İşte 15 Temmuz darbe gecesi Türkiye’nin deprem haritası!

İşte 15 Temmuz darbe gecesi Türkiye’nin deprem haritası!

15 Temmuz gecesi Türkiye depremlerle sarsıldı… Ahir zamanın her günü Mehdiyetle bağlantılıdır.


Ahir zamanda olduğumuz bu dönemde tüm Türkiye 15 Temmuz gecesi yine olağanüstü bir olaya şahit oldu. Tam peygamberimizinhadislerde detaylarıyla bildirdiği gibi bir darbekalkışması yaşandı. Ahir zamanda her olayın bir harika olduğunu yazılarımda sürekli anlatıyorum. Darbeyi yapmaya kalkışanlar o gece Hz. Hızır’ın da görevli olduğunu hesaba katmadılar. Mehdiyet’in doğacağı İstanbul’un koruma altında olduğunu hesaba katmadılar. Allah’ın koruması altında olan bu şehri Allah’ın dilemesi dışında kimse ele geçiremez, ona da bir kez daha şahit oldular.

15 Temmuz darbe girişiminde yine peygamberimizin bildirdiği olağanüstü bir olay daha yaşandı. O gece Türkiye’nin dört bir yanı depremlerle sarsıldı. Resimde kavuniçi noktalarda Türkiye’de 15 Temmuz gecesi yaşanan depremleri görüyorsunuz. Bakın peygamberimiz bu durumu hadiste nasıl bildiriyor:

…Sonra MEDİNE (İSTANBUL) ŞEHRİ SAKİNLERİYLE BERABER ÜÇ DEFA SALLANACAK, BUNUN ÜZERİNE (MEDİNE’DE BULUNAN) MÜNAFIK ERKEKLER VE KADINLARDAN HİÇ KİMSE KALMAYIP HEPSİ ONUN YANINA GİDECEKLER ve böylece demirci körüğünün demirin kirini, pasını giderip attığı gibi Medine’de pisliği (yani habis insanları) dışına atacak ve O GÜNE KURTULUŞ GÜNÜ DENECEKTİR. (Mace Cilt 10, s. 331-335)

Bu hadisler daha olağanüstü olaylara, Hz. Mehdi’nin ve Hz. İsa’nin zuhuruna şahit olacağımızın işaretidir. Müslüman âlemini zor günlerin ardından apaydınlık günler bekliyor, müminler birbirlerine müjde versin…

Bu konuda yazdığım diğer yazım:

http://blog.milliyet.com.tr/sok-olacaksiniz–peygamberimiz-darbenin-yasanacagini-hadislerde-bildirmis—/Blog/?BlogNo=537315

Kaynak: http://hzisavehzmehdiyibuyuzyildagorecegiz.blogspot.com.tr/ , A9TV

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Reklamlar

İsrail’deki Meclis binası Knesset’deki Sırlar…

İsrail'deki Meclis binası Knesset’deki Sırlar…

İsrail’deki Meclis Binası Knesset Masonik semnollerle donatılmış, tepesinde bir piramit ve göz bulunuyor.


Bugün sizlerleİsrail’deki Meclis binası olarak inşa edilenKnesset’in sırlarını paylaşmak istiyorum.

BinayıRothschildler 1992’de Kudüs’te inşa ettiriyor. Bildiğiniz gibi Amerika’dakiCFR,BİLDERBERG, TRİLATERAL gibi kulüpler var, buraya bizim ülkemiz dahil olmak üzere çoğu başbakan ve cumhurbaşkanı üye… İşte bu gibi Amerikan kulüplerini bile kontrol eden, İsrail’in Meclis Binası Knesset’in bağlı bulunduğu bir mahkemedir, İsrail Yüksek Ana Yasa Mahkemesi… Yani dünyanın yönetildiği bina.

Binanın her köşesine tam anlamıyla Masonluğa ve Illuminati’ye dair semboller nakşedilmiş. Binaya yapacağınız bir tur Aydınlanma (Illumination) ile ilgili sembolik bir kurs niteliğindedir. Bu turun nihai hedefi, binanın tepesine inşa edilmiş olan piramidin tepesine erişmek olarak kurgulanmıştır. Piramidin en uç noktasının her bir yüzünde “Her Şeyi Gören Gözü” temsil eden bir açıklık bulunmaktadır. Binanın tepesinde piramit ve üzerinde gören göz var, otoparkı da güneş şeklinde.

Binanın girişinde Karanlıktan Işığa giden merdiven:

İsrail Anayasa Mahkemesi’ne girenler kendilerini yukarıdaki ışığa doğru çıkan bir merdivenin başında karanlık bir alanda bulurlar. Bu merdivenleri tırmanan bir kişi aşama aşama karanlıktan sıyrılarak aydınlığa kavuşur.

3 setten 10’ar yani toplam 30 merdiven vardır. Bunlar Masonluğun; cahil insanın maddi hayatın karanlığından bilgeliğe ve ışığa taşındığı 30 derecesini temsil ederler.

Merdivenin sağ tarafı Kudüs’ün eski duvarlarını anımsatan taşlarla döşeli iken, sol tarafta ise modern bir duvar bulunmakta. Bu eski zamanlardan günümüze aktarılan ezoterik öğretilerin zamansızlığını temsil etmekte. Merdivenleri çıkan kişi Kudüs’ün panoramik görüntüsüne sahip aydınlık bir lobiye ulaşır. Sembolik olarak yükselen insan ruhani bir görüş açısı elde eder.

Bu alanın tabanında ziyaretçileri kütüphaneye yönlendiren işaretler bulunmaktadır. Kütüphane ise piramidin altında konuşlandırılmıştır.

Kütüphane; Farmasonluğun son üç derecesini temsilen (31,32,33) üç kattan oluşmaktadır.İlk kat avukatların, ikinci kat hâkimlerin ve üçüncü kat emekli hâkimlerin katıdır.

Kütüphanenin işleyiş tarzı – farklı seviyelerin seçilmiş kişilere açık olması – belli bilgilerin sadece alt dereceyi tamamlayan seçilmiş isimlere açıldığı ezoterik öğretilerle uyumlu olması dikkat çekicidir. Kütüphanede yasal, adli, felsefi ve ruhani eserler bulunmaktadır. Üst katlarda emekli hâkimlere ayrılmış katlarda ezoterik eserlerin bulunduğuna şüphe yoktur.

Kütüphanenin; 33. dereceyi temsil eden üçüncü katının en tepesinde ise piramit bulunmaktadır. Bu nokta Masonluğun derecelerinin sona erdiği ve Illuminati’nin gizli derecelerinin başladığı noktadır.

Tam piramitin altına gelen katın zemini:

 

Anayasa Mahkemesi’nin bir duvarındaki sembolü YAHUDA aslanı diye geçen 2 aslan figürü:

Binanın tepesinde üzerinde göz olan piramit:

 

Binanın bir duvarında asılı olan resim: Rothschild ailesini, sıkı dostları olan devlet başkanı Şimon Perez ve İzak Rabin’le birlikte görüyoruz.

Hz. Hızır’ın da duvarcı ustası olduğunu biliyoruz, binanın yapımında Hz. Hızır’da bulunmuş olabilir…

 

Kaynak: http://masonlaringizlidunyasi.blogspot.com/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Video sayfam: http://video.mynet.com/erkanarkut/videolari/liste

Hangi kutsal emanetler bulunacak, söylemedi demeyin…

Hangi kutsal emanetler bulunacak, söylemedi demeyin…

Hangi kutsal emanetler bulunacak, söylemedi demeyin…

Hz. Mehdi peygamberimizin hırkasını giyip, kılcıını kuşanıp İstanbul’dan çıkacak.


Yazılarımda sürekli ahir zamanda olduğumuzu, Hz. Mehdi’nin ve Hz. İsa’nın zuhurunun yakın olduğunu yazıyorum. Peygamberimizin hadislerinde Hz. Mehdi’nin kutsal emanetlerle çıkacağı bildiriliyor.

Bu konudaki hadisler şöyledir:

“Ona Mehdi denilmesinin nedeni, gizli olan bir şeyin yolunu göstermesidir. Antakya denilen bir yerden Tabut’u (kutsal emanetler sandığını) ortaya çıkaracaktır.” (Suyuti, el- Havi li’l Feteva, II. 82)

“O, kimsenin bilmediği bir duruma kılavuzlandığı için kendisine “Mehdi” denilmiştir. O, tabut-u Sekine’yi Antakya mağarasından çıkarır.” (Naim bin Hammad, Kitab-ül Fiten)

“Mehdi, Rumlarla savaşmak için bir ordu gönderir. Onun fıkıh bilgisi on aliminkine bedeldir. O, Tabut-u Sekineyi de Antakya mağarasından çıkarır.” (Naim bin Hammad, Kitab-ül Fiten)

Bu hadislerde bahsedilen Hz. Musa’nın kutsal sandığıdır. Bildiğiniz gibi Hz. Musa bebekken annesi onu bir sandığın içine bırakmıştır. Daha sonra bu sandık bulunmuş ve altınla kaplanmıştır. Ahir zamanda işte bu sandık bulunacak ve sandığın içinden Hz. Musa’nın asası, Tevrat levhaları, Hz. Harun’un asası ve sarığı, Manna (altın tozu) çıkacaktır. Bakın Allah ayetinde Tabut’un (kutsal sandık) bulunması ile insanların üzerine huzur ve güven duygusunun ineceğini söylüyor.

Peygamberleri, onlara (şöyle) dedi: “Onun hükümdarlığının belgesi, size Tabut’un gelmesi (olacaktır ki) onda Rabbinizden ‘bir güven duygusu ve huzur’ ile Musa ailesinden ve Harun ailesinden arta kalanlar var; onu melekler taşır. Eğer inanmışlarsanız, bunda şüphesiz sizin için bir delil vardır.”(Bakara Suresi, 248)

Hz. Mehdi döneminde “Beyt-ül Mukaddes’in hazinelerini, Tabut-u Sekine’yi”, Tabut-u Sekine-kutsal sandığı bulunacak. “Levhaların madenlerini” bulunacak. Gerçek Tevrat levhaları bulunacak. Gerçek Tevrat levhalar bulununca, Musevi’lerin çok büyük bir bölümü Müslüman olacaklar. Orijinal Tevrat’ın bulunması Museviler için çok önemli.

Allah onu özellikle taş levha üzerine nakşediyor Taş niçin yapılır? Muhafaza için. Bozulmadan kalsın diye, “Hz. Âdem (a.s)’ın cübbesini” kim bilir kaç yıllık bozulmadan saklanmış Hz. Âdem (a.s)’ın cübbesi. “Hz. Süleyman (a.s)’ın minberini” minberinin parçaları. Asası, Hz. Süleyman’ın (a.s) asası. Biliyorsunuz parçalandı asası. Bu yüzden bu şekilde bulunacak.

Kutsal emanetlerin bir kısmı Tabut- Sekine’nin içinde. (kutsal sandık) Şu anda herkes arıyor ama bulamıyorlar. Bakın Allah ayetinde “onu melekler taşır” diye bildiriyor. Çünkü kutsal sandığı bulacak kişi kaderde belirlenmiş olan Hz. Mehdi’dir. Bütün bu kutsal emanetlerin bulunmasının bir vakti var. O vakit geldiğinde hepsi Allah’ın izniyle bulunacak, Hz. Mehdi kutsal emanetleri tek tek ortaya çıkaracak.

Kaynak: http://peygamberimizdenhzmehdi.blogspot.com/

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Video sayfam: http://video.mynet.com/erkanarkut/videolari/liste

5500 yıllık mokasen ayakkabı insanlık tarihinin modern yaşadığını kanıtlıyor!

5500 yıllık makosen ayakkabı insanların hiç de ilkel yaşamadıklarını gösteriyor.


Arkeologlar, Ermenistan’da bir mağarada 5 bin 500 yıl öncesine ait ve son derece iyi korunmuş deri

5500 yıllık mokasen ayakkabı insanlık tarihinin modern yaşadığını kanıtlıyor!

bir makosen buldular. Keşfin yapıldığı mağara Ermenistan’ın İran ve Türkiye ile sınır oluşturan Vayotz Dzor bölgesinde bulunuyor. Mağaranın içindeki ortamın kuru ve temiz olması sayesinde ayrıca kaplar içinde buğday, arpa ve diğer gıda maddeleri de bozulmadan keşfedildi.

İrlanda’daki Cork Üniversitesi’nden arkeologların dünyanın en eski ayakkabısı olduğu düşünülen keşfiyle ilgili arkeolojik kazı Amerikan bilimsel internet dergisi PLOS ONE’da (Public Library of Science) yayınlandı.

Tek bir parça deriden yapılan ve giyen kişinin ayağının formunu sararak alması için tasarlanan deri ayakkabı, içi kuru otla dolu vaziyette bulundu. Bilim adamları, makosenin içinin kuru otla ayağı sıcak tutması mı yoksa şeklinin korunması için mi doldurulduğunun daha keşfedilmediği belirtti.

Geçmişten günümüze kalan izler, insanların, tarihin her döneminde kültürleriyle ve sosyal yaşamlarıyla medeni bir hayat sürdüklerini gösteriyor. Arkeolojik kazılarda bulunan aletler, dikiş iğneleri, flüt kalıntıları, süs eşyaları, dekorasyon malzemeleri, geçmiş insanların kültürel olarak gelişmiş bir yaşam sürdüklerini kanıtlıyor. İnsanın içinden “pardon, siz evrim teorisi mi demiştiniz, hangi yüzyıldayız acaba, böyle masallara inanan kaldı mı” diye sorası geliyor.

karand bu blog’u önerdi.

Stonehenge

 800px-Stonehenge_back_wide

Size önceki yazılarımın birinde Newgrange hakkında bilgi vermiştim. Bu gün Newgrange’a pek de uzak olmayan bir yerde bulunan Stonehenge’den bahsedeceğim. Bu yapıt İngiltere Salisbury‘de bulunuyor.

Stonhengen taşları çember biçiminde yerleştirilmiştir. Taşlar ortalama 25 ton ağırlığında ve hemen hemen 4.5 metre yükseklikteler. 30 tane taş bloktan oluşuyor.

Araştırmacılara göre M.Ö. 2800 yılında yapılmış.

Tarihi kaynaklara göre ilk inşaatında ilk olarak çok büyük taşlardan bir çember yaplmış ve çemberin dışına topuk taşı yerleştirilmiş. Ardından yine çok bütük taşlarla ikinci bir çember oluşturmuşlar ve çemberin iç kısmınamavi taş denilen taş blokları yerleştirmişler. Burada asıl ilginç olan burada mavi taş kullanılmasına rağmen Stonehenge’in yakınlarında hiçbir mavi taş kaynağı yok. Araştırmacılar bu mavi taşların Prescelly dağlarından getirildiğini belirtiyorlar. Bu bölge Stonehenge’en ortalama 380 km uzaklıkta. Bu tonlarca ağırlığındaki taşları 380 km boyunca nasıl taşıdıkları merak konusu.

Bazı araştırmacılar bu konu üzerine deney yaptılar. Mavi taşları Stonehenge’e kadar taşımaya çalıştılar. Bunu gerçekleştirmek için ağaç kaldıraçlar kullanıp üç salı birbirine bağlayıp ağaç sırıklarla salı nehir yukarısına taşıdılar. Ardından kendi yaptıkları kaba tekerlerklerle taşları tepeye çıkardılar fakat bu kadar uğraşa rağmen başarılı olamadılar.

Bu deney dışında daha bir çok denemeler yapıldı fakat halen daha başarılı olunmadı ve bu taşların nasıl oraya taşındığı bulunamamış durumda.

Ek bilgi olarak ise önceki Newgrange yazımda, Newgrange’ın kış dönencesinde içeriye ışık alacak şekilde inşa edildiğini belirtmiştim. Stonehenge ise tam tersi yaz dönencesinde iki topuk taşının arasından ışık alıp, ışığı bu çemberin içerisindeki mihraba yöneltecek şekilde inşa edilmiştir.

ErkanArkut/milliyet
blogblog.milliyet.com.tr
Bir firmada CEO olarak çalışmaktayım. Sizinle hobilerimi, düşüncelerimi, izlediğim filmleri, tattığım yemekleri ve okuduğum kitapları ve günlük konuları paylaşacağım.

Kristal kafataslarının sırrı çözülemiyor, bu kafatasları evrimi çürütüyor! Seyredin

Crystal-Skull-museum

Kristal kafatasları tarihte yaşamış insanların hiç de ilkel olmadıklarını ispatlıyor.


21. yüzyıl bilimi kristal kafataslarında kullanılan teknolojinin sırrını bir türlü çözemiyor. En tanınmış kristal kafatası, 1924’de Mitchell Hedges tarafındanMayaların kayıp şehri Lubaantun’da piramit tapınağının mihrabının altında keşfedildi. Gerçek insan kafatasıboyutlarında olan bu kafatası tamamen şeffaf, Quartz kristalinden yapılmıştı. Kristaller karbon içermediği için bu kristal kafatası dünyaca ünlü Hewlett Packard firmasının bilim adamları tarafından çok çeşitli testlere tabii tutuldu.

Sonuçlar bilim adamlarını hayrete düşürdü. Kristal kafatasının ancak ileri bir teknoloji kullanılarak yapılabileceğini ortaya koyan testlerin sonuçları işte bu videoda tek tek anlatılıyor. Videoyu seyrettiğinizde geçmiş dönemlerde yaşayan insanların evrimcilerin iddia ettikleri gibi hiç de ilkel olmadıklarını, evrimin tamamen hayali bir senaryo olduğunu sizde göreceksiniz, bu linkten seyredebilirsiniz:

http://video.mynet.com/erkanarkut/Muhtesem-kristal-kafatasi-Evrim-hic-yasanmadi/1130301