Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez “İşid’e karşıyız” diyor ama…

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez “İşid’e karşıyız” diyor ama...

Diyanet İşleri tarafından basılan kitaplardaki uydurma hadisleri İşid uyguluyor, ilmen nasıl yol gösterilecek?


Diyanet İşleriBaşkanı liderlere mektup gönderiyor ve “İşid’in dini anlayışı yanlış” diyor ve bunun kendilerine anlatılmasını öneriyor. Din adına yapılan söylemlerin, eylemlerin dinle alakasının olmadığı İşid’e anlatılmalıymış. Peki nasıl yapılacak bu? Ondan bahsetmiyor.

Şimdi öncelikle şunu söylemek lazım. İşid ile silahla değil fikri mücadele yapılması gerektiğini Diyanet İşleri Başkanı’nın kabul etmesi ve tek çözümün bu olduğunu görmesi çok güzel.Çünkü hiçbir terör örgütünü silahla yenemeyeceğiniz gibi İşid’i de yenemezsiniz. Ancak sevgiyle, ilimle, irfanla, onların uyguladıkları İslam’ın Kuran’la bağdaşmadığının anlatılmasıyla olur bu. Terör terörle yenilmez.

Fakat ortada şöyle de çok önemli bir gerçek var. Diyanet İşleri Başkanı “İşid ile fikri mücadele yapılmalı” diyor ama bu nasıl yapılacak onu açıklamıyor. Çünkü bizim Diyanet İşlerimiz bu işi yapacaksa bütün Buhari’deki, Muslim’de, Tırmızi’deki, Kutüb-i Sitte’deki, İbn Mace’deki, Suneni Nesih’teki bütün uydurma rivayetleri tek tek ortaya çıkarması ve hepsini kaldırması gerekiyor. Ama bu uydurma hurafeleri açıkladığı ve kaldıdığı anda gelenekçilerin çok büyük bir kısmının büyük bir öfke ile üstüne saldıracakları çok açık. Bu yüzden Diyanet İşleri hiçbir zaman hurafeleri kaldırmaya yanaşmıyor.

“Taşlayarak kadın öldürme, namaz kılmayanın öldürülmesi, sakalını kesenin öldürülmesi, farklı mezhepten Müslümanların öldürülmesi” işte bunların hepsinin hurafe olduğunu ve Kuran’da olmadığını açıklaması gerekiyor Mehmet Görmez’in. “Taşlayarak kadın öldürme bir Pagan adetidir, İslam’da böyle vahşi bir uygulama yoktur” demesi gerekiyor.

Çünkü İşid zaten bizim Diyanet İşleri’nin bastırdığı kitaplardaki hurafeleri aynen, harfi harfine uyguluyor, en ufak bir taviz vermiyor!Kitapta “taşlayarak öldürün” diyor, İşid de adam doğruyor. “Namaz kılmayanı öldürün”, “sakalını keseni öldürün” diyor kitapta, İşid’de aynısını yapıyor.

Bakın sahih olduğu söylenen hadis kitaplarında nasıl ifadeler geçiyor:  “İçki içmede beşinci kez israr edeni öldürün” (Ebu Davut) 1643 nolu) “Kuran okudukları halde traş olanları öldürün.” deniyor. (4816 nolu) “Zina edenleri öldürün.” (Tırmızi,1623 nolu) “Evliyken zina edenleri taşlayarak, recm ederek öldürün. (Buhari, 1111) “Dinden dönenleri öldürün.” (Muvatta 1585) “İslam’ı terk eden hangi erkek olursa, onu tekrar İslam’a davet et. Dönmezse boynunu vur! “Namazı terk edenler öldürülebilir.” (Ebu Davud, 2117)

Pki bizim dinimizde zorlama var mı? Yok. Ayet var. Adam ister namazını kılar, ister kılmaz. İster iman eder, ister etmez, ister sakalını keser, ister kesmez. İsterse din değiştirir, kimse karışamaz. Ne diyor ayette:

Ve de ki: “Hak Rabbinizdendir; artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin… (Kefh Suresi, 29)

Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. (Bakara Suresi, 256)

Diyanet İşleri Başkanı çıkıp cesurca bu hadisler uydurma diyebilir mi? Diyemiyor işte. İşid ideolojisini hep bu uydurma hadislerden alıyor, El-Kaide ve Taliban’da öyle. Gördüğünüz gibi dinden döneni İşid aynı inandığı hadiste söylendiği gibi boynunu vuruyor. “Bu küfre düştü” diyor ve karşısındakini kesiyor! Bizim Diyanet İşleri bütün bu uydurma hadislerin Kuran’da olmadığını gümbür gümbür açıklamalı. Yoksa İşid ile nasıl ilmi mücadele yapılacak? Uydurma hadislere göre bambaşka bir din yaşanıyor ama böyle bir din Kuran’da yok!

Eğer hurafeleri kaldırılmazsa o zaman İşid ile mücadele yapılamaz. Eğer Diyanet İşleri Başkanı bunu yapamıyorsa ancak Mehdiyet’in yapacağını açıklamalı. Diyanet İşleri Başkanı “Biz gençlere yetişemedik, İslam’ı anlatamadık, onlara uygun bir dil geliştiremedik” diyor. Peki tamam da Diyanet İşleri Mehdiyet’e de tamamen karşı. Peki bu hurafeleri kim kaldırıp dini İslam’a ve tertemiz Kuran’a döndürecek? Ayrıca bütün Ortadoğu’daki İslam ülkeleri Mehdi’yi bekliyor, Museviler de öyle. Batı da büyük bir şevkle İsa Mesih’i bekliyor. Sonuçta dinde hurafeleri temizleyecek kişinin, mezhepleri kaldıracak kişinin Mehdi olduğu çok açık. Ama Diyanet İşleri Başkanı bu gerçeği görmezden geldiği gibi “İslam’da Mehdi inancı yoktur” diye de açıklama yapıyor.

… Hz. Mehdi, dini peygamberin zamanında olduğu gibi aynen uygulayacak. Yeryüzünde mezhepleri kaldıracak. Halis hakiki dinden başka mezhep kalmayacak.(Muhammed B. Resul El Hüseyin El Berzenci, Kıyamet Alametleri, s. 186-187)

Mehdi kaldırmadık bidat bırakmayacaktır. Ahir zamanda aynı Peygamber (sav) gibi dinin icablarını yerine getirecektir.” (Kıyamet Alametleri, sf. 163)

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Reklamlar

Armagedon’un kilit katilleri Öcalan ve PKK…

Armagedon’un kilit katilleri Öcalan ve PKK…

Derin dünya devletinin Türkiye’nin İslam alemi ile arasına PKK seti oluşturma planı adım adım ilerliyor.


Bakın Öcalan bir konuşmasında ne diyor: “İslam’ın unutur, inkar edilir kıldığı bu halk (Kürtler) tüm tarikatçı yapılanmalara karşıArmagedon’da ağırlıklı olarak Hristiyanların ve Musevilerin yanında yer alacaktır!”

İşte bu açıklamaPKK’nın ve PYD ile diğer uzantılarının Ortadoğu’da ve Türkiye’de Müslüman aleminin başına nasıl bela olacağını, derin devletlerin çıkarmak istediği Armagedon’da katil olarak yer alacaklarınıçok açıkça gösteriyor. Zaten şu anda da bu görevlerini yerine getiriyorlar. Amerikan derin devleti Müslümanları yok etmek için her fırsatta PKK’yı ve PYD’yi silahla besliyor. Suriye’de YPG’nin Işid’den dolayı bir türlü ele geçiremediği bölgeyi şimdi Amerika Türkiye’yi de savaşa sokarak bu teröristlere devretmeye hazırlanıyor. Böylece bölgede hakimiyet kurup Müslümanları daha rahat katledebilecekler.

İslam aleminin bu ciddi PKK tehlikesine karşı uyanması ve birlik olması gerekiyor.Öcalan’ın başkanlığında savaşan bu kiralık katiller Öcalan’ın dediği gibi Armagedon Savaşı’nda önlerine geleni öldürecekler. Zaten şu anda da Müslümanların koordinatlarını Amerika’ya bildirip onları havadan vurduruyorlar. Aynı kalleş savaşa bir de Türkiye’nin dahil olmasını istiyorlar. Amerikan derin devleti de Fransa’da Suriye’de İşid’i değil sivil halkı vuruyor. Böylece Müslümanları aşama aşama yok etme planı kendi kafalarınca tıkır tıkır işliyor.

Öcalan’ın bu ifadeleri ve Müslümanlara olan düşmanlığı Türkiye’de kendisini temize çıkarmaya çalışan “O da bizim ailemizden biri” diyerek Türk halkını uyutmaya çalışan Abdurrahman Dilipak’a kapak olsun. Bakın ne diyor Dilipak konuşmasında: “ Abdullah Öcalan aslında bebek katili filan diye yazılıp çiziliyor ama yabancı birisi değil, aileden biri. Aslında üniversite yıllarında namaza filan da giderdi. ” Bu linkten Dilipak’ın konuşmasını izleyebilir nasıl Öcalan’ı temize çıkarmaya çalıştığını hayretle görebilirsiniz:

Amerikan derin devletinin Armagedon’da Müslümanların katili olarak seçtiği Abdullah Öcalan bizim ailemizden biri değil, tam 40.000 şehidimizin katilidir. Abdurrahman Dilipak’ın ailesinden olabilir. Ama bizim ailemizden biri değil. Öcalan tüm Müslümanları katletmekten bahsederken Dilipak onun namaz kıldığını söyleyerek bu katili Türk milletine dindar biri gibi göstermeye çalışıyor.

Türk milleti akil adamlarla, çözüm süreciyle, “PKK silah bırakacak” masallarıyla uyutulacak bir millet değildir. Amerikan derin devleti ve PKK da hiçbir zaman Müslümanları katledemeyecek ve amacına ulaşamayacaktır. Deccal’in 40. yıllık ömrü artık sona ermiştir, şimdi artık tamamen defedilme ve yok edilme vaktidir.

Kaynak: http://komunistkudristantehlikesi.blogspot.com/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Ortadoğu’daki savaşlar yine Amerikan Silah şirketlerine yaradı..

.

Ortadoğu’daki savaşlar yine Amerikan Silah şirketlerine yaradı...

2010 yılından bu yana Amerikan silah şirketlerinin değeri %222 arttı!


Ortadoğu’da bitip tükenmek bilmediği gibi, bir ülkeden diğerine sıçrayan savaşlarAmerikan silah şirketlerinin değerini % 222 arttırdı.

ABD Savunma sanayisinin önde gelen firmalarının New York Borsası’nda işlem gören hisseleri, Arap Baharı’nın başladığıAralık 2010’dan bu yana sırasıyla yüzde 222 ve yüzde 230’a yakın değer kazandı.

Prof. Mahir Kaynak, bir olayı anlamak için;“Bundan kimin yararı var, kimin zararı var?” sorusunu sorar ve der ki, “Olay kimin işine yarıyorsa, fail de oldur!”

Evet, gerçekten de çok doğru. 11 Eylülsaldırısı kimin işine yaradı? Tabii ki Amerika’nın ve küresel güçlerin. Bu Amerikan derin devleti tarafından çok iyi kurgulanmış saldırı sayesinde Amerika hem Afganistan’a, hem Irak’a saldırdı ve bu ülkeleri kırıp geçirdi. Milyonlarca Müslüman şehit edilirken bir yandan silah tüccarlarının cebine dolarlar akıyordu. 11 Eylül’ün arka planını bu linkten seyredebilirsiniz:

Yine Fransa’da yaşanan son terör saldırısını ele alalım. Bu saldırıdan kim kazançlı çıktı? Tabii ki hem Fransa, hem Amerika, hem de diğer Avrupa devletleri. Amerika bu yolla Fransa’yı Suriye’ye karşı kendi safhına çekti. Fransa 200 kişiye karşılık milyonlarca Müslümanı katletmeye başladı. Havadan bombalanan Suriye’de şimdi kadın, yaşlı, çocuk demeden Müslüman kıyımı yapılıyor. Bu arada tabii her zaman olduğu gibi silah şirketlerinin cebine de dolarlar akmaya başladı. Ayrıca hem Fransa hem diğer Avrupa ülkeleri terör bahanesiyle milyonlarca mülteciyi sınırlarından sokmama kararı aldı.

Bütün bunlar yaşanırken İslam coğrafyasında Müslümanlar derin devletlerin oyununa gelip birbirlerini kırıp geçiriyor. Amerikan silah şirketleri bu birbirlerine karşı olan Müslüman grupları silahla sürekli besliyor. Yine Amerikan derin devleti hem YPG’yi, hem PKK’yı da silahla besliyor. Ve tüm dünyada beslenen, sürekli körüklenen savaşların sonucunda Amerika 2015 yılındaki 2015 yılındaki 45 milyar $ ‘lık silah satışı ile rekor kırıyor!

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Ne Türkiye ne Rusya oyuna gelmesin…

Ne Türkiye ne Rusya oyuna gelmesin…

Savaşları körüklemek değil yatıştırmak en akılcı yaklaşımdır.


Evet, düşürülen Rus uçağı Nato tarihinde bir ilk… Türkiye’nin sınır ihlalinde bulunan Rus uçağını düşürmesi son derece normal, çünkü hava sahası ihlaline karşılık verilmesi uluslararası kanunların gereği. Bu kanuna tüm ülkeler uymakla yükümlü. Şimdi Türkiye bu noktada şu soruyu sormalı: Eğer Türk uçakları Rusya’nın hava sahasına girse Rusya bu uçakları vurmayacak mıydı? Tabii ki seyretmeyeceklerdi. Ve haklı konumda olacaklardı.

Bu noktada Türkiye de haklı konumda. Rusya’nın ülkelerin milli gururuna saygı göstermesi ve sert tavrını bırakması gerek. Bunu onlara gösteren ülke Türkiye oldu.

Fakat şu da bir gerçek ki dünyada 3. Dünya savaşı Armagedon’u çıkarmaya çok hevesli birDeccal ekibi var. Bunlar oturdukları yerden şeytani planlar yapıp hangi ülkeyi hangi ülkeyle savaştıracaklarını planlıyorlar. Bu yüzden ne Erdoğan ne de Putin oyuna gelmemeli.

Türkiye’de de bazı kesimler hemen hiddetlenip savaş çığlıkları atmaya başlıyorlar. Oysa Rusya ile savaş hem Rusya için hem de Türkiye için çok büyük bir felaket olur. Bırakın savaşı, aradaki ticari ilişkilerin, gaz alışverişinin ve turizmin durması bile çift taraflı deprem etkisi oluşturur.Bu yüzden Türkiye’nin alacağı zararı önceden görüp kavgayı ve şiddeti hemen yatıştırmak gerek.

Türkiye hiçbir zaman şiddet yanlısı olmamıştır. Suriye’den kaçan milyonlarca mülteciye, Türkmen kardeşlerimize ve Kobani’den kaçan Kürt kardeşlerimize hep yardım elini uzatan Türkiye olmuştur. Dolayısıyla Türkiye’nin yine barıştan ve sevgiden yana, uzlaşmadan yana tavrını koyması hayati önem taşımaktadır. Türkiye her zaman itidalli tavrını korumalıdır.

Bu arada sinsi Deccal ekibinin planlarını da iyi teşhis etmek gerek. Önce Türkiye’yi İşid ile savaştırıp PKK’nın ekmeğine yağ sürdürmek istiyorlar. Güya Suriye’de İşid’in hâkim olduğu alanı Türkiye’ye temizletip sonra orayı PKK-YPG’ye teslime edecekler. Böylece Türkiye’nin Güneydoğusunda Komünist Kürdistan’ı kuracaklar. Bu arada fırsattan istifade PKK Türkiye’yi bölünce Türkiye’den aldıkları toprak parçasını da Suriye’deki bölge ile birleştirecekler.Türkiye hem İşid ile hem PKK’ile savaşamayacak, buna gücü yetmeyecek.

Bütün bu planların yanında şimdi de Rusya- Türkiye savaşını körüklüyorlar. İşid olmazsa, Rusya, Rusya olmazsa kimbilir hangi ülke ile aramıza fitne sokacaklar.

Bu sinsi ve karanlık planlara karşı Türkiye’nin yapacağı en akılcı adım hem İran’la, hem Pakistan ve Rusya’yla ilişkileri çok güçlendirmektir. Rusya’da aynı akılcı tavrı göstermelidir. Bölgede Türkiye’yi yanına almak Rusya’nın daima lehinedir.

Dolayısıyla olacakları önceden herkes görsün, kimse nefret politikası yapmasın, kimse savaşı körüklemesin. Dehşet politikası bir üçüncü dünya savaşının çıkmasına ve milyonlarca insanın katledileceği bir belaya dönüşebilir. Bu savaşta ne Rusya kalır, ne de Amerika. Bu yüzden ne Türkiye ne de Rusya oyuna gelmesin. Türkiye daima olgun, sakinleştirici ve yatıştırıcı tavrı ile savaşların önünü kessin.

Kaynak: http://abdningoremedigipkk.blogspot.com.tr/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Barajları, yolları yapıyorsunuz da, PKK bölgeye el koyunca ne olacak?

Barajları, yolları yapıyorsunuz da, PKK bölgeye el koyunca ne olacak?

Türkiye çok ciddi bölünme tehlikesi altında, Güneydoğu’da bazı bölgelere girilemiyor.


Hükümet barajlar yapıyor, yollar yapıyor, köprüler kuruyor, yeni havaalanları açıyor. Tamam, bütün bunları yapmak güzel hoş da, PKK tehlikesine karşı asıl hükümet ne yapıyor bu çok önemli.

Çünkü istediğiniz kadar baraj yapın, yol yapın, köprü yapın, Komünist rejim geldiğinde bu rejim sizin yaptığınız bütün barajları ele geçirir, havaalanlarınıza kendi askeri uçaklarını yerleştirir, köprülerinizi havaya uçurur, bütün maden kaynaklarınızı ele geçirir.Sonra da Komünist rejimin ağır baskısı altında ezilen tüm vatandaşlarınızı yeni köprülerin, yeni barajların inşasında köle gibi çalıştırır. Tıpkı diğer Komünist rejimlerde olduğu gibi halk tam anlamıyla hükümetin esiri haline getirilir. Aşağıda verdiğim kaynaktan Komünist rejime mahkûm olan insanların çektiği korkunç zulmü okuyabilirsiniz. Bu Allah’sız Komünist liderler nasıl insanları acımadan insanlıktan çıkarıyorlar görebilirsiniz.

Bu yüzden konu şu anda yol yapmak, köprü yapmak değil. Burada önemli olan PKK’yı her şeyden önce ülkemizden kovmak ve Kandil’i dümdüz etmek. Kandil’in nasıl dümdüz edileceğini buradan seyredebilirsiniz:

https://www.youtube.com/watch?v=tpJPmz2eCU8&feature=youtu.be

Sen kurmuşsun köprüleri, barajları ama Komünist rejim gelip hepsine konmuş ne fayda? Türkiye 20 parçaya bölünmüş, Güneydoğu’yu kaybetmiş, şerefi, onuru iki paralık olmuş ne fayda? Bu yüzden hükümet önce Güneydoğu’ya 3-4 milyon askeri yığsın, Kandil’i dümdüz etsin, PKK’yı kovsun, tehlikeyi bitirsin, sonra ülkeyi istediği gibi kalkındırsın. Ele geçirilecek bir ülkeyi kalkındırmanın hiç bir mantığı olmadığı açıktır. Türk milletinin öncelikli istediği PKK’nın ülkemizden bir an önce defedilmesidir.

Tayyip Erdoğan, Biz yol, köprü, baraj istemiyoruz, Güneydoğu’yu böldürme yeter!” isimli yazımı bu linkten okuyabilirsiniz:

http://blog.milliyet.com.tr/tayyip-erdogan–biz-yol–kopru–baraj-istemiyoruz–guneydogu-yu-boldurme-yeter-/Blog/?BlogNo=455252

Kaynak: http://komunizmingercektarihii.blogspot.com/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Bu ülkede arkadan vuran PKK’yı ve Öcalan’ı kim affetme cesareti gösterebilir?

Bu ülkede arkadan vuran PKK’yı ve Öcalan’ı kim affetme cesareti gösterebilir?

Türk milleti asla topraklarının bölünmesine ve Öcalan’ın serbest kalmasına müsade etmeyecektir!


Şimdi soruyorum size, Pislik, Kahpe ve KalleşPKK’yı bu ülkede kim hangi cüretle, hangi cesaretle affedebilir? Kim hangi hakla, hangi yetkiyle genel afçıkarabilir?
Bu kadar kolay mı bu ülkede tam 40.000 askerişehit etmek? Bu kadar kolay mı tam 40.000 şehidimizi gencecik yaşında toprağa gönderen bu azılı katilleri affetmek? Ayrıca kim bu hakkı kendinde görüyor? Bu ülkenin cumhurbaşkanı mı, başbakanı mı, devlet yetkilileri mi?
Siz sordunuz mu bakalım bu 40.000 şehidimizin ailelerine? Bir tek onların PKK’yı ve Öcalan’ı affetme yetkileri olabilir. Sordunuz mu bakalım onlar affediyor mu bu azılı katilleri? Şehit aileleri he gün ama her gün evlatlarının mezarlarında ağlıyorlar, gözyaşları döküyorlar. Tam 40.000 şehidimiz bu eli kanlı katiller ellerini kollarını sallayarak dışarıda dolaşsınlar diye mi şehit oldular? Onlar bu vatanı böldürmemek uğruna canlarını siper ettiler. Şimdi bu devlet bunun karşılığında çözüm süreci altında PKK’ya ve Öcalan’a genel af mı çıkaracak? Bu azılı katilleri teröristlikten normal vatandaşlığa mı alacak!!
Kimse bize PKK’yı ve Öcalan’ı masum göstermeye çalışmasın. Bakın PKK’nın ve tereörist başı Öcalan’ın katliamlarına:
-22 Ocak 1987 Ortabağ köyü katliamı
– 23 Ocak 1987 Gündükörte mezrası katliamı
– 22 Şubat 1987 Taşdelen köyü katliamı
– 7 Mart 1987 Açıkyol köyü katliamı
– 12 Nisan 1987 Kavuncu köyü katliamı
– 12 Nisan 1987 Pınarcık köyü katliamı
– 8 Temmuz 1987 Anıklı köyü katliamı
– 8 Temmuz 1987 Peçenek köyü katliamı
– 9 Temmuz 1987 Kermen mezrası katliamı
– 21 Temmuz 1987 Akdemir mezrası katliamı
– 9 Ağustos 1987 Çıralı köyü katliamı
– 18 Ağustos 1987 Milan mezrası katliamı
– 20 Ağustos 1987 Dargeçit katliamı
– 3 Eylül 1987 Tekkuyu köyü katliamı
– 17 Eylül 1987 Karageçit köyü katliamı
Şimdi bu katliamlara bakarak bu ülkede kim hangi vicdanla PKK’yı ve Öcalan’ı affedebilir siz söyleyin. Pislik Kahpe Kalleş örgüt Türkiye’de Komünist bir Kürdistan kurmadıkça asla rahatlamayacaktır. Türk milletinin vicdanı topraklarımızın bölünmesi üzerine kurulu bir çözüm sürecini, PKK’nın ve Öcalan’ın genel af ile affedilmesini asla kabul etmeyecektir. Bu ülkeyi bölmek isteyenler kendi tuzaklarında boğulsunlar. Mehmetçiğin kanlarıyla sulanan bu toprakları asla bölemeyecekler, bunu da çok iyi bilsinler. Gerekirse tüm Türk milleti şehit olur ama asla topraklarımızı böldürmeyiz. Devletimiz asla Öcalan’a ve PKK’ya taviz vermemeli, tam tersine bu gerçeği çok iyi bilmelerini sağlamalıdır.

Işid yanlış yolda, savaş ayetlerini istismar ediyorlar -1

Işid yanlış yolda, savaş ayetlerini istismar ediyorlar -1
Işid yanlış yolda, savaş ayetlerini istismar ediyorlar -1

Işid’i durduracak tek güç Mehdiyettir.


Tüm dünya şu anda dehşet içinde Işidörgütünün nasıl acımasızca kafa kestiğine şahit oluyor. Dinimiz sürekli savaş, saldırma, yakma, yıkma, kendi dininden olmayanı acımasızca öldürme dini olarak gösteriliyor. Hâlbuki İslam dini daima barıştan, sevgiden, affetmekten, şefkatten yanadır. İşid ve onun gibi diğer örgütler Kuran ayetlerini son derece yanlış anlayıp, hurafelere inanıp Kuran’a tamamen ters bir mantıkla hareket ediyorlar. Kuran’daki savaş ayetlerini incelediğimizde savaşın sadece savunma amaçlı yapılması gerektiği çok net bir şekilde görülecektir.

Bakara Suresi, 191. Ayeti incelersek;

Onları bulduğunuz yerde öldürün ve sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne, öldürmekten beterdir. Onlar, size karşı savaşıncaya kadar siz, Mescid-i Haram yanında onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın. Kafirlerin cezası işte böyledir. (Bakara Suresi, 191)

Bu ayet, Müslümanların ağır baskı ve şiddete maruz bırakılması ve Mekke’den çıkarılıp Medine’ye hicrete zorlanmasının ardından indirilen bir ayettir. Müşriklerin ağır zulmü ve doğrudan saldırılarına karşı Müslümanlar kendilerini savunma emri almışlardır. Zulüm yapma konusunda sakinleşmeyen, güzel sözden anlamayan ve barış, uzlaşma çağrılarına kulak asmayan bu topluluğa, onların yöntemi ile karşı koyma durumu söz konusu olmuştur.

Fakat ayette, Kuran’daki savaş hukukuna dair hatırlatma da tekrar yer almaktadır: “Onlar, size karşı savaşıncaya kadar siz, Mescid-i Haram yanında onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın.” Görüldüğü gibi savaşmanın tek şartı, karşı tarafın bir saldırıda bulunmasıdır. Onlar savaşmadıkça veya herhangi bir saldırıda bulunmadıkça, Müslümanlarla savaşmak kesin olarak helal değildir.

Söz konusu ayeti kendilerince saptıran radikallerin de, İslam karşıtlarının da ayetteki bu önemli hükmü görmezden gelmesi elbette son derece kuşkuludur. Ayet açıkça, Müslümanlara sadece kendilerini savunma özgürlüğü vermektedir. Dolayısıyla savaş ve saldırı bu ayetin hükmü değildir.

Ayetteki bir başka önemli husus ise şöyle bildirilmiştir: “Fitne, öldürmekten beterdir.” Toplumları galeyana getirmek, nefreti körüklemek, dedikodu yayarak nefret, anarşi ve terörü yaygınlaştırmak ve düşman kitleleri oluşturmak fitne çıkarmaktır ve ayetin ifadesine göre böyle bir fitneyi çıkarmak adam öldürmekten dahi beterdir. İşte Müslümanlara saldıranlar, hem fiili hem psikolojik hem de sinsi anlamda bu fitneyi oluşturmakta olan topluluklardır. Verdikleri zarar büyüktür. Saldırganlıkları başgösterdiğinde de Müslümanlar doğal olarak kendilerini savunmaktadırlar.

Şu anda bir kısım bağnazların kulaktan dolma bilgiler veya hurafelere kanarak kişileri, toplumları, dinleri veya ülkeleri fitneci ilan etmeleri ve bu sapkınlıklarına söz konusu Kuran ayetini delil göstermeye çalışmaları ise büyük bir hezimettir. Fitne, Müslümanlar arasında bölücülük yapmak, onları türlü sıkıntılara sokarak zarara ve günaha sürüklemek, ardından da toplu isyanların alt yapısını oluşturmak, Müslümanlara karşı fiili ve sözlü saldırılarda bulunmak gibi bozgunculuğa yol açacak fiiller içermektedir. Dolayısıyla bir kişinin fitne ile suçlanabilmesi için tarifini yaptığımız bu uygulamaların bir veya birçoğunu yerine getirmesi gerekmektedir. Şu anda “fitneci” damgasını vurarak özellikle Musevileri veya İsrail’i suçlamaya çalışanlar bu ayete kesin olarak muhalefet etmektedirler.

Kuran’a göre Musevileri veya İsrail’i bir bütün olarak “fitneci” ilan etmek haramdır. Her dinden veya ülkeden fitne çıkaran insanlar olabilir. Fakat Araplardan, Türklerden veya Müslümanlardan fitne çıkaranlar olduğu için Arapların, Türklerin veya Müslümanların tümünün fitneci ilan edilemeyeceği gibi Musevi ve İsraillilerin de tümünü fitneci ilan etmek söz konusu değildir. Kuran’a göre bir Müslüman, bir Musevinin evinde yemek yiyebilmekte, ona konuk ve dost olmakta, hatta onunla evlenebilmektedir. Durum böyleyken bir Müslümanın bir Museviyi koşulsuz şartsız “fitneci” olarak ilan edebilmesi mümkün değildir. Bu iddiayla ortaya çıkanlar, başta da belirttiğimiz gibi Kuran’ı hiç bilmeyen, fitne konusunda Musevilerle ile ilgili sayısız uydurma hadisin etkisi ile yetişmiş olan cehalet içindeki insanlardır.

Şu anda İşid’in yaptığı kesinlikle zulümdür, Kuran’a tamamen terstir. Savaş ile ilgili diğer ayetleri de detaylı açıklayacağım.

Kaynak: http://bagnazliknedir.blogspot.com.tr/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Twitter: https://twitter.com/erkanarkut