Milyonlarca insan sadece beyninin içinde yaşadığının farkında değil…

Milyonlarca insan sadece beyninin içinde yaşadığının farkında değil…

İnsanın var zannettiği malı, mülkü, evi, ailesi, hatta bedeni görüntü olarak beyinde yaratılır. Allah’ın sanatıdır bu…


Bu gerçekten de çok büyük bir sır ve bu sırrı çok az insan biliyor. İnsanlar sadecebeyinlerinin içinde yaratılan görüntülerle muhattaplar. Yani sadece beyinlerinin içinde oluşan görüntüleri izliyorlar. Dış dünya ile bağlantıları yok. Dışarıda madde var zannediyorlar. Dokundukları için, kokladıkları için, gördükleri için, duydukları için ve dışarıda gerçekten de capcanlı rengarenk bir dünya seyrettikleri için gördükleri görüntünün varlığından çok eminler. Halbuki gerçek hiç de öyle değil…

Dışarıda renk, ışık, ses yok. Beynin içinde, gözü olmayan ruh rengârenk dünya görüyor.Gözlerimiz sadece elektrik sinyallerini beynimize iletiyor. Beynin içinde karanlık bir yerde apaydınlık görüntüler oluşuyor. İşte bütün bu görüntüleri ruh algılıyor.

Dış dünya ve zaman ile ilgili algılarımız beynin ürettiği değil; beyne Allah tarafından verilen bilgidir. Beynin bir şey üretecek hali yok, lop ettir beyin. Beyne Allah tarafından ilka edilen, verilen bilgidir.Sürekli akıtılan bir bilgidir, an an. Kaderde verilen bilgiyi beyin okumuş oluyor.

Madde var. Ama insanların anladığı anlamda mutlak varlık değildir, gölge varlıktır. Biz o gölge varlığın hayalini görürüz. Mutlak varlık bir tek Allah’tır.

Sıhhatli bir beyinle, makul bir kafayla düşündüğümüzde hem metafizik bir ortamda olduğumuzu anlıyoruz, hem muazzam bir aklın ama çok çok muazzam bir aklın yani yüce Allah’ın her yeri kapladığını görüyoruz, her yere hakim olduğunu görüyoruz.

3 boyutlu derinlikten dolayı eşyaları uzakta zannediyoruz. Cisimlerin aslı ile asla muhattap olamayız. Dışardaki madde saydam ve renksizdir. Dalgalar normalde sessiz ve kapkaranlıktır. Bütün bunları ses ve renk olarak yorumlayan beynimizdir. Bizler yalnızca beynimizdeki bu görüntüleri seyredebiliriz.

Bunların hepsi sebep: Ne göze ihtiyaç var görmek için, ne kulağa ihtiyaç var duymak için, ne tatmak için dile ihtiyaç var. Doğrudan Allah’ın yaratmasına ihtiyaç var. Allah nasıl yaratıyorsa o, o şekilde olmuş oluyor.

Gözün kör olduğunu görüyoruz. Görme merkezinin de kör olduğunu görüyoruz. Gören kim? Beyinde o elektrik akımını gören kim? İşte asıl ‘ben’ denilen varlık, insan denilen varlık o işte, asıl gören varlık o.

Gözler sadece kameradır. Klasik kamera, iki tane kameradır. Kameralar elektrik akımını nasıl alıp götürüyor video kayıt yapılacak yere? O da alıp götürüp beyinde ilgili görme merkezine görüntüyü bırakır. Elektrik olarak bırakır. Ondan sonra işi biter.

Burunda koku alma diye bir şey yoktur. Burun kesinlikle koku almaz. Beyin de koku almaz. Beyindeki ruh, o elektrik akımını koku olarak algılıyor.

HİÇBİR KULAK DUYMAZ. BÜTÜN KULAKLAR SAĞIRDIR. Ses dalgasını elektrik akımına çevirir, beyine götürür bırakır o kadar. Görevi biter ondan sonra. Orada kulağı olmadan duyan ruh var. Gerçek insan odur.

Serbest uzayda, dış uzayda zaman da yok. Zaman, beyinde meydana gelen bir anı diğer bir anla kıyaslamaktan kaynaklanan bir algı ve inanç biçimi, beyninde oluşuyor. Beynin bir ürünü zaman, bir inanç. Dışarıda zaman var zannediyorlar. Hâlbuki bir an vardır, an içinde olup bitmiş olaylar vardır. Allah’ın yaratması bu şekildedir. Ama insanlar zamana bağımlı yaratılmışlar.

Zaman algı biçimidir. Beyindeki inancın adına zaman deniyor. Zaman diye bir şey yok. Beyin, bir şeyi bir şeye kıyaslıyor. O kıyastan bir inanç meydana geliyor. Bu inanca biz zaman diyoruz.

Sonuç olarak beyindeki yaratılma olayını tam kavrayan insan bütün elektronik aletlerin beyinde yaratıldığını da rahatlıkla görecektir. HİÇ KİMSE MADDENİN ORİJİNALİNİ ŞİMDİYE KADAR GÖRMÜŞ DEĞİLDİR. HERKES BEYNİNİN İÇİNDE YAŞAR.

DÜNYA ÇOK KALİTELİ BİR RÜYADIR. KESKİN, ŞUURU AÇIK BİR RÜYA GÖRÜYORUZ.Dikkatlice bakarsanız anlarsınız; beyninizin içindeki bir görüntüyü seyrediyorsunuz. İnsanlar bu gerçeği bir türlü fark edemiyorlar, zaten fark etseler çok korkarlar.

Kaynak: http://darwinizminacmaziruh.blogspot.com.tr/, A9TV

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Reklamlar

Her insan beyninin içindeki 1 mm. küplük alanda yaşar…

Her insan beyninin içindeki 1 mm. küplük alanda yaşar…

Her insan beyninin içindeki 1 mm. küplük alanda yaşar…

İnsanlar beyinlerinin içinde oluşan görüntülere aldanıp materyalist bir hayat sürüyorlar.


Dışarıda gözlerimizle gördüğümüz bir dünya var, apaydınlık, renkli, capcanlı. Dokunuyoruz, kokluyoruz, hissediyoruz, görüyoruz ve duyuyoruz…  O kadar fazla detay var ki, her şey o kadar inandırıcı ki, o kadar gerçek ki, biz dışarıda bir dünya var zannediyoruz.

Oysa yaşadığımız olaylar, birlikte olduğumuz insanlar, binalar, giysiler, arabalar, sahip olduğumuz mevkiler, tuttuğumuz, dokunduğumuz, kokladığımız her şey yalnızca beynimizin içinde oluşan görüntülerden ibaret. Biz hiçbir zaman dış dünyanın aslıyla karşılaşmıyoruz. Dışarıda ses yok, renk yok, ışık yok. Ama buna rağmen beynimizin içinde algılarımız sayesinde apaydınlık ve renkli bir dünya yaratılıyor.

Dışarıda madde var, ancak biz bu maddenin aslını hiçbir zaman bilemeyiz. Bize verilen telkinle bunların, beynimizin dışındaki bir dünyada sabit olduklarını ve bizim bu nedenle bunların asıllarını gördüğümüzü, hissettiğimizi zannederiz. Oysa, biz hiçbir varlığın aslını asla göremeyiz ve bu varlıkların asıllarına asla dokunamayız. Kısacası hayatımız boyunca dışarıdaki maddeyle muhatap olduğumuzu sanırken, aslında her şeyin hayalini ve kopyalarını biliriz.

Aslında bu anlattığım çok büyük bir mucize. Bilim adamları da bu gerçeğin farkındalar. Maddenin aslında beynimizde yaratıldığını ve bizim sadece görüntülerle muhatap olduğumuzu anlayan, bu sırrı fark eden birkaç kişinin düşüncelerini paylaşmak istiyorum şimdi sizlerle.

“Kesin kanaatim madde gerçekten hayaldir. Fakat bu çok müthiş bir şey, hayatın rüya gibi olması, beni olağanüstü etkiledi. Fakat maddenin aslıyla muhatap oluyormuşuz gibi görünümü ve bana ait insanda uyandırdığı hisler o kadar inandırıcı ki çoğunlukla sanki gerçekmiş gibi yaşıyorum. Fakat bu konuyu bir an düşündüğümde maddenin hayal olduğunu, hemen açıkça hissediyorum. Fakat gerçekten çok inandırıcı. Halime gülüyorum. Bazen bir şeye kızıyorum, sesimi yükseltiyorum. Sonra beynimdeki görüntüye bağırdığımı hatırlayınca çok mahcup oluyorum. İnsanın ne kadar hayret verici bir yaratılışı var. Maddi olarak hissediyormuş zannı o kadar güçlü ki bilmeyen bir insanın aksini düşünmesi imkansız. Bazen boğaz manzarasını seyrediyorum. Karşıya geçmek ne kadar vaktimi alır diyorum. Çok uzak yerlere bakıyorum. Sonra düşünüyorum. En uzak sandığım yer yine benim içimde, beynimin içinde, yani görüntü olan beynimin içinde. İnsan olağanüstü bir varlık. Allah insanı o kadar muhteşem bir ilimle yaratmış ki nasıl tarif edeyim, ne söyleyeyim hangi izahla bunu anlatabilirim tam bilemiyorum.”

Maddenin hayal olması dünya tarihi içinde birçok kez açıklanmış. Fakat insanları maddenin aslını gördüklerine dair ikna edici algıların netliği karşısında biraz da fazla düşünmeye vakit ayırmadıklarından olsa gerek bu apaçık hakikati fark edememişlerdir. Fakat günümüzde bu kolay gerçeği çok rahat anlayabilecekleri imkânlara kavuşmuşlardır. Gözün genel yapısı, görüntüyü beyne götüren sinirler, beyindeki görme merkezi ve buna benzer ilmi detayların mikro düzeyde incelenmesi ve açıklanması bu konunun anlaşılmasını kolaylaştırmıştır. Ayrıca izafi fiziğin gelişmesi, üç boyutlu filmler, tv, video, vs. teknik imkânlar da bu konuda örnekleme yapma kolaylığı sağlamıştır. Benim kanaatime göre bu yüzyılda bu konu tüm bilim dünyasına hâkim olacaktır. Sizin de bildiğiniz gibi, kuantum fiziği zaten bağıra bağıra bu gerçeği anlatmaktadır. Tabi bazı insanlar bu büyük gerçek karşısında çocuk gibi ürküntüye kapılmazsa ve dünya sevgisinin mecburi kırılışının acısını bastırabilirse bu daha da kolay olacak umudundayım. Fakat böyle açık bir gerçekten kaçmak, başını kuma sokmak, anlamamazlıktan gelmek insan onuruna yakışacak bir tavır olmaz diye düşünüyorum.

Maddeyi tarifiniz beni çok etkiledi. Bu konu insan aklını aşıyor. Tam anlaşılacak birşey değil. Öyle garip ki mesela bu yazdığım mektup bir görüntü. Görüntü, görüntü ile görüşüyor ve konuşuyor. Aslında gerçekten çok şaşırtıcı bir durum. Bence bu konuyu okuyan herkes bu müthiş gerçeği fark ediyor…

Hayata bakış açınızı değiştirecek bu konuda daha fazla bilgi edinmek için aşağıdaki kaynaktan faydalanabilirsiniz.

Kaynak: http://maddehayalmigercekmi.blogspot.com/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Video sayfam: http://video.mynet.com/erkanarkut/videolari/liste

Hasan Taskiran bu blog’u önerdi.