyince millet böyle küt bomboş bir adam zannediyor ama öyle değil, adamın çok şeytani karanlık bir felsefesi var. Bak o kadar alimin içerisinden gidip Mevlana’yı buluyor. Ki binlerce, on binlerce alim var, her yer alim kaynıyor. Semerkand’ın alimleri ünlü her yerin alimleri ünlü. Türki devletler o zamanlar alimlerle doluydu, oralarda geziyorlardı o bölgelerde. Dervişler, çeşitli dervişler bir çeşit derviş değil. Hiçbirine itibar etmedi ama Mevlana’ya itibar etti. Çünkü o aradığı dünyayı onun içinde buluyordu. Bir tek o mu? Mesela Pir Sultan Abdal’dan da alırlar. Pir Sultan Abdal mı yazdı başkası mı yazdı bilmiyoruz. Ama oradan da alıntılar alırlar, Allah’ı inkar için, dini inkar için ama Pir Sultan Abdal adını kor yani başlık atar. Biz de nasıl mesela Namık Kemal’in bir şiirini atarlar ortaya ona ait değildir anonim bir şiirdir, onun gibi şiirler vardır ortalarda gezen onları kullanırlar.

Bakın Barada şiirinde şöyle deniyor:  “hareketlerini ruhumdan yaptığımda içinde bir nehrin sevincin aktığını hissedersin.” Oluk oluk kan akmış bu nehirde ne sevinci yani nerenin sevinci? “Hareketlerin bir başka yerden geldiğinde bu his ortadan kalkar.” Nereden ne geliyor neyi anlatıyorsun sen? “Başkalarının seni yönlendirmesine izin verme.” Kim yönlendirecek? Hülagu. Kim yönlendirecek? Hülagu’nun katilleri. Niye Müslümanların yönlendirmesinden rahatsız oluyorsun? O devirde Müslümanların lideri var. “Başkalarının seni yönlendirmesine izin verme.” Asi olmalarını istiyor, asi ve ters hareket eden ama ona sadık olacak. Bak “kör olabilirler” seni göremiyor olabilirler diyor “ya da daha kötüsü akbaba olabilirler.” Benzettiği şeye bak. Halbuki asıl akbaba Hülagu’dur. Çünkü insan ölüsüne meraklı o. “Allah’ın ipine sarıl” daha önce de söylemiştim. Tamam diyoruz ne güzel konuştun sen, Allah’ın ipine Kuran’a sarılalım. “A be” diyor işte hakaretlere başlıyor şu şu şu saydırıyor. “Kuran nedir?” diyor “Mesnevi’dir Kuran”diyor. “Kuran’dan kasıt nedir?” diyor “Mesnevi’dir” diyor “Kuran’ın ta kendisidir Mesnevi” diyor “gerçek Kuran’dır” diyor. “O Kuran, öbürü aracıyla yazıldı” diyor. “Ben onu doğrudan Allah’tan vahiyle aldım” diyor. Yani Mesnevi’yi haşa Kuran’dan üstün tutuyor!

Özetle, böyle karanlık dünyanın, karanlık insanların içerisinden seçilir Deccalın ordusu. Mesela adam gidiyor Mevlana’yı buluyor, Mevlana gidip azılı deccalları buluyor. Niye gidip mazlum Müslümanların liderini bulmuyorsun? Niye mazlum Müslümanları bir araya getirmiyorsun? Milyonlarca Müslümanı katleden bir deccalı gidip kendine mürşit ediniyorsun. Ve onu seviyor, ona dostluk gösteriyor, onu koruyup-kolluyor. Neyini kolluyorsun onun?

Kaynak: http://bilinmeyenmevlana.com/, A9 TV

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/